İngiltere’de Victoria Dönemi’nde birçok gelişmelerin yanında birçok da gariplikler varmış.
Bilindiği gibi bu dönem 1830’lu yıllardan yüzyıl başına kadar sürmüştü.
O garipliklerden biri de ölen biri ile fotoğraf çektirmekmiş!
Biri öldü diyelim, onu bir güzel giydirip süslüyorlar ve stüdyodaki manzaralı dekor içinde sevdikleri ile fotoğraf çektiriyorlar!
Fotoğraflara bakıldığında pek bir şey fark edilmese de, daha dikkatli bakılırsa, ölenin donuk halini sezmek mümkün…
…
Dünya ne tuhaf alışkanlıklardan geçmiş…
…
Geçmiş diyoruz ama buna benzer gelenekleri sürdüren halklar var.
Endonezya’nın bazı bölgelerinde olduğu gibi.
Bu ülkenin Güney Sulawesi Bölgesi‘nde ölüler her üç ayda bir mezardan çıkarılıp giydiriliyorlar ve onlara bu şekilde saygı gösterisi yapılıyor…
…
Bazan, kökeni dinden kaynaklanıyor olsa bile bazı ahlaki değerler bu tür garipliklere engel olması açısından iyidir.
Örneğin İslami değerlerden kaynaklanan ölen birinin hemen derhal defin işlemlerinin yapılarak toprağa verilmesi gibi…
…
Öte yandan bizde bir ölüm olayı öncesi düzenlenen cenaze törenleri giderek garip bir hal alıyor.
Cami avlularında insanların düğünlerde oluşturdukları tebrik kuyruğuna girmeleri ve vefat edeninin yakınlarının ellerini sıkmak için sabırla beklemeleri tuhaf değil mi?
Ölenin ardından onun yakınlarını tebrik eder gibi el sıkmak ne demek?
Baş sağlığı tebrik eder gibi mi olmalı bilemem, ki ölenin yakınlarının tam da yüreklerinin cayır cayır yandığı o anda!
Cenazeye git, bir köşede dur, o acıları paylaş.
Yeterli değil mi?
…
Dünyanın giderek globalleşmesi çeşitli kültür, gelenek ve adetlerin kökünü de kazırsa bu çok iyi bir şey mi?
Bir yandan dünya değerlerinin korunması için mücadele edilirken, bir yandan da kültürel farklılıkların kendiliğinden, aslında kendiliğinden değil de, globalleşme koşullarından ortadan kalkması ürkütücü değil mi?
…
Dünya, hesapta “bilgi toplumu” nu yakaladı ama savaş gemileriyle, füzelerle voyvodalık sürüyorsa, “bilgi” nin ne anlamı kalır?
Bilgi toplumu internette her alanda anında iletişim kurmak ya da deli füzeleri akıllı konuma getirmek mi sadece?
Akılsız bir füze ile akıllı bir füze arasındaki fark, akıllının ne yapmak istediğini daha iyi bilmesi demek değil midir?
Neden bilgi toplumu insanların beyni ile değil de füzelerin, insansız hava araçlarının beyinleriyle ilgili?
Yok etmek insanın doğasında mı var?
…
Bir zamanlar dünya bu şekilde hızlı değişmiyordu.
Bir düşünüre göre, Büyük İskender’in askerleri ile birlikte bir günde kat ettiği yol ile asırlar sonra Napolyon’un askerleri ile bir günde alabildiği yol aynı imiş.
Yani hız konusunda yüzyıllarca bir değişim olmamıştı…
…
Teknoloji dünyayı uçuruyor!
Birçok şeyi de ortadan kaldırıyor.
Kimse ne olduğunun farkında bile değil!
…
Bilgi insanlığı öldürmemeli…
































