Temmuz ayında yapılacak yerel seçimler için UBP hariç -ki UBP’de de parti içi aday tartışmaları sürüyor-, diğer partiler şaşkın ördek misali hala ne yapacaklarına karar vermiş değiller. Bir yanda ittifak arayışları sürerken, diğer yanda özellikle de CTP, mevcut adayları yanında belli bölgelerde aday açıklamaya başladı…
Yerel seçimlere yaklaşık iki buçuk ay kaldı. UBP, sanırım Yenierenköy hariç tüm bölgelerdeki adaylarını belirlemiş durumda. Yukarıda da yazdım bazı bölgelerde adaylığı parti tarafından onaylanmayan birkaç isim bağımsız aday olarak seçimlere gideceklerini açıkladılar. Seçim gününe kadar parti bu isimleri ikna ederse ne ala, aksi taktirde resmi aday bu nedenle oy kaybı yaşayacak, hatta seçimi kaybetmesine neden olacak. Ancak bu birkaç istisna dışında şu an seçime hazır tek parti UBP…
Zaten seçim tarihinin hükümet ortakları tarafından ötelenip 1 Temmuz’a alınmak istenmesine karşı çıkma nedenleri de bu. Onların niyeti, bir an önce seçime gitmek ve rakiplerini hazırlıksız yakalamaktı. Onlar ittifakla, kendi içlerindeki sorunlarla uğraşırken UBP, bunu fırsata çevirip erken genel seçimlerdeki başarısını tekrarlamak niyetindeydi…
Hükümet partilerine gelirsek onlardaki durum, UBP’nin aksine tam bir kaos ortamı… Kim nereden, kimin desteğiyle aday olacak henüz ortada birşey yok. Dört partinin sekreteleri haftalardır “ ittifak” konusunu görüşüp duruyor ama, henüz netleşmiş birşey yok. Bize gelen duyumlar, ortaklar arasında Girne ve Güzelyurt’ta sınıktı yaşandığı yönünde. İşte bu nedenle CTP Güzelyurt adayını açıklama gereği duydu. Yine iddialar, Güzelyurt’ta “ittifak adayı” konusunda CTP ve HP arasında bir krizin yaşandığı ve her iki partinin de bu bölgelerde kendi adaylarını çıkarmak istedikleri yönünde. CTP’nin adayını belirlemesi ve ortağı DP’nin de sürpriz bir şekilde bu adaya destek açıklamasının ardından HP ya ısrarını sürdürüp Güzelyurt’ta kendi adayını açıklayacak veya “ittifak adayı” olarak CTP’nin gösterdiği Osman Bican’a destek verecek…
Lefkoşa için dört partinin Harmancı üzerinde bir mutabakata vardıkları duyumları var. Ancak yerel seçimlere pek iddialı hazırlanmayan DP’de, Lefkoşa için aday gösterebileceği konuşuluyor. Genel seçimlerde de DP’den aday olan Okyay Sadıkoğlu ismi, Lefkoşa Belediye Başkanlığı için partide konuşulmaya başlandı. Sadıkoğlu’nun ta baştan adaylık için parti içinde ısrarcı olduğunu biliyoruz…
Mağusa, Girne ve İskele’de ise henüz net birşey yok. Mağusa’da adaylığını bağımsız olarak açıklayan ve bazı CTP’li vekillerin de destek verdiği Ulaş Gökçe ortak aday olur mu bilemeyiz ancak, hükümet ortağı DP’nin Mağusa’da UBP ile birlikte “kendi adayları” olarak gördükleri mevcut Başkan İsmail Arter’i desetkleyeceklerini biliyoruz. Yani Mağusa’da Arter’e karşı Gökçe dışında resmi bir aday yok…
Girne için ise HP’nin aday çıkaracağı ve diğer partilerin de destek vereceği iddia ediliyor. Böylece HP, Güzelyurt’ta CTP’ye kaptırdığı adaylığın rövanşını Girne’de almış olacak…
Kısacası yerel seçim tarihi belli olmasına rağmen, ikitdar ortaklarının bu seçimlere ayrı ayrı mı, yoksa bir itifak altında mı girecekleri henüz netlik kazanmış değil. Görüşmeler sürüyor, bu hafta olumlu veya olumsuz bir sonuca ulaşılması bekleniyor. Ancak sonuç ne olursa olsun olası bir ittifakın tüm bölgelerde değil de, belli yerlerde yapılacağı neredeyse kesin gibi…
Ve Meclis’in yeni partisi YDP’de henüz bir seçim heyecanı yok. Sadece Lefkoşa’da aday göstereceklerini açıkladılar. Diğer bölgelerde ise üylerini ya serbest bırakacaklar veya merkezin belirlediği bir adaya yönlendirecekler. Hele biraz zaman geçsin YDP’deki tablo daha da netleşecek…
Sonuç olarak, iktidar ortaklarındaki dağınık görüntüye karşın ana muhalefet UBP’nin erken genel seçimlerdeki zaferin de etkisiyle sandıklara daha çok rağbet edeceğini söyleyebiliriz. Hele buna, olası bir yerel seçim zaferinin onlara iktidar kapılarını açma olasılığını da ekleyince…
YERİN KULAĞI VAR
ÖLME EŞEĞİM ÖLME:
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözülünceye kadar masada kalacağını ifade ederek, “Çözüm, 16 Nisan’da olmayabilir, fakat bir gün çözüm olacak” dedi… Yarım asırdır hep bu umutla yaşadık, kimilerimiz göremeden gitti, belki bizler de Talat’ın bahsettiği o çözümü göremeyeceğiz. Zaten şu an için çözüm umudunu yeşertecek bir durum da yok ortada. Hani eskilerin bir lafı vardı, “ölme eşeğim ölme” diye. İşte bizim çözüm umudu da bunun gibi…
NE YAPTIYDI ACABA:
Gerçekten merak ediyorum, hükümeti döviz karşısında önlem almamakla eleştiren Sunat Atun, kendi Ekonomi Bakanlığı sırasında aynı krizler karşısında ne yapmıştı, lütfen açıklar mı? En basitinden, 744 milyonluk Fiyat İstikrar Fonu’nu bile bitiren, zamları sübvansiye edemeyen, seçim sonrasına erteleyen bir hükümetin Ekonomi Bakanıydı. Meclis’in sağ tarafındaki koltuklara geçince her şey unutuluyor galiba…
TAMAM AMA:
El-Sen Başkanı Umut Öksüzoğlu, Kıb-Tek’in, Kıbrıs Türk halkının elinde kalan son en stratejik kurum olduğunu söyledi. İyi güzel bu kaleyi vermeyelim ama oradaki bazıları da deveyi hörgücüyle götürüyor ve bunun faturası hep bize çıkıyor. Sendika, Kıb-Tek’deki sorunların kaynağının, Bakanlar Kurulu’nun atadığı Yönetim Kurulu ve ilgili bakan olduğunu savunuyor ve kurumun özerkleşmesini istiyor. İyi de yönetim size verilince fiyatlar düşecek mi, siz onu söyleyin. Bu personel giderleriyle nasıl olacak bu iş? Çünkü vatandaş kurumu kimin yönettiğinden çok, cebinden çıkan paraya bakar…
TIS YOK:
Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter, ben dahil kendisine yönelik eleştirilere yanıt vererek herkesi yalancılık ve acizlikle suçluyor. Ancak açıklamaları arasında belediyeye yaptığı istihdamlarla ve Bakanlar Kurulu kararıyla aldığı yüksek miktarlı kredilerle ilgili tek bir cümle etmiyor. Ki bu iki mesele belediyenin, bugün çıkmaza girmesinin en önemli iki nedeni. Keşke kendini eleştirenlere çamur atacağına, çıkıp bu iki konuyla ilgili gerçekleri açıklama cesaretini gösterebilse…
YENİ BİR ŞEY YOK:
ABD’nin Kıbrıs konusundaki rutin raporu yayınlandı. Rapor, Crans Montana’dan başlayarak, Ağustos-Eylül 2017 döneminde, tarafların pozisyonlarını ortaya koymaktan başka bir şey içermiyor. Yani rapor eski. Aslında açıklanması neden bu kadar gecikti, neden bu dönem yayınlandı o da ayrı bir konu. Yeni bir sürecin başlamasından söz edilirken, ABD’nin söyleyecek yeni bir şeyi yokmuş. Savaşın boyutlarının giderek büyüdüğü bugünlerde, demek ki Kıbrıs henüz denklemin içinde değil. Ben bunu anladım.
SAĞLIK DEĞİL, TARIM BAKANI:
Geçtiğimiz gün bu sütundan yazdığım, devlete ait iki aracın aşırı hızdan 95 kez radara yakalandığıyla ilgili mesajda, Tarım Bakanlığı yerine sehven Sağlık bakanlığı yazmışım. Sayın Sucuoğlu aracın kendilerine değil, Tarım Bakanlığı’na ait olduğunu ifade etti. Bu yanlış anlaşılmayı düzeltelim. Ama aynı izahı Nazım Çavuşoğlu’ndan beklediğimizi de belirtelim.
ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “Kıbrıs Türk Hava Yolları niye battıydı? Herkes kendi çıkar köşesinden bu soruya farklı yanıtlar verir. İşadamları politikacıları suçlar; ‘Konunun ehli olmayanları atadılar KTHY’yi batırdılar’. Politikacı sendikayı suçlar; ‘Çok fazla hak istediler, KTHY’yi batırdılar’. Sendikacı işadamlarını suçlar: ‘Sırf daha fazla para kazanma uğruna KTHY’yi batırdılar’. Ve bu suçlamalar böyle uzayıp gider. Hakikaten KTHY neden batmıştı? Ve kimin tarafından batırılmıştı?”…
DİPTEKİLER
Kendi Ayağına Kurşun Sıkmak: Deyim, en basit anlamıyla, aptallığın tarifidir. Kim kendine böyle bir kötülük yapar? Ne yaptığını bilmeyen, umursamayan… Tüm bir ülkeye kurşun sıkmaksa, en başta kişisel çıkar gözetmenin, sonra da umursuzluğun, işbilmezliğin ve kötü niyetin neticesi olabilir. KTHY konusu da ancak böyle izah edilebilir. Al işte, şirketlerden biri tarifesini azalttı. Tam da yaz sezonu yaklaşırken. Aynen dövizin yükselişi gibi, bakıyoruz sadece… Yapacak bir şeyimiz yok. Sahi kim sıktıydı o son kurşunu? Bundan sonra ne önemi var değil mi..?
Foto Gündem

































