Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ölü Gözünden Yaş…

Hükümet edenler üstüne alınmasın, durum herkes için aynı… Bu saatten sonra, isteseler de yapacakları bir şey yok…

Başka bir ülkenin parasını kullanıyorsunuz.

Başka bir ülkenin siyasi şartlarına hiç bir müdahaleniz olamaz.

Geliriniz, giderinizi karşılamaz…

Ticaret açığınız dünyada bir numara…

Zaten gelirinizin büyük bir kısmı da o ülkeden…

Ne yapacaksınız?

Ha bir de liberal ekonomiyi benimsemişsiniz.

Bankacılığın kuralları var, piyasanın kuralları var, rekabet kuralları var…

Devlet ha deyince bir tanesine müdahale edemiyor ki…

Sonuçta son 20-25 yılda sanırım en büyük dördüncü krizi yaşıyoruz.

Bundan öncekiler de Türkiye’deki siyasi olayların sonucuydu.

Hani anayasa kitapçığı fırlatmalar filan…

Öyle global krizlerde falan, böylesine enflasyon görülmedi.

Şu anda Türkiye’de tuhaf bir şekilde cari açık düşüyor.

Ama döviz durdurulamıyor.

Neden?

Yabancı sermaye Türkiye’den kaçıyor da ondan…

Serdar Denktaş’a sormuşlar “Ne yapacaksınız” diye. “Yapılacak pek bir şey yok” demiş. Ne desin.

O acıyı çekenler, bu sözler karşısında çıldırıyor. Ama böyle…

Piyasaya para akışı sağlayacaklarmış. O da, devlet ihalesini alan şirketlere toplam bedelin dörtte üçünü peşin ödeyerek…

Ha bir de kampanya yapacaklarmış, hani yap-satçılar, üniversiteler, bankalar kuru sabitlesinler diye.

Ben de bir slogan önereyim kendilerine; “Lütfen be gardaş kuru sabitle”…

Şaka gibi…

Denktaş kendi de söylüyor, olacak iş değil. Çünkü sistem böyle işlemiyor.

Sonra, onların işini bozan bir durum yok ki.

Öğrenci geliyor, inşaatlar kapanın elinde kalıyor, bankalara vatandaş mecbur, başka çaresi yok…

Dövizden kar etmeye alışmış sektörler, talep de varken, niye kuru sabitlesin ki?

Yaptırımın var mı, yok!

Yaratabilir misin? “Bundan böyle dövizle alım satımı yasakladım” diyebilir misin?

“Yasakçı bir zihniyet güdülmeyecek” lafından,  böyle bir niyet olmadığını da anladım.

Bak işte İran, dolar/riyal kurunu sabitlemiş. Hem de yarı yarıya… Adam devlet…

Ey vatandaş, madem ki dünyanın bu lanetli yerinde kimliksiz, kişiliksizsin, o halde çaresizsin…

Eline geçen fırsatları hovardaca yedin, bitirdin. Ekonomi diye bir şey aklına gelmedi. “Versin, dağıtayım” diyenlere koşa koşa oy verdin. Aslında çocuklarının geleceğini bitirdin. Şimdi en büyük acıları çekenler, iş bulamayanlar, üniversite diplomasıyla asgari ücrete çalışanlar, fahiş faizlerle, döviz maliyetleriyle iki odalı bir evcik almaya çalışanlar senin çocukların. 1974 sonrasının hovardalığını yapan nesillerin çocukları. Eğer vurgun vurmadıysan, andek döndek yapmadıysan, ganimet yemediysen, durum bu…

Tek çare var, küçülmek. Eldekini avuçdakini satmak, fakirleşmek… Umutlarını rafa kaldırmak…

Eğer çalışacak bir işin varsa, ona dua et…

Senin memleketinde milyonlar ödeyerek mülk satın alanlar, istihdam alanlarını da kapatmak üzere…

Korkarım yakında nefes aldığımıza da dua edeceğiz…

 

YERİN KULAĞI VAR

MUHALEFETİN SEVİYESİNE BAK:

İnşaatlarda yapı denetim tüzüğü yokmuş, kimin denetim yaptığı belli değilmiş. Bunları söyleyen daha düne kadar bakan olan biri, Ersan Saner…Şimdi bıraktıkları enkazdan utanç duyacağına, mevcut bakanı “inşaatlarda koşturmakla” suçluyor. Tüzüğü hazırlamışlar da bırakmışlar… “Al da bak” diyor. Oysa bakılmış, eksik olduğu da görülmüş, yeniden yapılıyor.  Bu kadar seviyesiz bir muhalefet olabilir mi… Siz değil miydiniz “denetlersek inşaatlar durur” diyen..?

HER DOKTORA 3 BİN HASTA:

Eksikliklerin ivedilikle giderilmesi halinde, kamuda sağlık hizmetlerinin durabileceğini söyleyen Tıp-İş Başkanı Varış, 276 kamu hekimi 300 bin nüfuslu ülkemizde 2017 yılında 859 bin 304 hastayı muayene ettiğini söylüyor. Bu verilere göre her doktor, sadece geçen yıl 3 bin kusur hastaya bakmış oldu. Bazen onlara çok kızarız ama, özveriyle çalışan doktorlarımızın hangi şartlarda çalıştıklarını görünce, sanki biraz haksızlık ediyormuşuz gibi geldi bana…

HERŞEY DÖVİZE ENDEKSLİ:

Vatandaşın dövizin yükselişi karşısındaki isyanını anlamamak mümkün değil. Ülkenin geçerli para birimi TL olmasına karşın herşey döviz üzerinden. Ev, araba, üniversiteler ve özel okullar, ev kiraları ve günlük ihtiyaçlarımızın neredeyse hepsi döviz üzerinden hesaplanıyor. Vatandaşa “döviz borçlanma” diyeceğinize tüm işlemlerin, geçerli para birimi olan TL üzerinden yapılmasını zorlayın…

YAPACAK BİRŞEY YOK:

Özdil Nami
Özdil Nami

Dövizin ateşi her kesimi yakarken Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami,   dövizle ilgili olarak ülkede alınabilecek tedbirlerin sınırlı olduğunu, ancak kısıtlı çerçevede yapabilecekleri bulunduğuna işaret etti. Yani Nami bana göre diyor ki, “kusura bakmayın ama, sizin için yapabileceğimiz pek birşeyimiz yok. Herkes kaderine yansın ve dövizin düşmesi için dua etsin. Elimizden birşey gelmiyor”…

İKİ YAKAMIZ BİR ARAYA GELMİYOR:

Develetin verilerine göre her çalışan 2 yabancı uyrukludan biri kaçak. 2007 sonrası yabancı kaçak çalışma oranında istikrarlı bir artış görülüyor. Bu da doğal olarak Sosyal Sigortalar’a olumsuz etki yaparak sıkıntıya neden oluyor. Eskiden sadece Türkiye’den işçi ithal ederken son yıllarda tam tersine üçüncü dünya ülkelerinden çok daha ucuza işçi getirmeyi tercih ediyoruz. Hal böyle olunca da sigortaların iki yakası bir araya gelmiyor doğal olarak…

ORYANTİRİNG:

Ben de ilk defa duydum, Oryantiring diye bir spor varmış. Harita yardımıyla yön bulma yarışmasıymış. Türkiye bunun uluslararası federasyonundan ülkeleri davet etmiş, Bolu’da ağırlamış. Aralarında Güney Kıbrıs da varmış. Sadece şu bir kaç cümlelik habere bakın ve yeryüzünde bir nokta bile olmadığınızı görün diye yazdım…

 

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: “Suyu 2.3 TL’ye alıp belediyelerin 2-3 katına satmasını onaylayan ve toplumun çok yanlış bir şekilde fahiş su bedellerinin sorumlusu olarak, Türkiye’yi ve Türkiye ile birlikte yürütülen çok önemli bir uluslararası projeyi görmesinin önüne dahi geçmeyi başaramadık. Su konusundaki ‘çözüm ortağımızı’ ahaliye adeta dövdürtüyoruz”…

DİPTEKİLER

Trafik: En az insan sayısı kadar arabanın olduğu, yolların yetersiz kaldığı, kuralların belli olmadığı ülkemizde temel sorunlarımızın başında trafik geliyor. Her gelen siyasinin kendi kafasına göre ellediği trafiğe 2018 yılında, yani 3 ayda tam 9 can verdik. Eline direksiyon alan kendini profesyonel şöför sandıkça, alışık olmadığı bir trafiğe, hiç bir eğitime tabi tutulmadan çıkan şöförler oldukça, daha çok canlarımız gider…

 

Foto Gündem

girne yağmur
Ülkemizin birçok bölgesinde önceki gün etkisini göstermeye başlayan sağanak yağmur dün de sürdü