Şu müşavirlik ve atama işleri baydı artık.
Her yapılan atama bir şekilde eleştiriliyor.
Her yapılan atama dert oluyor…
Hem atayanlar için, hem atananlar için.
Seçim öncesi verilmiş sözler var, anladık…
Hükümetin partileri, yeni müşavir yaratılmasına karşı. Herkes de karşı.
Ama artık bir karar verilmiş, yasa değişikliği Pazartesi Meclis gündemine geliyor. Bir şekilde adım atılmış olacak. Artık bu noktadan sonra tartışılması anlamsız.
Muhalefeti de anlarım, eleştirmek için fırsat kollayacaklar. Eski defterleri açacaklar.
Bırakın açsınlar, söyleyeceklerini söylesinler. Siz yapılacak işten eminseniz, yolunuza devam edin.
Ama bu işi sosyal medya mesajlarıyla karşılıklı atışmaya döndürmeyin. Olmuyor.
O yasa çıkacak ve bu iş bıçak gibi kesilecek. Başka yolu yoktur.
Her reform sancılı olur, her reformda kayıplar, zararlar olur, olmazsa olmaz.
Şimdi bu yeni yasayla zaten müşavirlerin 60-70 tanesi eski görevlerine gidecekler. Geriye kalanlar da zaman içinde eriyecek. Hiç yapmayıp beklenseydi, daha mı iyi olacaktı?
Senin görevden aldığını ben atayayım; benim görevden aldığımı sen ata, nereye kadar?
Devletin içindeki hiyerarşi tıkansın… Genç memurların hiç yükselme şansı olmasın. Olacak iş mi bu?
Dışişleri Bakanı Kudret Özersay son iki atamayla ilgili bir mesaj yayınladı. O da yaptıklarını savunuyor, yapacaklarını anlatıyor…
Ama bir işe yaramıyor…
Gelen yorumlara baktım, devletin kapısından içeri başını uzatmamış insanlar, kamu uzmanı gibi yorumlar yapmışlar…
Belden aşağı, yalan yanlış…
Ya da 1. Derece memurun Müdür atanabileceğinden haberi olmayanlar.
Kısır, seviyesiz bir muhabbet ortamı oluşmuş…
Zamanında kendileri de aynı pozisyonda atananlar bile eleştirmiş.
Ha bir de milletvekili maaşları konusu. Sanki asgari ücret artışıyla birlikte milletvekili maaşlarına zam yapılmış gibi haberler yayınlandı. Oysa meydana gelen artış, tüm memur ve emeklilerin aldığı hayat pahalılığıydı. Milletvekilleri kendilerine kıyak yapmış değillerdi. Kendilerinden önceki tüm milletvekilleri gibi, hayat pahalılığı artışından maaşları oranında yararlandılar, o kadar.
Bu konuda da brüt maaşla, net maaşın farkını bile bilmeden yorum yapan vardı.
Her neyse, atama, müşavir konusu ve benzerleri devletin baş konusu değildir. Baş konusu haline de gelmemli.
Yapmaları beklenen onca ciddi icraat varken, böyle bir konuda tıkanıp kalmak aleyhlerinedir.
Boş tartışmalar yaratmak yerine, yapsınlar icraatlarını, eleştirecek olan varsa, yaptıkları işin politikasını eleştirsin.
Bunlar sığ sular, muhalefetin iktidarı içine çekip boğmaya çalıştığı sular.
Ne çaba, ne zaman harcanacak işler değil bunlar.
YERİN KULAĞI VAR
DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ:
Hükümet kurma çalışmalarıydı, bütçeydi derken, dörtlü koalisyon iki ayını doldurdu, henüz elle tutulur bir şey göremedik. Niyetleri iyi biliyoruz ama vatandaşı rahatlatacak, diğer hükümetlere göre fark yaratacak planlarını uygulamaya bir türlü geçemediler. Sosyal medya üzerinden eleştirilere yanıt vermek için zaman harcanağına artık iş yapmaya yoğunlaşılmalı….
POLİTİKADA SOSYAL MEDYA:
Yeni nesil politikacılar, sosyal medya gençleri. Öyle bir alışkanlıkları var. Ama devlet yönetiminde, bürokraside bu yöntem doğru olmuyor. Gereksiz tartışmalarla, haklı oldukları konularda bile gereksiz tartışmalara malzeme vermiş oluyorlar. Benim bildiğim politikacının en uzak olması gereken durum bu ama bir türlü duramıyorlar…
İHALESİZ OLMAZ:
Taşınmaz Mal Komisyonu, Jasmin Court Otel arazisinin satın alınması konusunda Rum sahipleriyle anlaşmış. İddiaya göre 22,7 milyon sterline. Halihazırda Jasmin Court’u işleten kişi, kendi payına düşeni satın almak istediğini söylemiş. Tuhaf bir durum. Girne’nin göbeğinde, çok değerli bir arazi ve otel. Şimdi içindeki kiracıya mı satılacak? Eğer devlet bu malı üstüne geçiriyorsa, derhal ihaleye çıkmalıdır. Hem bu parayla Rum mal sahibi ödenir, hem de devletin çıkarları adil bir şekilde korunmuş olur…
BİLİYORSANIZ AÇIKLAYIN:
Veteriner Dairesi Eski Müdürlerinden Nazım Akçaba, Veteriner Dairesi’nde yaklaşık 10 yıldır rüşvet karşılığında hayvan kaçakçılığına göz yuman personel olduğunu söyleyerek, “Bu işi kimin yaptığı bellidir. Herkes tarafından kimlerin para karşılığı rüşvet alıp görevi kötüye kullandığı bilinmektedir” iddiasında bulundu. İyi de bunları söylemek için bu kadar yıl niye beklediniz? Madem kimlerin yaptığını biliyorsunuz bakana gidin, polise gidin ve bildiklerinizi anlatın o zaman…
NEREYE GİDİYORUZ:
UBP iktidarı döneminde türlü daleverelerle inşaatına başlanan, yaptığı kaçak katlarla gündem olan bir otel, şimdi de “izni olmadan” casino açmakla suçlanıyor. Ve bu haberi yapan UBP’nin gazetesi Güneş. İyi de zamanında bu otele izin veren, arsa tahsis eden siz değil miydiniz? Bu cainoyu son iki ayda mı yaptı bu arkadaşlar. Zamanında yol verdiğinize şimdi dur demekle muhalefet mi yapıyorsunuz… Ama dedik ya ülke öylesine başı boş ki, dileyen dilediğini yapmakta kusur görmüyor…
RUM OLMUŞUZ DA, HABERİMİZ YOK::
Türkiye’de yayınlana Sözcü gazetesinin dün ön sayfasından verdiği bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı “ 110 bin Kıbrıslı Türk, Rum vatandaşı oldu”… Ve devam ediyor, “ Kuzey Kıbrıs’ta 110 bin 734 Türkün, AB vatandaşlığı almak için Rum Nüfus İdaresine kaydını yaptırdığı açıklandı”. Sözcüye göre hepimiz sırf AB vatandaşlığı için Rum olduk. Yahu burayı bilmezsiniz diyelim, bir araştırın, öğrenin de ondan sonra yazın yazacaksanız yalanınızı…
ZİRVEDEKİLER
Mete Tümerkan: “AB yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri ile Kıbrıs’ta çözümsüzlük değirmenine su taşımaktadır. Diğer batılı ülkeler de öyle. Çözüm isteyeni yalnız bırakan bu anlayışlarla, Kıbrıs meselesinin bildik yollarla çözüme kavuşturulabilmesi mümkün değildir. Ve zaten bedel ödemesi gereken taraf bedel ödemediği sürece de çözüm gelmeyecektir. Dolayısıyla bu koşullarda kimsenin Türk tarafından bugüne kadarki süreçlerde hiçbir şey olmamış gibi hareket etmesini beklemeye hakkı yoktur…”
DİPTEKİLER
Maaşın İki katı Ek Mesai: Ayda 14 bin lira ek mesai alan bir şöför. Dün Başaran Düzgün yazdı. Kıb-Tek’den tek bir örnek. Daha yüzlercesi var böyle. Ben size başka bir örnek vereyim. Tek bir buzdolabının çalıştığı eve ayda 40-50 lira elektrik faturası geliyor. Yakılan elektriğin maliyetinin on katı bir fatura bu. Ve bunun büyük bir kısmı da Kıb-Tek’in kötü yönetiminin maliyeti… Oh ne ala memleket. Hala daha bu mevcut kötü sistemin sürdürülmesi için formüller aranıyor. Resmen kamu zararına…
































