Ticaret Odası, 2017-2018 Rekabet Edebilirlik Raporu’nu açıkladı.
Benim için en önemli vurgu şu….
Turizm ve eğitim sektöründe yakalanan ivme ekonomik göstergeleri yukarı çekiyor.
Yani bir büyüme rakamı görülüyor.
Ancak bu büyümenin ekonominin geneline bir faydası yok.
Yani tabana yayılmıyor…
Yani kalkınmayı sağlamıyor…
Devletin bu büyümeden elde ettiği gelir de kısıtlı, vatandaşın bu sektörlerden sağladığı fayda da…
Ne ülke ekonomisinin güçlenmesine yarıyor, ne halkın hayat kalitesi ve yaşam standartlarını artırmaya…
Sadece sektörler içinde dönen bir para var.
Hem üniversiteler için, hem turizm için. Hadi açık yazalım, kumar sektörü için…
Piyasaya düşen pay ise, komik…
Ticaret Odası da diyor ki, “Bu, ülkeyi yönetenlerin öncelikli gündemi olmalı”…
Aynen öyle.
Çünkü bu iki sektör de artık gelişmişliğini tamamlamıştır.
Kazanç elde etmektedir.
Hem de akıl almaz kazançlar.
Her biri darphane gibi para basmaktadır.
Ben buna bir de inşaat sektörünü eklerim.
Öyleyse, artık bu sektörlere verilen sınırsız teşvikler ve de muafiyetler gözden geçirilmelidir.
Devletin bu kazançtan elde edeceği pay artırılmalıdır…
Kalkınma bugüne kadar her türlü ekonomik anlayışa aykırı olarak, belli kesimlerin halkın ve de devletin kaynaklarının sırtından kalkınması olarak görüldü bu topraklarda.
Kalkınma değildi bu, belli kesimlerin devletin ensesinden zenginleşmesiydi.
Şimdi herkesin bundan pay almasını sağlamak, gerçek anlamda kendimize özgü kalkınma modelleri yaratmak, bu dengesizliğe son vermek zorundayız…
Daha doğrusu, bunca yıldan sonra artık kalkınmayı ama gerçek anlamında kalkınmayı hedeflemeliyiz.
Daha çok istihdam, daha yüksek asgari ücret, emekçiden daha az vergi, eve giren ekmeğin sayısında artış için…
Daha çağdaş, üretime destek veren, elektriği, suyu, akaryakıtı vatandaşına daha ucuza sunabilen, döviz gibi olumsuz dış etkilerden vatandaşı koruyabilen bir devlet için…
Büyümeyle kalkınma arasındaki uçurumun en somut örneği işte Karpaz. Dipkarpaz Çevre ve Sosyal Aktivite Derneği, Karpaz’da kalkınma programlarının ivedi şekilde hayata geçirilmesini, bölgede oldukça fazla yaşanan göçün önüne geçilerek, “en büyük kanayan yara” olan işsizliğin azaltılmasını istemiş. Oysa şu anda bu bölgede, dünya standardlarının üstünde oteller var. Yenileri de yapılıyor. Ama Karpaz insanı işsizlikten kırılıyor. Gelir düzeyi en düşük bölge, yine Karpaz… Devlet kendi belirlediği, “şu kadar yerli istihdam” kuralını bile denetlese, ihya olacaklar. Maalesef denetlemiyor…
Başbakan Erhürman’ın;
“Hastalık teşhis edildi, tedavi de belli. Bütün mesele cesaret meselesidir…
Reformların yapılması için gereken cesarettir….
Siyasette dön dönemimiz olmasını göze aldık….
Temel hedef, doğru ve planlı, yatırım odaklı büyümedir…
Değişim sancısız olamayacak” sözlerinden ben bu niyeti anladım.
Bir hükümetten de beklenen budur zaten…
YERİN KULAĞI VAR
SANCIYA DA ACIYA DA RAZIYIZ:
“Hastalıklarımız teşhis edildi, ne yapılması gerektiği belli, bütün mesele cesaret meselesi” diyen Başbakan Erhürman, değişimin sancısız olamayacağını vurgulayarak, kalkınma hamlesinin kampanya olarak yürütüleceğini açıkladı. Bu toplum yıllardır ne acılar görüp, ne sancılar çekti. Eğer sonu aydınlık olacaksa, refaha kavuşacaksak, sancı da, acı da çekmeye hazırız. Kampanya yapmanıza bile gerek yok, yeter ki yapacaklarınıza bizi inandırın ki size güvenelim, destek verelim..
ALO VEKİL:
Milletvekili maaşlarına yapılan zammı eleştirmek yerine, milletvekillerine verilen ek tahsisatı, devletin her milletvekilinin cep telefonu faturası için ödediği aylık 250 TL’sını gündeme getirsek çok daha iyi olmaz mı? Niye devlet vekilin yaptığı telefon konuşmalarını ödesin ki? Asgari ücrete gelen artışlarıyla vekil maaşlarına gelen zam yerine, havadan gelen bu avantaları eleştirmek daha doğru olur sanırım…
SÜRÜYÜ GEÇİRMİŞLER:
Tonlarca kaçak et giriyor her gün bu ülkeye. Neredeyse alıştık artık. Yakalanan kaçta kaçıdır merak ederim. Arkadaşlar öylesine cesaretlenmişler ki, olduğu gibi sürüyü geçirmişler. Tam 68 tane hayvan… KKTC’ye getirildikten sonra tespit edilmiş. Koca sürünün geçtiğini kimse görmemiş mi? Bu sınır dünyanın en iyi korunan sınırı değil miydi? Bir kaç kaçakçı resmen devletle alay ediyor. Kaçak etten yakalananların bir çoğu da dışarıda geziyor. Ceza yasasına acilen ellenmesini gerektiren bir neden daha…
İŞTE ORGANİZE SUÇ:
Polis bülteninde ilginç açıklama; uyuşturucu operasyonu ileri götürülürken, sanal betle ilişkisi tespit edilmiş. Bültende deniyor ki; “Girne’de uyuşturucu operasyonu düzenleyen polis, ileri soruşturmada internet üzerinde yasa dışı bahis ve kumar oynatan sitelere finansal hizmet sağlandığını tespit etti”. Nasıl ama? Organize suç diye ben buna derim. Bunların artık eski metodlarla kökü kurutulamaz. Kimin kimi beslediği ve ülkenin ne hallere düştüğü çok açık…
BİZ NİYE BAŞARAMIYORUZ:
Bizim batan KTHY’mizden yıllar sonra aynı akıbeti paylaşan “Cyprus Airways” yeniden seferlerine başlamış. Biz ise yıllardır özel havayolu şirketlerinin insafına bırakıldık. Hergün bilet fiyatlarıyla ilgili neler duyuoruz. İnsan okuyunca üzülüyor be kardeşim. Bizim onlardan neyimiz eksik, bizden daha mı akıllılar? Kesinlikle hayır ama, başaramıyoruz işte…
ÜRETİMLE UĞRAŞMAK BOŞ:
Ekonomimizi tanımlamak oldukça basit. Kısaca söylemek gerekirse, tüketim üzerine kurulmuş bir ekonomi. Bakın en çok gelir elde eden kurumlara, marketler, yap-satcılar, meyhaneler, araba ithalcileri… Üreten kesimi bir dinleyin, hepsi batakta, iflas noktasına gelmişler… Demek ki bu ülkede iş yapacaksan üretmek yerine, al-sat üzerine bir iş yapacaksın, yoksa huzur bulamazsın…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Diyeceğim günümüzdeki bu seçim hovardalıkları, ve taraftarların da ihya edilmek için böyle dönemleri dört gözle bekliyor olmaları geçmişe dayanan bir kültür. Bir çok iyiden ve güzelden yana kültürel alışkanlıkların yok edilmesi karşısında, Bu gibi alışkanlıkların hararetle devam ediyor olması, ahalinin sağlam bir mayaya sahip olduğunu gösteriyor doğrusu!”…
DİPTEKİLER
Tehdit Etmekten Vazgeçmiyor: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anatasiadis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e sondaj gemisi getirmesi halinde Rum tarafının, elindeki bütün siyasi ve diplomatik imkanları harekete geçireceğini, konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne götürebileceğini söylemiş. Eğer bölgede huzur istiyorsa, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını göz ardı ederek olmaz…
































