Hisarların üstüne çıkılırdı ama o hisarların hangi burçlara ait olduğu bilinmezdi.
Bir caminin, eski bir taş yapının önünden geçilirdi ama bunların ne olduğu genellikle bilinmezdi.
Neydi o duvarlardaki armalar?
Niçin duvarlarda taş kesmeden, el marifeti ile yapılan figürler vardı ve neyi anlatıyorlardı?
Okullarda Ilgaz Dağı, Ağrı Dağı okutulurdu lakin ne Kantara bilinirdi ne Bufavento…
…
Hisarlara oturulur, ayaklar aşağıya sarkık vaziyette, ya bir tören izlenirdi, ya bir maç, ya da bir yaz ikindisidir yoldan geçenleri seyretmek için…
…
Hisarlar hayatın bir parçasıydı, böyle bahar havalarında gül damlaları rüzgarla sarsıldıkça gül kokuları yayılırdı ortalığa…
…
Güldamlası kokusunu gülden mi devşirdi?
…
Bazan havalar şaşırtır insanı.
Bahar derken kıştan kalma bir hava bahara inat girip çıkar memleketten.
Bu yüzden sinemalar temkinliydi vaktinden önce taşınmazlardı yazlık yerlerine…
…
Gazeteleri okurken gözüme bir partinin tüzük değişikliği haberi ilişti.
Ancak tüzük değişikliğini yüzük değişikliği olarak okumuştum.
Böyle anladığım için konuşmacının espri anlayışına bayılmıştım.
Nihayetinde koalisyon meselesi karşılıklı olarak yüzükleri takma işlemiydi.
Ama yüzük değişikliği de neydi?
Yüzükler atılıp tekrardan mı takılacaktı?
Doğrusunun yüzük değil de tüzük olduğunu anlayınca,
Her şeyin yolunda olduğu da anlaşıldı.
Aptallığımla baş başa kalmıştım.
Tüzük değişiklikleri hayatidir nihayetinde…
…
O hisarların her birinde ilginç hikayeler vardır.
Gerçekten de kanla sulandı dedikleri yerlerdi oraları.
Venedikli ve Osmanlı askerlerin havada uçuşan kelleleri aynı surlar dibine düşüyordu.
Fetih sırasında 9 Eylül’de Osmanlı tüm gücü ile surlara saldırınca,
Ahalinin bir kısmı bizim fıstık leblebi yiyerek ayaklarımızı sarkıttığımız yerlerden aşağıya inerek sur dışına kaçmışlardı.
O dönemi anlatan tanıklar onları hainlikle suçlamışlardı kitaplarında.
Hainlik ta o zamanlarda önemli bir siyasi malzemeydi…
…
O surlardan inmek çok kolaydı doğrusu.
Pirili ve lingiri oynanan dönemlerde sur çocukları kolayca inip çıkarlardı surlardan.
Düzenlenen törenleri izlemek için o surların bütün Lefkoşa ahalisini omuzlarında taşıdığı olmuştur…
…
Bir tüzük değişikliği ya da bir tüzük yapılacağında dikkat etmek lazım.
Özellikle “amaçlar” bölümüne.
Acaba o amaçlar ne kadar zaman amaç olmaya devam edecek ve o tüzüğü yapanlar ne zamana kadar o amaçlara bağlı kalabilecekler.
Kazara biri o amaçları değiştirme zamanı geldiğini düşündüğünde,
Diğerleri ayağa kalkabilecek, onu hainlikle suçlayabilecekler.
Haliyle, kendi tüzüğünüz bile olsa onunla oynayacağınızda zamanlamaya dikkat etmek gerekir…
…
Yanlış anladığım şey belki daha iyidir.
Tüzük değişiklikleri yerine,
Yüzük değişikliği yapmak .
Nihayetinde kim kimin tüzüğü ile uğraşır ki?
…
Gerçekten güldamlası kokusunu gülden mi devşirdi?
Gülün damlası gülden daha mı güzeldir?
































