Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kategorisiz

Kimseyi inandıramadı

UBP Genel Başkanı Özgürgün’e kim veya kimler akıl veriyor doğrusu çok merak ediyorum. Yok eğer Özgürgün açıklamalarını ve kararlarını kendi kendine yapıyorsa, o zaman da kendine yazık ediyor derim…

Gelelim niye böyle bir başlık attığıma…Seçim süresince rakipleriyle tv ekranlarında görünmemesini isteyenler, seçim sonuçlarına bakıldığında bu kararlarının ne kadar doğru olduğu hissine kapılabilirler. Geçmişte onursal başkanları Derviş bey gibi rakipleriyle tv ekranlarında bir araya gelmeyerek bir başarı elde edeceklerini hesaplamış da olabilirler. Sonuçta, Eroğlu gibi Özgürgün’ün de bu strateji ile bir başarı elde ettiği bir gerçek. Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda bu kararıyla, diğer parti liderleriyle arasına engel koyduğu da bir gerçek. Bakınız şimdi bir iki parti dışında UBP ile bırakın ortak bir hükümet kurmayı, görüşme bile yapmıyorlar. Eğer akıl hocaları, “kimseyle ekranlara çıkmayın” fikrini vermişse, sonuçlarının da bu olacağını bilmeliydiler. Dün istemedikleriniz, bugün de sizi istemiyorlar… Üstelik bunu seçimlerden önce defalarca dile getirdiler.

İkinci konu, Özgürgün’ün banka hesaplarıyla ilgili 2 ay sonra yaptığı açıklama. Belli ki, yine akıl hocaları aylarca düşünüp taşınmışlar ve böyle bir çıkış yolu bulmuşlar. Keşke bu açıklamayı yaptıracaklarına, hiç yaptırmasalardı, çok daha iyi olurdu. Böylesi acemi bir açıklamayı Özgürgün’e kim önerdi, kim akıl verdiyse, ben onun aklına şaşarım…

Özgürgün’ün yaptığı açıklama onu daha da dibe itmiş, para kaynaklarının daha da tartışılır hale gelmesine neden olmuştur…

Şimdi kamuoyu, paraların kaynağı olarak, “banka borcu ile alınan bir malın satışı ile bir bankadan aldığım krediye ek olarak ailem ve yakın arkadaşlarımdan makul bir sürede geri ödemek kaydıyla aldığım borç ile oluşmuş bir rakamdır” açıklamasının belgelerle ispatlanması gerektiğine inanıyor. Hepsini anlıyorum da, “arkadaşlarım” dediği ve yüzbinlerce dolar borç veren kişilerin kimler olduğunu ben şahsen merak ediyorum. Ülkenin Başbakanı olarak “ borç almanın” ne kadar tehlikeli olduğunu bilmesi gerekirdi. Yarın bu borcu veren “arkadaşların” olası bir talepleri karşısında tavrının ne olacağını düşünmek bile istemiyorum…

Sonuç olarak Özgürgün’e bu aklılları veren, bu tür senaryoları yazan veya yazanlar her kimlerse, Özgürgün’e iyilik değil, kötülük yaptıklarını bilmelidirler…

Başta da dedim, banka hesaplarıyla ilgili açıklama, bırakın kamuoyunu, kendi partililerini bile tatmin etmedi. Keşke hiç yapılmasaydı çünkü, “kaş yapayım derken göz çıkardı”…

 

 

YDP İKTİDARA MECBUR…

Seçimlerde aldıkları başarıyı görmezden gelmek, YDP’ye haksızlık olur. Ancak, bu başarıyı ileri taşıyabilmesi için, muhalefet değil, mutlaka iktidarda olması şart…

Onlar da biliyorlar ki, seçimlerde aldıkları oylar emanettir. Ağırlıklı olarak DP’den, biraz da UBP’den. Seçmenler seçim öncesi verilen sözlerin ve vaatlerin yerine gelmesini isteyeceklerdir mutlaka. Bu vaatleri yerine getirmek için de iktidarda olmaları şart. Yoksa oy verenler yarın güce ve işlerini yapacak olanlara kayacaktır. Yani YDP her ne olursa olsun iktidarda olmak mecburiyetinde…

“Ülkeyi hükümetsiz bırakmayız, bizim için UBP ne ise CTP’de odur ” açıklamaları da bunu gösteriyor…

Ancak TDP ve CTP, içinde Bertan Zaroğlu’nun da olacağı YDP’li bir hükümet modeline kesinlikle karşı olduklarını zaten açıkladılar…

YDP’nin dışta kalacağı ve DP’nin de içinde olacağı dörtlü bir kolasiyon alternatifi ise YDP’nin iki vekille muhalefette kalması “ödünç” oyların geri dönmesine, daha açıkcası DP’ye dönmesine neden olacak, bu kesin. Zaten bunun farkında olan Arıklı da Serdar Denktaş’ın olası bir dörtlü kolasiyonda yer almasını engellemek için cumhurbaşkan adaylığını öne çıkararak, “Serdar Denktaş’ın böyle bir koalisyonda yer alması durumunda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘sağ’ kesimden alacağı oyları tehlikeye sokacağı” uyarısı yapıyor…

 

 

SADECE BİR FIKRA…

Hikayeyi bilirsiniz…

Adam gümrük işlemlerini yaptırıyor. Kocaman bir bavulu var. Gümrükçünün “içinde ne var” sorusuna; “kuş yemi” diyor…

Bavul açılınca kol saatleri ile dolu olduğu görülüyor.

Gümrükçü kızgın soruyor: “Hani kuş yemi?”

Adam pişkin, yanıtlıyor…

“Ben önlerine koyarım, yerler yemezler o onların bileceği iş”…

Herkesi geri zekalı sananlara gitsin….

 

 

 

[divide color=”#”]

YERİN KULAĞI VAR

İNANDIRICI OLMADI:

UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün banka hesaplarıyla ilgili açıklamaları inandırcı olmadı. HP Genel başkanı Özersay,  “İki ay boyunca düşüne düşüne bunu mu buldunuz? Arkadaşlardan borç aldınız öyle mi? 🙂 Mal beyanı zamanı geldiği için bu panik, ama bu kez kurtulmak o kadar kolay olmayacak”

derken , CTP milletvekili Doğuş Derya da “Belgeler nerede belgeler? Mal sattım ve borç aldım diyor. Hangi mal, nerde ne zaman satılmış? 700.000 dolar birikime yardımcı olan borcu  veren dostlar  kimler” diye sordu…

 

AKLAMA KAMPANYASI:

Yandaş gazeteciler bile Özgürgün’ün açıklamalarını nasıl yorumlayacaklarını bilemediler. Eminim onlar da bu açıklamaları inandırıcı bulmadılar. Ama elleri mahkum, ustalarını aklamak için elden geleni, yapacaklar. Herkes lüks arabalarla gezerken, Başbakan’ın 700 bin dolar borçlanması öyle pek önemli birşey değilmiş. Arsa satar, ödermiş. Elinde 700 bin dolarlık mal varken borç almak, kusura bakmayın ama enayilik değil de nedir… Yarın çıkıp da “Başbakan paraların kaynağını açıkladı. Beğenen beğenir” derlerse şaşırmayacağım…

 

HÜKÜMET HAZIR GİBİ:

Son anda bir pürüz çıkmazsa ülke önümüzdeki dönem, CTP-HP-TDP ve DP dörtlü koalisyonu tarafından yönetilecek. Her gün yeni bir hükümet senaryosu ortaya çıksa da, dörtlü koalisyon konunda partilerin büyük oranda anlaştıkları iddia ediliyor. Bu koalisyonda tek sıkıntı DP gözüküyor. Eğer DP’de bu ortaklığa olumlu bakıyorsa, Pazartesi yapılacak yemin töreninin ardından hükümetin ilan edilebileceği konuşuluyor…

 

ARIKLI-SENDİKA DÜELLOSU:

YDP Genel başkanı Erhan Arıklı’nın sendikalarla ilgili olarak, “yan gelip yatan sendikacıları devlet ödüyor” açıklaması sendikaların tepkisine neden oldu. Şimdi Arıklı’nın bu tepkilere ne cevap vereceği merak ediliyor ancak, bu tür sözler söylerseniz bunun bir karşılığı olacağını da bileceksiniz. Keşke, özellikle de hükümet çalışmalarının sürdüğü bir dönemde bu tür laflar etmeseydi…

 

KIB-TEK’E DE EL ATILMALI:

Eğer gerçekten hesap sorma niyetiyle bir hükümet kurulursa, lütfen şu Kıb-Tek olayına da bir el atsın. Geçmişten bugüne tüm yönetimlerle ilgili şaibeler ortada. Yapılan soruşturmaların hiç biri sonuçlanmadı. Hatta Kıb-Tek konusunda yapılacak bir soruşturma, tüm partiler için bir turnusol kağıdı olacak. Ya hep, ya hiç….

 

ONLAR YAPAR, BİZ KONUŞURUZ:

Biz cek caklarla oyalana duralım, komşumuz gerek doğal gaz aramasında, gerkese teknoloji alanında her gün yeni bir anlaşmaya, ortaklığa imza atıyor. Son olarak güneyi İsrail, Girit’i birbirine bağlayacak ve İtalya, Fransa ve İspanya’ya doğru genişleyecek denizaltı  “Quantum Cable” fiber optik kablo döşenmesi yönünde 200 milyon euroluk bir anlaşmaya imza attılar. Hani son seçimlerde UBP’nin sıkça kullandığı “onlar konuşur, UBP yapar” sloganını hatırladım. Evet bizler konuşuruz ama, yapanlar ne yazık ki başkası oluyor…

 

 

[divide color=”#”]

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı:Verilemeyecek hesabım yok” diyerek güya hesap veriyor Başbakan.
İki ay susmuş… O kadar düşünmüş…Bunu mu bulmuş yani? “Borçlandım.” Hepimiz, çok daha yaratıcı bir açıklamayı hak etmiştik doğrusu! “Yakışıklı”ya tam alıştık derken…Bu açıklama çok fazla “Yeşilçam” oldu…

 

DİPTEKİLER

“Demokratik Değil” İddiaları: Ben mi anlamıyorum, yoksa onlar mı ne dediklerinin farkında değil. UBP’nin 21 vekili varmış, hükümeti onun kurması gerekirmiş, onun dışındaki formüller demokratik değilmiş. Bunu iddia edecek olanın, kendi partisinde en az 26 vekili olacak kardeşim. Yoksa, formül çok. UBP’nin aldığı oy demokratik, diğerlerininki değil öyle mi..? E, 2016’da UBP-DP kurulurken de yüzde 38.8 oya sahip CTP muhalefet olmuştu. O zaman UBP-DP hükümeti krallık mıydı yoksa..?