Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Onun bunun içini karıştırarak…

Özellikle UBP kanadından, HP’yi kendileriyle bir hükümet kurmaya zorlama adına yapılmadık şey kalmadı…

Hem medyada bazı bilindik kalemler, hem de sosyal medya üzerinden türlü karıştırmacılık denemeleri sürüyor…

Hani, Kudret Özersay “kurmam” demiş ama, parti tabanından “kur” baskısı varmış da, yakında kıyamet kopacakmış falan filan…

Seçim öncesi algı operasyonlarının piyonları demek ki “eklemlenme” durumlarını sürdürmekteler. Anlaşılan görevleri henüz bitmemiş devam ediyor.

Yahu adam daha ne desin. Parti Meclisi bir hafta önce oturdu UBP ile bir koalisyona girmeme kararını hem de oybirliğiyle çıkarttı.

Yok, yetmedi arkadaşlara. “Bakalım belki bir çatlak yaratırız” diyerek devam ettiler.

Bu defa, HP Parti Meclisi bir karar daha üretti, CTP, TDP, HP ve DP dörtlü koalisyonu için Özersay’a her türlü yetkiyi verdi.

Diğer tüm partilerin Parti Meclisleri de toplandı ve kendilerince kararlarını aldılar, başkanlarına yetki verdiler…

Bir tek UBP hariç…

Şu saat oldu, seçim sonuçları çıkalı bir haftayı geçti, son gelen haber “toplanması bekleniyor”…

Seçim sonuçlarının değerlendirmesini yapmadılar.

Yeni seçilenlere ‘hoş geldin’ bile diyemediler…

Onun bunun içini karıştırarak, akıllarınca baskı oluşturarak ayaklarına getirecekler…

21 milletvekilleri varmış da haklarıymış falan. Son hükümet CTP’nin 21 milletvekiline rağmen, bir gecede hülleyle kurulmadı mı..? Özgürgün, Talat’ın da olduğu bir yerde, “bizim hükümette bir sorunumuz yok” dedikten bir kaç saat sonra MYK’sını toplayıp hükümetten kaçmadı mı..?

Gidin işinize…

Tamam madem 21’iniz var, kurun o zaman kurabildiklerinizle kardeşim.

Niye bel altı çalışıyorsunuz ki..?

Bu kadar açık konuştuktan sonra Kudret Hoca’nın ya da partisinin bir anda kıvırması, HP’nin siyaset hayatını başlamadan bitirir…

Kudret Hoca siyasette belki yeni ama,  o kadar acemi değil…


 

ASIL KARIŞIK UBP…

Dedik ya, bir toplanamayan UBP…

Yok boş oturmuyorlar…

Dedikodu üretim merkezi, emre amade kıtalar çalışıyor.

Kulisler derseniz, seçim öncesinden beter…

Kendini başkan adayı görenler bir tarafta, bakanlık beğenenler bir tarafta.

Halbuki oturup da kendi iç hesaplaşmalarına vakit ayırsalar ya…

Parti organları bir tek başkana yetki vermek için mi..?

Tüzük öyle demiyor…

Mesela disiplin kurullarınızı çalıştırmakla işe başlayın. Üstünüzdeki şaibeleri temizleyin.

Çağırın başkanınızı, versin milyonların hesabını…

MYK’yı veya PM’yi toplamak için kaç imza lazım..?

Yapın gereğini.

Görelim….

Ama anladığım, bunlar kendilerini hiç rahatsız etmiyor…

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE:

Mazbataları da aldılar, artık resmen milletin vekili oldular. Bir de hükümet kurmayı becerirlerse değmeyin keyiflerine. Aslına bakarsanız durum hiç de iç acıcı değil. Kimin eli kimin cebinde hiç belli değil. Şimdi konuşulan iki senaryo var. Birincisi üçlü UBP-DP-YDP, diğeri ise dörtlü CTP-HP-TDP ve DP koalisyonu. İbre dörtlüye kaysa da, siz yine de sürprizlere açık olun. Esas oyun şimdi başlıyor…

 

GÖZLER DP’DE:

CTP-HP-TDP ve DP’nin oluşturacağı dörtlü koalisyon için 3 parti olumlu yaklaşırken, bütün gözler DP’ye çevrildi. Koalisyon görüşmeleri için tam yetki alan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın kararı, nasıl bir hükümet modelinin ortaya çıkacağını belirleyecek. Şu an eli en güçlü pozisyondaki parti DP.

Bence Serdar Denktaş bile bu durumu tahmin edemezdi.

 

SATRANÇ OYUNU:

En az DP kadar üçlü koalisyonda kilit durumunda olan bir diğer parti hiç kuşkusuz YDP’dir. Bugüne kadar yaptıkları farklı açıklamalarla her türlü ortaklığa açık kapı bırakarak hem belirleyici bir rol oynadılar, hem de pazarlık paylarını yüksek tuttular. İki vekile karşılık pazarlığı iki ve üstü bakanlık talebi ile açan YDP’nin tek sıkıntısı, hükümet alternatiflerinin bir tane olması…

 

BÜTÜN YOLLAR SEÇİME ÇIKAR:

Hükümeti kim kurarsa kursun, ister milliyetçi cephe, ister sol koalisyon, adına ne derseniz deyin yeni bir seçim kaçınılmazdır. UBP’nin kuracağı üçlü’de bile en geç bir yıl içinde erken bir seçim şartı olacak. Sözün kısası ortaya çıkan bu kaotik durumu temizlese temizlese yeni bir seçim temizler. Bu işin kaçar yanı yok…

 

TEHLİKE KAPIDA:

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir milyar Sterlin değerinde 4 binden fazla inşaatın atıl durumda olduğu iddia edildi. Bu inşaatların birçoğu, Annan Planı döneminde yapılmış, çeşitli nedenlerle de yarım kalmışlar. Aslında şu anda her ne kadar kabul etmeseler de, inşaat sektöründe benzer durum yaşanıyor. Ülke şantiye alanına döndü. Sürekli göğe yükselen apartmanlar, binlerce daire inşa ediliyor. Nasıl, hangi parayla o başka mesele ama, nüfusumuza göre de, dış talebe göre de plansız ve oldukça fazla olduğu açık. İnşallah sonları 2004 gibi olmaz diyelim…

 

KİMİN UMURUNDA:

Rum Yönetimi, AB Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Zirvesi’nden “garantilerin tamamen ortadan kalkacağı bir çözüme destek” yönünde ortak mutabakat çıkarttı. 1983’de de yine Avrupa organlarından buna benzer bir karar çıkartmıştı. O karardan sonra Kıbrıs Türk tepkisi, KKTC’nin ilanına kadar gitmişti. Baktım, Meclis Başkanı Sibel Siber karara tepki koymuş. Haklı, duyarlı bir tepki ama yeter mi? Resmi bir tavır, bir ortak karar falan… Biz ne zaman bu kadar duyarsız olduk? Bu halimizle sonumuz ne olacak gerçekten endişeliyim.

 

 


ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: Bıkıp usanılmayacak gibi değildir bu cemaat! Bağımsızlık ilan edildiğinde alkışlayan oydu, hatta yollara mersin dalları sermişti, büyük cümbüştü. Taksim istendiğinde yine mersin dallarıyla meydanları dolduran aynı insanlardı. KKTC ilan edildiğinde de nesil pek değişmemişti. İlerleyen zamanlarda Annan Planına ayak uyduran da aynı cemaatin devamıydı. Diyeceğim, yeter ki yol göster, o yürür! Elli yılı aşkın önce Doktor, “bu cemaat ıslah olmaz” demişse, bir bildiği vardı herhalde!”…


DİPTEKİLER

Nikos Hristodulidis: Rum hükümet sözcüsü Hristodulidis, adada varılacak bir çözümün, Türkiye’nin tek taraflı garantisini içermeyeceğini söyleyerek, “Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumundaki bazı çevreler bunu ne kadar çabuk idrak ederlerse, Kıbrıs sorunu da o kadar çabuk çözülür” demiş. Yahu kardeşim, böyle bir çözümün Kıbrıs Türkü tarafında büyük bir çoğunlukla reddedileceğini hala anlamadınız mı…