Bir ay önce demiştim ki, bir sürü ayağı havada vaad duyacağız. Gelin bu defa biz sesimizi yükseltelim, ne istediğimizi onlara duyuralım… Olmadı. Bu defa da yapamadık. Vatandaş son bir kaç seçimde olduğu gibi yine sessiz. İyi mi kötü mü bilmem ama, sessiz…
Ben yine de herkesi, en azından sandığa oyunu atmadan, bir kez daha düşünmeye davet edeceğim. Zira ortada, ak’ı kara, karayı ak gösterme operasyonları dolaşıyor. Bu da ne yalan söyleyim canımı sıkıyor… Çünkü biliyorum ki, demokrasinin bu en değerli anını heba ettikten bir kaç gün sonra yine şikayetler başlayacak.
Artık programlar vaadler ortaya çıktı. Ben şahsen çok da takılmadım. Yuvarlak laflara karnım tok. Neyi istediğim belli, somut. Eminim sizin de öyle. Haydi bir kez daha sırlayalım, kim yapabilecek bunları?
En başta, yıllar içinde bozulan adaletin daha da erozyona uğradığını görmek istemiyorum artık. Devlet kapısında herkes eşit olduğunu hissedebilsin, devletine, sistemine güvensin istiyorum… Yüzde 30’luk memur gibi, yüzde 70’lik özel sektör çalışanı da devletin korumasını hissetsin istiyorum. Emeklilik yaşı, primleri, emekli maaşları eşitlensin istiyorum. Memur devleti, gelir adaletsizliği bitsin istiyorum…
Uyanık siyasetçinin elinde oyuncak olmayan, şeffaf, adil bir düzen…
Devletin yasaları bir bir uygulansın istiyorum. Kaçağı için de, çevresi için de, asayiş için de, mal, mülk, toprak için de, devlet malının korunması için de…
Devletin hastanesine korkmadan gidebilmek istiyorum. İlacımı oradan alabilmek, röntgenimi orada çektirebilmek, doktorların dışında, diğer hizmetlerin de tamam olduğunu görmek; koridorları çöp torbalarından geçilmeyen, tuvaletlerine girilmeyen değil, tertemiz, bakımlı hastaneler istiyorum. Ya da, devrim falan değil, tek bir tane olsun kadrolu onkolog istiyorum… Çok mu?
Torunumu, çocuklarımı gönderdiğim gibi, bir devlet okuluna, ama kalitesi yüksek ve kesinlikle “laik eğitim alması için” göndermek istiyorum.
Adam başı araç sayısının düşürülmesini, doğru dürüst, kaliteli, standardı olan bir toplu taşımacılık istemeye hakkım yok mu hala bu ülkede? Türkiye’nin en ücra ilinde bile metrobüs hizmeti varken, biz sözde medeni bir memleketiz diye övünürüz, neresi medeni? 1960’ların arabesk dolmuşlarından ötesi yok… Yol istiyorum, yol… Çıkmasın karşıma “istimlake takıldı, yol yarım kaldı” demesin yöneten.
Zehir yemek istemiyorum. Çocuklarımızın, torunlarımızın zehirlenmesini istemiyorum. Alay eder gibi zehir sonucu açıklayacağına, önleyen bir devlet istiyorum.
Gelen suyun değerlendiğini, tarlaların arpanın tekelinden kurtarıldığını, tarımda gerçek anlamda üretime geçildiğini görmek istiyorum. Harubun bir numaralı ihracat maddesi olduğunu, narın KKTC markası olduğunu…
Sokakların tetikçilerden ve mafyozlardan, mahalle aralarının bet ofislerden temizlenmesini; önüne gelenin vatandaş yapılmasına son verilmesini, toplumsal bozulmanın durdurulmasını, Kıbrıs Türk varlığının ve iradesinin korunmasını istiyorum. Gelecek seçimlerde, başka insanların hakkımda karar vermesinin önlenmesini istiyorum.
Girne’nin, Mağusa’nın katline son verilmesini, plana programa dönülmesini, sahillerimin hiç tanımadığım insanlara peşkeş çekilmemesini, Karpaz’a dokunulmamasını, taş ocaklarının kapatılmasını istiyorum.
Çok şey mi istiyorum sizce..?
İmkansız mı bunlar..?
Hiç değil. Çoğunun çözüm reçetesi beylik parti programlarında yok.
Ama açık konuşalım, kim bu ülkenin gailesini çeker, kim kendinin ve partisinin derdindedir…
Kim yapabilir, kim yapamaz ya da YAPMAZ…
Bellidir…
Bu çok ciddi bir ayırım…
Partiler arasında da, adaylar arasında da bu ayırımı yapmak kolay…
Onun için de seçim yapmak hiç de zor değil…
YERİN KULAĞI VAR
BİLDİRİM YAPMASI GEREKEN, ÖZGÜRGÜN’DÜR:
Meclis Başkanı Sibel Siber yeni bir açıklama yaptı… Hani “Meclis Başkanı, gereğini yapmıyor” iddiaları var ya… Diyor ki, eğer milletvekilinin görev süresi içinde durumunda değişiklik varsa, kendi gelir ve değişiklik yapar… Bu durumda Hüseyin Özgürgün eğer bu milyon dolarları daha önceki bildirimde belirtmemişse, bu arada kendisinin gidip bildirmesi gerekirdi. Yapmadıysa, bu onun sorunu. Meclis Başkanı çağırıp, gel değiştir mi diyecekti yani..?
KONUŞ BE KARDEŞİM:
Siyasisinden sade vatandaşına kadar neredeyse tüm memleket, UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün banka hesaplarıyla ilgili konuşmasını bekliyor ama, Özgürgün ısrarla konuşmaktan kaçınıyor. İyi de nereye kadar? Bu işin unutulacağını sanıyorsa aldanıyor. Yarın partiler, bu konuyla ilgili olarak Meclis’e bir soruşturma önergesi verir de kabul edilirse ne olacak? Keşke çıkıp, “bu paraların kaynağı budur, mirastır, piyangodur” diyebilse. İnanın hem kendisi, hem partisi, hem de toplum rahatlayacak.
BİR BİLDİĞİ VAR HERHALDE:
DP Genel başkanı Serdar Denktaş partisinin baraj sorunu olmadığını ve 7 Ocak seçimlerinde sadece üç partinin barajı geçip Meclis’e gireceğini söylüyor. Kamuoyu yoklamaları ve sokak Denktaş gibi düşünmese de, onun bu ısrarlı söylemi karşısında herhalde bir bildiği var diyoruz…
ZAMANI GEÇMİŞ SÖYLEMLER:
UBP’nin seçim programını herkes okudu. Vatan, millet, anavatan söylemi dışında söyledikleri tek şey, “maaşları taksit taksit değil, gününde ödedik”… Bir de KKTC sonsuza kadar yaşayacak. İyi de bunlar karın doyurmuyor. Pahalılıktan, dövizdeki yükselişten dolayı fakirleşen vatandaşın beklentileri bunlar değil ki. Maaş ödemesini marifet gibi topluma yutturmanın modası çoktan geçti…
BİR O EKSİKTİ:
Nedense bizim 7 Ocak seçimlerine Türkiye’den meraklı çok… Anketi falan geçtim, resmi yorumlar da başladı… Son örnek, Türkiye’nin resmi ajansı Anadolu Ajansından geldi. A.A bizim seçimleri yorumlayarak, “UBP’nin seçimlerden birinci parti olarak çıkacağı ancak, CTP-HP koalisyonunun olasılıklar arasında olduğu” yorumunu yaptı. Bu ne şimdi? Hani özel ajanslara sözümüz yok da, devletin ajansının böyle bir yorumda bulunması, biraz acayip kaçtı sanırım…
NİYE BU SAYFA HACK’LANMIŞ:
Geçen günlerde bir vatandaş onca emekle, masrafla hazırlanan ama yüzüne bile bakılmayan Ülkesel Fiziksel Plan’a göz atmak istemiş, Şehir Planlama Dairesi’nin sayfasına girmiş. Bir de ne görsün, İzmir’de eskort kızlar pazarlayan bir şirketin reklamı… Sayfa hack’lanmış… Sosyal medyaya düşünce farkettiler, kapattılar. Şimdi düşünüyorum, niye bu sayfa hack’lanmış? Herhalde Plan’ın uygulanması işine gelmeyen birileri yapmış olacak. Karpaz’ı iskana açma hazırlıkları yapılırken, yeni yeni rantlar dururken, şimdi Plan’ın lafı mı olur…
ZİRVEDEKİLER
Serdar Denktaş: Hüseyin Özgürgün’ün televizyonlarda tartışma programlarına çıkmamasını eleştiren Serdar Denktaş, bunun Eroğlu’ndan kalma bir alışkanlık olduğunu söylüyor. Ama en çok şu tespitine bayıldım: “Eskiden derlerdi, ‘Filanca partiliyim. Odun koysa partim, gider seçerim’. Onun için odun doldu ortalık”….
DİPTEKİLER
Laiklik De Mi Tehlikede?: Umut ve mutluluk mesajlarının öne çıktığı bir yeni yıl kutlamasına izin vermeyen zihniyet, ülkede barış ve huzuru nasıl sağlayabilir? Girne’de Protestan Türklerin organize ettiği Noel kutlaması son anda yetkililerce iptal edilmiş. Bunun gerekçesini kimse izah edemez. Yani bu kutlamlar yapılsaydı hepimiz Hristiyan mı olacaktık? Bırakın kardeşim dileyen dilediği gibi kutlamasını yapsın, burası laik bir ülke değil mi..?
































