Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Benim Kriterim Belli…

Biliyorum bugünlerde ben de dahil hepimiz, seçimlere daldık.

Ne sterlinin 5’i geçmesi, ne Serdar Denktaş’ın müjdelediği zamlar, ne trafik, ne pislik, ne yolsuzluklar, usulsüzlükler, hiç biri seçim kadar beynimizi meşgul etmiyor…

Vatandaş neredeyse aday adaylarından daha meraklı.

Ben ilgiliyim. Çünkü kim ne derse desin, küçük adımlarla da olsa son kırk yılın karanlık siyaset anlayışından kurtulmaya doğru gittiğimizin işaretlerini görüyorum…

Bakmayın siz yaşı kırklarda olduğu halde, 70’lik ağabeylerinin yarattığı düzene sıkı sıkıya bağlı olanlara. Çoğunluk, reddediyor. Çoğunluk değiştirmek istiyor. Çoğunluk artık adalet istiyor.

İş ararken adalet, maaşta ücrette adalet, sağlıkta adalet, eğitimde adalet…

Çünkü partizanlık denilen illet, hayatın her alanında adaleti yerle bir etti…

Tabii adalet yıkılırken, kalite düştü, hiç bir hizmet tamam olmamaya başladı, hepsi bir bir çağın gerisine düştüler…

Kalkınmayı unutalı çok oldu. Günü yaşar duruma geldik. Evine asgari ücret götüren mutlu oldu…

Herkesin eşit maaş aldığı yıllardan yarım yüzyıl sonra, halkın yüzde 70’inin açlık sınırında maaşa çalıştığı, geriye kalanın sefahat sürdüğü günlere geldik…

Etik, ahlak rafa kalktı. Temel insani değerlerimizin tümü siyasete kurban edildi.

Bu ülkenin geleceği, dış siyasi koşullar nedeniyle her zaman için belirsizdi. Halk yarınını bilemedi. Ama en azından içte bir parçacık istikrar vardı. Ya da öyle hissederdik. Çoktandır o da yok. Her gün “yok artık bu kadarı da olmaz” dediklerimizi görmeye, yaşamaya başladık…

Tek bir kesimi suçlamak istemem. Birinin bozduğunu, arkasından gelen düzeltmedi. Bozulanın keyfini çıkarttı, o da yararlandı. Sonra o başka bir şeyi bozdu, sonraki de onu takip etti.

İşte malum arsalar konusu bir örnek. İçişleri Bakanı Kutlu Evren doğru söylüyor. Geçmişte buna itiraz edenler, iktidara geldiklerinde kendileri de dağıttılar, hiç de şikayetleri olmadı…

Şu anda artık galiba eskilerin deyimiyle “istihap haddine” vardık. Bardak taşmak üzere.

Baksanıza, sadece seçim tarihinin belli olduğu günden bu yana, bine yakın arsa dağıttılar, bir o kadar da vatandaş yaptılar. En azından ‘seçim yasaklarının arifesinde duralım, ayıptır’ demediler.

Duyduğumda aklım durdu. Partilerinin aday adayını, seçim yasaklarının başlamasının arifesinde, devlette istihdam ettiler. Olmayan bürolara çifter çifter adam atadılar. İzinler, kiralamalar, ödenekler… Son Bakanlar Kurulu’nda sanki batan geminin mallarını dağıttılar… Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan. Şimdi daha fazlasını yapmak için oy isteyecekler…

Bunlar ahlaki işler değil, tam aksine etik olmayan davranış türünün en uç örnekleri. Eskiden olmazdı böyle işler. Oluyor, yapılıyor…

Ama bakın tepki, halktan önce kendi tabanlarından geldi. UBP’li gençler sokağa çıktılar. İstediklerini de aldılar. Kimsenin kendini garantide göremeyeceği bir seçim sistemini kabul ettirdiler…

UBP ve DP dışındaki diğer partilerde de gençleşme ve söylemler umut veriyor…

Bu seçim döneminde bu konuları daha çok yazacağız…

Ama şimdiden söyleyeyim, benim oyum, geçmişin siyasi, ekonomik ve sosyal her alanda istismarcı zihniyetini reddedenlere, kendi öz eleştirisini yapanlara ve tabii bu konuda güven verenlere olacak.

Bugün KKTC’nin 34. yıldönümü.

Cumhuriyetin Anayasası’nı hazırlayan, o muhteşem derinlikteki tartışmaları yapan insanlara layık bir Meclis profili görmek istiyorum artık…

Derdi kendisi ve partisi değil, “ülke” olan insanlardan oluşan bir Meclis ve o insanlardan oluşan bir hükümet… Bu kadar basit…

Umudum var mı? Evet var. Anahtar elimizde… İstersek yapabiliriz.

Yeter ki deneyelim…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

OH BE YASAKLAR BAŞLADI:

Yüksek Seçim Kurulu seçim yasaklarının başladığını açıkladı. Bundan böyle atama, terfi, nakil, sınav işlemleri yapılamayacak, hükümet kaynak paket açıklayıp arazi kiralaması ve tahsisi yapamayacak, arsa dağıtımları duracak, yurttaşlık, T izni, akaryakıt istasyonu, ateşli silah izni verilemeyecek, fonlardan personel istihdamı yapılamayacak. Ne diyelim, 60 günden az olacak ama, buna da şükür…

GENÇLER ÇOĞUNLUKTA:

Belki de ilk kez tüm partilerde, genç nesil adayların öne çıkması sevindirici bir şey. Eskisi, yenisi “değişim” diyor ama, değişimi kendisinin dışındakiler için istiyor. Her ne kadar partilerin sloganlarında “yenilenme, yenilikçi” gibi terimler olmasa da, listelere baktığımızda gençelerin ağırlıklı olması toplum için sevindirici bir gelişme. İnşallah seçim sonuçları da bu yönde olur…

ESKİLER TEDİRGİN:

UBP içinde başlatılan “yenilenme” hareketi, eski vekilleri tedirgin ediyor. Yıllardır o koltuklarda oturan ama, bal yapmaz arı gibi sadece kendine çalışan vekillerin sandıkta kalması için UBP’li gençler arasında bir dayanışma başlatıldı. Yeni dönemde, Meclis’e girmek için örgütlenen gençler, ilk sınavlarını önceki gece verdiler ve kazandılar. İkincisi 18 Kasım’da.

DP SÜRPRİZ PEŞİNDE:

Seçimlerle ilgili, hakkında en çok konuşulan parti, hiç kuşkusuz Demokrat Parti oldu.  Aday bulmakta zorlanacağı, seçimlerde baraj sorunu yaşayacağı dile getirildi hep. Dün DP’nin üst düzey bir yetkilisi ile konuştum, “Bizim için ‘aday bile bulamayacaklar’ dediler, listemiz çoğu partiden daha iyi” değerlendirmesinde bulunduktan sonra, “Sen esas 16 Kasım’ı bekle, sürprizlerimiz olacak” diye de ilave etti…

ŞANSIN BÖYLESİ:

UBP İskele aday adayı Emete Gözügüzelli bir taşla iki kuş vuran ender adaylardan birisi oldu. Önce partisi tarafından aday adayı yapıldı, ardından da Ekonomi Bakanlığında göreve başladı. Kazanırsa vekil, kazanmazsa da hükümetten aylık, oh ne güzel hayat…  Bu arada Emete hanımın cellatlığa soyunması, milleti tehdit etmesi de demek ki UBP’den tam onay almış.

BU DA BÜYÜME:

Ülkede bir yerde büyüme var. Merak ettiyseniz söyleyeyim, batış hızında… Merkez Bankası Raporu’na göre, bankaların tahsili gecikmiş alacakları, bir önceki yıla göre yüzde 8,25 oranında artmış. İstikrarlı bir şekilde hızlanarak, uçuruma yuvarlanmaktayız…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Şu anda aday adayları belirlenen partilerin adaylarına bakan seçmenler, ‘sandığa gideceksem bu kez karma oy vereceğim’ demeye başladı. Görünen o ki seçmen ortaya çıkan aday adaylarından memnun değil. Hayal kırıklığı yaşıyor. Bu nedenle karma oyu konuşmaya başladı.

‘Sandığa gidersem her partiden aklıma yatanı, ülke için iyi olacağını düşündüklerimi seçerim’ diyor.

Sokaktaki hava şu anda böyle”…

 ________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Öztürk Yılmaz: Arkadaş CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı… “Kıbrıs’ta bir adım atılmazsa tekrar müzakerelere dönülecek” diyor. Adam müzakerelere dönülmesini tehlike olarak görüyor. Hiç bir siyasi zemini olmadığı halde bir de tanınma yoluna çıkılmasını öneriyor. bu vizyonsuz Genel Başkan Yardımcısı’nın söylemlerinden, CHP’nin Türkiye’de neden nal topladığı da anlaşılıyor. Çünkü hamaset dünyasında hayal görüyor…