Şimdi bu seçimin, öyle veya böyle 7 Ocak’ta olacağı belli değil mi..?
Hem de neredeyse bir aydan beri belli…
Dikkat edin, devlet kaynaklarının dağıtımı da bu sürede hızlandı.
İçişleri Bakanlığı’nın, hastanelerin koridorları vatandaşlık almaya çalışanlarla dolu. Bakanlar Kurulu, seçim tarihi ortaya çıktığı günden bu yana durmadan yeni vatandaş yazıyor.
Ya arsalar… Öyle bir telaşla arsa dağıtılıyor ki. Bütün işi gücü bırakmışlar, köy köy gezip arsa dağıtıyorlar. Bir gecede 200 küsur arsa birden… Batan geminin malları…
Bunlar daha gördüklerimiz…
Sorsanız, yine aynı noktaya geleceğiz… Verecekleri cevap belli, “etik olmayabilir ama yasal”…
Zaten Özgürgün hükümeti, akıllarda bu cümleyle kalacak…
Bugüne kadar yaptıkları “etik olmayan” işler için bir yaptırım uygulanamadı. Ama etik öyle bir şey ki, tek yaptırımı sandık… Vatandaş veriyor cezasını. Tabii eğer vermek isterse…
Şimdi tam da o noktadayız…
Ahlaki olmayan çok iş yapıldı bu 2 yıllık dönemde. Koyun önünüze külahı ve karar verin.
Memnun musunuz..?
Memnunsanız, ahlaki olmayan işlerini onaylıyorsanız, basın mühürü.
Ama bu yapılanlara çıldırıyorsanız, işte fırsat.
Başka bir kriter aramayın…
Yasaların etrafından dolaşarak kendilerine ve çevrelerine menfaat sağlayanlar, siyasette asla bulunmaması gerekenlerdir.
Karar sizin…
Öyle görünüyor ki, seçim yasaklarının başlamasından bir gün öncesine kadar bu işler devam edecek.
Bu günden, seçim tarihinin Resmi Gazetede yayınlandığı güne kadar neler yapıldığını lütfen muhalefet de takip etsin.
Çünkü 60 günlük süre başlamış durumda…
Önümüzdeki 5 günlük süre içinde de aynı dağıtım işlerini yapmaya devam ederlerse, bu ciddi bir suçtur… Seçim yapılır biter, bir kişi böyle bir suç işlendiğini ispat ederse, seçimler iptal edilebilir.
Alın size şaibe…
Ha bu arada, Meclis seçim tarihi kararını 13’ünde alacak. Dün de yazmıştım, bir hukukçu dostuma da danıştım, 13 Kasım’dan 7 Ocak’a, yasanın istediği 60 günden daha az bir süre kalmış oluyor.
Yine itiraz edilebilecek, seçimi düşürebilecek bir durum…
Hukukçu arkadaşım, Yüksek Seçim Kurulu yargıçlarının kararına kalmış bir durum olduğunu söylüyor.
Ama en azından bu durum bile, şimdiden seçimi şaibeli hale getiriyor…
ÖDÜL MUHTAROĞLU: “BİZDE %16, TÜRKİYE’DE %11”…
Türkiye’de Ekim ayı enflasyonu yaklaşık yüzde iki iken bizde %0.92 çıkmasını biraz garip karşılamış ve yazmıştım. Sağolsun DPÖ Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu arayıp, açıkladı. Bu farkın sadece Ekim ayına mahsus olduğunu belirten Muhtaroğlu, aslında 9 aylık enflasyon rakamları bizde %16’larda seyrederken Türkiye’de % 11 civarında olduğunu ve bizde %5 bir fazlalık olduğunu söyledi…
Ekim ayının böyle çıkmasının nedenleriyle ilgili olarak da, geçtiğimiz ay Türkiye’de akaryakıta 3 kez gelen zam nedeniyle ulaşımda yaşanan artış, bunun yanı sıra, süt ve süt ürünlerine yapılan zam, kış öncesi gaz, odun ve kömüre yansıyan fiyat artışları, enflasyon rakamının yüksek çıkmasına neden olmuş.
Kışlık giyime gelen zamların dışında, su fiyatlarına yapılan zam da, Türkiye’de Ekim ayı enflasyonunu olumsuz etkilemiş ve aylık enflasyonun %2’lere yükselmesine neden olmuş. Bizde bu saydığımız kalemlerde önemli bir artış yaşanmadığı için Ekim ayı enflasyonu Türkiye’den daha az olarak %0.92 olarak gerçekleşmiş…
YERİN KULAĞI VAR
ÖZGÜRGÜN AÇIKLAMALI:
Başbakan Özgürgün’ün boşanma davası ve eşi Dilek Özgürgün’ün talep ve iddiaları sadece bizde değil, Türkiye’de de gündem oldu ve gazetelerin ön sayfasına taşındı. İşin magazin tarafı bir kenara, Dilek hanımın iddiları yanıtlanmaya muhtaç. Herkes gibi Özgürgün de dilediğiyle evlenebilir, boşanabilir, bu kendi özel hayatı ve kimsenin bu konuda söz söyleme hakkı da yok. Ancak bir partinin Genel Başkanı ve ülkenin Başbakanı iseniz eğer, hakkınızdaki özellikle mal varlığıyla ilgili iddialara karşı topluma açıklama borçlusunuz…
UBP’NİN PROPAGANDASI BELLİ:
UBP bu seçimlerdeki propagandasını Kıbrıs sorunu üzerine kuracak. Hoş zaten öne sürecek başka argümanları da yok ya. Son bir kaç haftadır hem Meclis’te, hem de Cumhurbaşkanına yönelik açıklamaları, tamamen Kıbrıs konusu üzerine kurgulanmış. CTP ve diğer partilere Kıbrıs konusu üzerinden vurup, oy toplamaya çalışacaklar…
BAKALIM UYACAKLAR MI?:
Pazartesi Meclis seçimlerin hangi tarihte yapılacağını karara bağlayacak ve yasal olarak seçim yasakları da başlamış olacak. Yasanın 82’nci maddesi, “seçimin başlangıç tarihinden seçim sonuçları ilân edilinceye kadar olan süre içinde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri ile adayların yurt içinde yapacakları gezilere hiçbir kamu görevlisi katılamaz” diyor. Bakalım hükümet kanadı bu yasağa uyacak mı yoksa, geçmiş seçimlerde olduğu gibi bürokratlar yine bakanlarıyla birlikte köy köy dolaşmaya devam edecekler mi..?
ADAY BULMAKTA ZORLANDI:
Anketlerde hep birinci parti olarak gösterilen UBP’de herkes, aday bolluğu yaşanacağını tahmin ederken, tam tersi oldu. Bölge kotalarını bile zar zor tamamlayan UBP, kadın kotası için de müracaat süresini uzatmak zorunda kaldı. Hani mevcut vekillerle, bağımsızlar da olmasa, 50 aday adayı bulmakta zorlanacaklardı…
HALKIN DERDİNDEN HABERLERİ VAR MI:
Havadis’te yayınlanan Target anketinde, birinci sorun olarak trafiğin gösterilmiş olması, trafik sorununun ülkede boğucu hale geldiğini gösteriyor. Bu ülkenin ekonomisi bozuk, insanların geçim derdi büyük, borca batmış durumdalar. Adalet derseniz, siyaset eliyle her gün bozuluyor. Hak eşitliğini artık unuttuk bile. Ama yine de “trafik” diyor insanlar. Hem ölümlü kazalar, hem de beş kilometreyi bir satte gider hale gelmiş olmamız söyletiyor bunu… Ya yönetenler? Onların böyle bir derdi var mı sizce? Bence yok. Seçime giderken, trafikle ilgili somut projeler görmek istiyoruz.
LANET OLSUN BÖYLE AVA DA AVCIYA DA:
Pazar günü Güzelyurt-Lefkoşa yolunda gelirken, tam da asfaltın bittiği yerde iki avcı aniden, yola doğru ateş ettiler. Attıkları saçmalar, aracımızın üstüne yağmur gibi yağdı. Atmaya devam ettiği için korktuk ve duramadık bile. Ava zaten karşıyım. Ama ne yapayım ki bu ülkenin yasaları buna izin veriyor. Tamam be kardeşim de, hayvanları katletmenize katlanıyoruz… Peki bizi kim koruyacak..?
ZİRVEDEKİLER
Halil Paşa: “Bu adanın kuzeyinde on-on beş yıl önce kimse çocukların okulsuz kalacağı günleri göreceğimize inanmazdı. Nihayet bugünleri de gördük. Demek ki 10-15 yıl önceki zaman; ‘iyi günlerimizdi’de haberimiz yoktu!.. Ne yazık ki; şehirler plansız kalınca, çocukların fakir olanları da okulsuz kalır!…”.
DİPTEKİLER
Bertan Zaroğlu: “Böyle bir davanın eşi benzeri görülmemiştir. Benim aleyhime yürütülen çalışmalar, bugüne değin kimse aleyhine yürütülmemiştir. Bu tür davaların açılıyor olmasını, şahsıma yönelik politik maksatlı saldırılar olarak değerlendiriyorum. Dava, hukuka aykırı şekilde karara bağlandı. Bu karar, şahsıma yönelik politik bir saldırıdır”… İyi de size bu dava açıldığında, sizin politik bir kimliğiniz yoktu Sayın Zaroğlu…
































