Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bravo Lapta!

İnsan haberlere baktığında güzel bir şeyler bulmaya çalışıyor. Bu ülkede bunu her gün yakalamak zor. Ama bulduğumda da çocuklar kadar seviniyorum.

Son haber Lapta’dan…

Belediye, Avrupa Birliği’ne bir proje sunmuş. Proje, yeşil atığın geri dönüşümünü sağlayacak bir tesisin yapılmasını öngörüyor. 3 milyon liraya malolacak…

AB projeyi kabul etmiş. Kırsal Kalkınmanın Desteklenmesi Hibe Programı kapsamında 36 ay içinde hayata geçirilecek.

Yeşil atık, evlerden çıkan organik çöpler, sebze, meyve atıkları, bunun dışında park ve bahçelerin atıkları.

Bunlar kompostlama denilen mekanik ve kimyasal yöntemlerle geri dönüştürülüyor, zararlı gazları yok ediliyor ve gübre olarak kullanılıyor. Dünyanın her yerinde en yaygın geri dönüşüm metodu.

Böylece hem katı atıkların yani çöplerin miktarı azalıyor, hem de çöp alanlarının doğaya zehirli salınımı azaltılıyor.

Yapılacak tesis, kapasitesi bakımından başka yerleşim yerlerine de hizmet verebilecek.

Vahşi bir çevre ve çöp yönetimi olan ülkemiz için bu bir ilk.

Çevre Bakanlığı çalıştay üstüne çalıştay yapmış, uzman yetiştirmiş, “en kısa zamanda atık ayrıştırmaya, geri dönüştürmeye başlıyoruz” müjdeleri verilmiş ama sonuç sıfır. Zaten öyle olsa, evlerimizden özel yöntemlerle toplanması gerekirdi. Böyle bir bilgilendirmeyi de hiç hatırlamıyorum. Çevre Dairesi, yeşil atık, kompostlama, yeniden kullanım konularında ihtişamlı bir broşür hazırlamış. Ama uygulama? Vatandaşa “evde kendiniz kompostlama yapın” gibi önerileri var.

Şimdi Lapta’dan gelen bu habere, söyleyin nasıl sevinmeyim.

Başka ülkelerde olağan Belediye hizmetlerinin buralara gelmiş olmasına bile sevinir hale geldik.

İstenirse proje de hazırlanabiliyor bu ülkede. Bakın Lapta Belediyesi bu Projeyi, Management Center ile birlikte hazırlamış. Yapamıyorsanız, yeterli kapasiteniz yoksa, bu işi yapabilecek üniversiteler, stö’ler, kurumlar var. Kamunun düşen kalitesi ortada. O sebeple Türkiye’nin proje paraları olduğu gibi geri gidiyor. O zaman tek çareniz var, özelden hizmet alacaksınız.

İşte proje, işte finansman, işte ciddi bir soruna çözüm.

Yeter ki vizyon olsun…

Bizim buralarda en büyük eksiğimiz de vizyon sahibi yönetici eksikliği…

EN İYİ PAZARLAMACI ÖDÜLÜ VAR MI..?

Yemen’den Suudi Arabistan’a atılan füze konusunda konuşmuş ABD Başkanı Trump…

“Bu İran’ın işidir” falan diyerek, işleri karıştırarak başlıyor ve devam ediyor…

“Bizim sistemimiz onu yerle bir etti… Bu bizim ne kadar iyi olduğumuzun bir kanıtı. Kimse bizim yaptığımız şeyi bu kadar iyi yapamaz ve şu an bunları bütün dünyaya satıyoruz”…

Siz birbirinize füze atacaksınız, biz de size hem füze hem de ondan korunacağınız kalkanı satacağız…

İşte dünyanın gerçeği bu…

Bunu söyleyen ABD’nin Başkanı…

Eğer uluslararası bir “En iyi pazarlamacı” ödülü varsa, o ödül bu yıl kesinlikle Trump’a verilmeli.

YERİN KULAĞI VAR

KİM YER BUNU:

İktidar kanadı, 19’ların “federasyondan vazgeçelim” önerisi tutmayınca, bir öncekini gündeme getirdi. O da Rum Meclis kararının kınanması. Oysa arada Meclis Başkanı’ndan ortak deklerayon hazırlaması istenmiş, metin çıkmış, ama UBP-DP bunu istişare edip, ortak metin haline getirmekten kaçıp, eski önerilerini sürmüş… Muratları tam da Zeki Çeler’in dediği, “bak biz milliyetçi vatansever insanlarız, onlar değil” dedirtecekler. Ve sanki de millet bunu yutacak. Yok mu kardeşim başka propaganda malzemeniz..?

 

KOYUN MU BU MİLLET?:

UBP’den CTP’ye, CTP’den UBP’ye kayan Önder Sennaroğlu, adaylığıyla birlikte bir mesaj yayınlamış, “İskele ve Karpaz aslına dönüyor” diyor. Neymiş, kendisiyle birlikte CTP’ye gidenler, şimdi UBP’ye dönüyormuş! Bizim Hüseyin Ekmekçi, “bu, halka hakaret değil mi” deyince kıyamet koptu. Evet, normal bir ülkede bu bir hakaret. Ne demek ‘ben dönerim, halk da benimle döner’?  Ama bu ülkenin özeline bakarak konuşursak, adamın böyle düşünmesi doğal. Çoğunluk öyle değil mi. Onca rezilliğe rağmen sürekli aynı insanları niye seçiyorlar? Önemli olan bu sözleri hakaret kabul edenler toplumun kaçta kaçı…

 

BİR GARANTİ GİBİ:

İlk kez iki vekil çıkaracak olan Lefke bölgesinde, yedi aday adayı bulunan UBP dışındaki partiler aday sıkıntısı yaşıyor. Konuştuğum arkadaşlar Lefke’de UBP’nin bir milletvekilliğinin kesin gibi olduğunu, ikici vekil için ise HP ile CTP arasında büyük bir çekişmenin olacağını iddia ettiler. Diğer partilere ise pek şans vermiyorlar…

 

SEÇİM 7 OCAK’TA OLMAZ ARTIK:

Seçim tarihi Meclis’te 13 Kasım’da belirlenecek. Buna göre 7 Ocak tarihi şimdiden hayal olmadı mı? Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın 11. Maddesi, seçim yasaklarını seçimden 60 gün önce başlatıyor. O halde en erken seçim tarihi 13 Ocak olabilir. Bence daha da ileri bir tarih olacak. Sonuçta işler Serdar Denktaş’ın dediği noktaya gidiyor. Herhalde UBP bu kez bütçeyi geçirmekten kaçamayacak.

 

EL ELE SEÇİME:

Nazım Çavuşoğlu ile Turgay Avcı’nın İskele bölgesinden UBP aday adayı olması, geçmişte ikili arasında Meclis’te yaşanan, “küfürlü” bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Daha sonra Avcı’nın UBP’ye dönüşüne, Çavuşoğlu karşı çıkmıştı. Şimdi ikisinin adaylık yarışını kazanmaları halinde, birlikte yapacakları seçim propagandası ve vatandaşın karşısında söyleyecekleri hayli ilginç olacak…

 

GEÇER NOT ALAN YOK:

Target Kamuoyu Araştırma Şirketi’nin yaptığı ankette Bakanlar Kurulu üyelerinin hiçbiri vatandaştan geçer not olan 5’i alamadılar ve sınıfta kaldılar. Başbakan Hüseyin Özgürgün 10 üzerinden 4.14 not ortalaması ile kabinenin en başarılı ismi oldu. Muhalefeti sorarsanız, onların da iktidardan bir farkları yok. Vatandaş ne iktidar, ne de muhalefete güveniyor…

 

KİMİN UMURUNDA:

Altyapı dikkate alınmadan süren vahşi inşaatlaşmanın tehlikesine dikkat çeken Şehir Plancıları Odası Başkanı Refikoğlu, Girne’de yüzlerce otel, üniversite, yurt ve yüksek katlı inşaat projeleri olduğunu belirterek “Felaket bağıra bağıra geliyor” uyarısında bulundu. Kimin umurunda, rant kaygısı herşeyin önüne geçti. Son yağmurlarda Girne’de yaşanan felaketten bile ders alınmadı…

 

NE İSTEYECEĞİNİ ŞAŞIRDI ARTIK:

Rum lider Anastasiadis, Maraş’ın iadesi güven inşası için en önemli bir adım olacağını söylemiş. Daha önce de adada bir çözüm için Güzelyurt’un iadesini istemişti hatırlarsanız. Her adımda yeni bir dayatma çıkarıyor. Maksat işi yokuşa sürmek, “Bak Türkler kabul etmiyor” diyebilmek.  Seçimleri yaklaştıkça pusulayı iyice kaybetti…

ZİRVEDEKİLER

Turgay Hilmi: “Girne’de yaklaşık 350 veya fazla 10 kat inşaat izni varmış. Yani, 14 bin daire, 28 bin araba, 56 bin nüfus ve 20 yıl daha inşaat”…. Sevgili Turgay yine de insaflı davranmış. Ama işte en asgari gerçek bu… Sadece bir kaç sene içinde yok edilen bir kent. Yaşanır mı artık? Belki biz görmeyiz ama bizden sonraki nesil görecek; o durmadan dikilen dev betonlar, bom boş kalacak. Çünkü bu furyanın ekonomik bir temeli yok. Onun için de sürdürülebilir değil, sadece kısa günün karı. Ve o zaman Girne de yeni bir Maraş olacak…

DİPTEKİLER

Kendini Nimetten Sayanlar: Partilerin aday profili yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor. Ancak adaylık müracaatı için öyle isimler duyuyoruz ki inanamıyoruz.  Geçmişte arkalarında türlü şaibeler bırakan bilindik isimlerin, şimdi kendini nimetten sayarak aday olmak için ortaya atılmalarına şaşırmamak elde değil. Bırakın toplumu, kendi partilerine bile ihanet edenlerin hala daha kendini nimetten sayması bile en hafif tabiriyle topluma hakarettir…