Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Özgürgün’ün çalımını yemedim

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, hükümet ortağı Ulusal Birlik Partisi Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün seçim tarihi ile ilgili kendisine çalım atmaya çalıştığını ancak ülkeyi kaosa götürecek süreçte CTP ile UBP’nin sorumluluğu üstlendiğini söyledi

TIRİBIL ATMAYA ÇALIŞTI: Denktaş seçim tarihi ile ilgili “Özgürgün bana tıribil (çalım) atmaya çalıştı ama atamadı. Anladığım bana atmaya çalışırken top ayağına dolaştı. Artık seçim tarihi konusunda sorumluluk Özgürgün ve Erhürman’dadır. Eğer 7 Ocak’ta seçime gidilirse ekonomik kaostan ikisi sorumlu olur” dedi

 

SİYASİ LİTERATÜRDE YOK: Denktaş: Bakanlar Kurulu’nda Özgürgün ile seçimi Haziran’a çekelim mi diye konuştuk. Ertesi akşam Özgürgün partisinin kuruluş yıldönümünde yine hodri meydan çekti. Ve üstelik bu sefer hiç olmayacak şekilde ve dünya siyasi literatüründe de görülmeyecek şekilde muhalefete “tarihi sen belirle” jesti yapıldı

 

MUHALEFET DAHA ANLAYIŞLI: Denktaş, bütçe konusunda bir çok kez hassasiyeti anlattıklarını ifade ederek muhalefetin bu hassasiyete UBP’ye göre daha fazla anlayış gösterdiğini söyledi. Denktaş, “İş inatlaşmaya bindi. Sıkıntı ilk kim geri adım atacak noktasındadır” dedi

 

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, erken genel seçim tarihi ile ilgili hükümet ortağı Ulusal Birlik Partisi’ne yüklendi. Denktaş, “UBP’nin kuruluş yıldönümünden bir gece önce Bakanlar Kurulu’nda Özgürgün ile seçim tarihini Haziran’a taşımayı konuşurken, bir gece sonra kuruluş yıldönümünde hodri meydan çekti” ifadelerini kullandı.

Siyaset tarihinde hiç görülmeyecek bir şekilde seçim tarihinin muhalefete belirletildiğini kaydeden Denktaş, “ben geçen dönem araya girerek hodri meydanlaşmalarını engellemiştim ancak bu kez karışmayacağım. Tüm sorumluluk UBP ve CTP’de olacak” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, seçim tarihinden, bütçe sıkıntına, denk bütçenin oluşturulmasından ülkenin ekonomik durumuna bir çok konuda Havadis’e samimi cevaplar verdi.

İşte Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile yaptığımız röportaj:

 

Soru: Demokrat Parti olarak bazı milletvekillerinin partiden istifa etmesi ve ardından bazılarının bağımsız bazılarını UBP’ye geçtiği bir süreç yaşadık. Ardından ise UBP ile sizden ayrılan bağımsızların desteklediği bir koalisyon hükümetine girdiniz. Bu hükümetin DP’ye zarar veya kar bakımından ne getirisi oldu?

Denktaş: Demokrat Parti’ye bu hükümet sürecinin ne kar veya zarar verdi diye hiç bakmadık. Ama bu hükümet dönemi ülkeye ne kattı diye bakmamız gerek. Maaşların taksitle başladığı, hayvancı, çiftçi, imalatçı ve müteahhidin ödenmediği bir dönemden başladık. Türkiye’de hastanelerin hastalarımızı kabul etmediği, 2010 sonrası işe girenlerin haklarının budanmış halde devam ettiği, öğretmenlerin bir kısmının hazırlık ödeneği aldığı bir kısmının almadığı bir dönemden başladık. Bu koşullarda aldığımız bir devleti, borcunun kalmadığı, ödemelerin yapılabildiği, 2010 öncesi ve sonrası maaşlar arasındaki farkın çok az da olsa kapandığı, maaş ödenecek mi ödenmeyecek mi, müteahhitlerin ödendiği, 2016 sonuna kadar Türkiye’deki hastanelere olan tüm borçların ödendiği, 206 milyon açıkla tamamlanacağını öngördüğümüz bir bütçenin 2 milyon bir açıkla kapanacağı, denk bütçenin oluştuğu, yerel gelirlerden pay ayırdığımız bir noktaya geldik. Dolayısıyla kar zarar dengesini yapması gereken biz değiliz vatandaştır.

 

Soru: Genel seçimler için daha 9 ay varken ne oldu da koalisyonun büyük ortağı aniden seçim için düğmeye bastı? Hükümetten bir sıkıntı mı vardı?

Denktaş: Hükümette bir sıkıntı yoktu. Geçen yıl yine aynı hodri meydanlar çekilmişti. Hatırlıyorsunuz 20 Temmuz diye tarihler verilmişti. O tarihte ben araya girip Nisan 2018 diye bir öneri yaptım ve her ikisi de o öneri üzerinde buluştu. Salı günü Bakanlar Kurulu’nda Nisan diye yaptığım öneriyi Haziran’a çekelim mi? Yerel ve genel seçimler beraber olsun bu bize 4 buçuk milyonluk bir kazanım sağlar bunu konuştuk. Çarşamba akşamı Özgürgün partisinin kuruluş yıldönümünde ansızın yine bir hodri meydan çekti. Ve üstelik bu sefer hiç olmayacak şekilde ve dünya siyasi literatüründe de görülmeyecek şekilde muhalefete “tarihi sen belirle” jesti yapıldı. Muhalefet de oturdu baktı en erken tarih 7 Ocak’tı. Onlar da “7 Ocak en erken tarihtir” dedi.

 

Soru: Bu konuda muhalefete bir suç buluyor musunuz?

Denktaş: Her iki parti başkanı da aslında bir seçim tarihinin ne getirip ne götüreceğini düşünmedi. Tamamen partisel bir yaklaşımla ve inatlaşmayla buraya geldik.

Soru: Anketlerin DP’nin baraj sıkıntısı olacağı yönünde bir takım verileri var. Sizce bunlar bir algı operasyonu mu? Ve bu algı operasyonlarının kimin tarafından yapıldığını düşünüyorsunuz?

Denktaş: Bu tam anlamıyla bir algı operasyonudur. Biz 1992’de kurulduk. 1992’den beridir hiçbir seçim öncesi baraj üstü gösterilmedik. Bu yıllardan beridir böyledir. Hiç baraja yakın bir oy da almadık. Yine aynı algı operasyonları var ve göreceğiz ki sonuca doğru şimdi yüksek görülen partiler aşağıya inecek, istenilen arzu edilen kesimler tarafından parti yukarı çıkarılacak ve bununla da “sonuca yakın bir analiz yaptık biz” diyerek bundan rant elde edilecek. Biraz önce bir şeyler saydım. Dolayısıyla partimin halk tarafından takdir edilip edilemediğini seçim sandığı gösterir.

Soru: Türkiye’den gelen bazı anket ve kamuoyu yoklaması yapan şirketler burada birilerine iş yapıyor. Bu şirketlerin vergi verip vermediği ile ilgili bir bilgiye sahip misiniz?

Denktaş: Hiçbir şekilde yatırım veya vergi vermiyorlar. Güya beleş yaptıklarını söylüyorlar. Bir denetleme mekanizması oluşturulabilir ancak bu sefer de “bakın gerçeklerin duyulmasını istemezler diye devlet gücünü kullandı Serdar Denktaş” diyecekler. Buyursun yapsın da nereye varacak işler görelim.

 

Soru: DP milletvekili Mustafa Arabacıoğlu’nun pazartesi gazetemizde yayınlanan röportajında DP’den istifa eden milletvekillerine karşı “saygısızlık yaptılar” gibi bir görüşü vardı. Siz bu görüşe katılır mısınız? Sizce DP’den istifa eden milletvekilleri DP’ye nankörlük yaptı mı?

Denktaş: DP’ye değil ama kendilerine oy verenlere karşı elbette bir saygısızlık var. Ne pahasına olursa olsun seçim döneminin sonuna kadar elbette orada olmaları gerekirdi. Bir kısmı bizim muhalefete düşünce gitti, bir kısmı da ben görevden alınca gitti. Bunların içinde hiç olmazsa Berova dönem sonunu tamamladı ve gitti. Bu sizi seçenlere saygısızlıktır. O dönemde bu işbirliğini yapmamış olsaydık. Bugün 4 milletvekiliyiz. O dönemde biz 8-9 milletvekili zaten çıkarırdık. Ama 7 milletvekili onlardan 4 benden çıktı. 7’si şimdi yok. Bu işbirliğini yapmasaydık zaten hiç biri şu anda Meclis’te olmayacaktı. Bu fırsat ellerine geçti DP ile birlikte. Ama ondan sonra tamamen kişisel nedenleriyle ayrıldılar. Bu bana yapılan bir saygısızlık değil kendilerini seçenlere saygısızlıktır.

Soru: Özdemir Berova konusu son günlerde ciddi şekilde gündem oldu. Bir takım kişiler Berova’nın istifa eden milletvekilleri ile beraber o dönemde istifa edeceğini ancak hükümette DP’nin komite dışı kalacağı sebebiyle rica ile “bu dönemde DP’de kal. Seçime gideceğimizde yine UBP’ye gidersin” tarzında bir söz verildiğini söylüyor. O dönem süreç nasıl yaşandı? Berova’nın istifası daha önceden planlanan ve anlaşılmış bir şey miydi?

Denktaş: Özdemir Berova en azından süresini tamamladı. Ama bizim bu yönde bir talebimiz olmadı. Bunu şimdi söyleyenler var ama gerçekten kendi aralarında böyle bir konuşma oldu mu onu ben bilemiyorum. Bizim bu yönde bir talebimiz olmadı.

Özdemir Berova bizim partimize geldiğinde partili olmadığını biliyorduk. Ama UG kanadı ile de gelmedi. Kendi geldi müracaat etti değerlendirdik ve aday yaptık. Bu dört buçuk yıl içerisinde beklerdik ki DP’li olabilsin. Ama olamadı. İlçe yönetimi ile uyum içerisinde çalışmadı. İşin doğrusu parti politikalarının Eğitim Bakanlığı’na yansıması noktasında da sıkıntılı dönem geçirdik. İyi de kötü de günlerimiz geçti. Ben o nedenle teşekkür ettim kendisine yoksa bir zarar verme durumu yoktu.

 

Soru: Her fırsatta ülke ve kamu maliyesinin 2017 yılında iyi bir yıl geçirdiğini söylüyorsunuz. Hatta son günlerde KKTC tarihinde ilk kez denk bir bütçe hazırlandığını kaydettiniz. Geçmiş yıllara göre kamu maliyesinde ne değişti de 2018 için denk bütçe hazırlanılabildi? Nasıl bir yapı ile devlet bütçesi artık daha az açık veriyor?

Denktaş: Hem buradaki ekibi değiştirmedim. Kurumsal hafızaya sahip arkadaşlar. Vergi Dairesi’nin başına atadığı kişi de bu sistemin içinde yetişmiş bilgili bir arkadaş. Bunların uyum içerisinde çalışmasını sağlayabildim. Benim yaptığım sadece yönlendirmeydi. Örneğin şunu yapmak isterim dediğimde efendim bu olmaz cevabını ben hiç kabul etmem. Varmak istediğimiz noktaya nasıl varabiliriz bunu düşünün şeklinde yönlendirdim.

Çok kısa sürede birbirimize uyum sağlayabildik. 27 yıldır ben devletin çeşitli kademelerinde görev yaptım. Alan tarafta da oldum veren taraftayım şimdi. Biraz kayıt dışına yöneldik, biraz vatandaşa bürokratik kolaylıklar sağladık. Siz eğer buradan vermezseniz dönüşünü alamazsınız. Zorladık bütçemizi ve her tarafı ödedik bunun da geri dönüşünü gördük. 206 milyon TL açık gördüğümüz bütçede şu an için 2 milyon TL gibi bir açığımız var. Ama Sosyal Sigorta’nın biraz yavaşlarsa Kasım ve Aralık ayı için çünkü üçüncü ayak olarak 24 Milyon TL ödediğimiz bir bölüm var bu 18 milyon TL’ye düşmesi durumunda denk bütçe işle yılı tamamlayacağız. Bütün bunların yanında Nisan’dan beridir benzine elektriğe zam yapmadık. Fiyat İstikrar Fonu’ndan bunu dengeledik. Buradan da kaybımız vardı aksi takdirde kar bile edebilirdi bütçe.

 

Soru: 2018 için denk bütçe nasıl yaratıldı? Bazı kaynaklarda kısıtlamaya giderek mi bu yapıldı?

Denktaş: Tam aksine örneğin Sağlık Bakanlığı bütçesine ve yatırım kalemlerine yüzde 38 artış yaptık. Bütçenin büyüme oranı yüzde 14 ama sağlığa yüzde 38 artış verdik. 2018’de beklentimiz artı ile kapatma noktasında. Gerçekten çok bol verdik kaynaklara. 2 üniversiteye kısıtlı bir katkı koyduk. Eğer gelecek yıl bir protokol karşılığı ek bir katkı yapabilirim dedim.

 

Soru: Gerek Meclis’te gerekse kamuoyu önünde sizin ısrarla bütçe geçsin sonra seçime gidelim söyleminiz var. Ne muhalefet ne de UBP tarafı buna yanaşıyor. İşin ciddiyetini mi anlayamadı UBP ve CTP, yoksa inatlaşma nedeniyle mi böyle oluyor?

Denktaş: Hem bence işin ciddiyetini anlamadılar hem de inatlaşma nedeniyle “kim gerim adım atacak” noktasında sıkıntıları var. Açık yürekli olmam gerekirse muhalefet daha anlayışlı bu konuda. Bir tanesi Birikim Özgür’üğn eski Maliye Bakanı olarak denk bütçenin anlamını kavramış olması bir diğer eski başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer’in 12’de bir uygulaması ile 2 yılı geçiren bir başbakan olması. Anlatıyorum bütçe geçmezse önümüzdeki 2 yıl zor çekeceğiz diye. Ama bana daha önce de yapıldı diyorlar. Doğrudur daha önce de yaptık. 2004 bütçesini sunduğumuzda 2003’te onu geri çekmek zorunda kaldı o dönemin hükümeti. 2004 referandumu oldu bütçeyi geçiremedik. 2004 sonunda sunduk bütçeyi ama yine seçim oldu o da öyle kaldı. 2005’in sonunda 2004 bütçesinin bir günde geçirdik. Tüm bu süreç 12’de 1 ile gitti. Tüm bu süreç bize 2008 yılında paket dayatmasını getirdi. Şimdi yine aynı sürece gireriz. Eğer 12’de bir ile devam edeceksek 2 tane yöntem var. Birincisi hayat pahalılığını maaşlara yansıtırız ama çiftçisi hayvancısı eczacısı bunlar faydalanamaz. İkincisi yasaya rağmen hayat pahalılığını yansıtmazsınız ve çiftçiyi hayvancıyı ödersiniz. Temmuza kadar devam edersiniz. Temmuzda 1 milyar 250 milyon nakit bulursanız geriye dönük hayat pahalılığını ödemeye kalkarsınız ki böyle bir imkan mümkün değil. Taksit taksit hayat pahalılığını yansıtmaya çalışırsınız ki bu rezaletin dik alasıdır. Muhalefet bu konuda daha sıcak baktı bir ara ve daha az konuşalım diye bir öneri de yaptılar. Ama “biz onay verecek değiliz ha” dediler.

Dün Berova istifasını verdi. Bana gelmeden önce istifasını da verdi. Arabacıoğlu haberi görür görmez “Berova sunmuştur istifasını bu nedenle grup kabiliyetimizi kaybettik bu neden komiteden çıkıyorum” dedi. Berova bana geldiğinde istifasını verdi ve “hangi tarihte içeri vereceğiniz sizin takdirinizde” dedi. Ben ne kadar geç verebilirsem o kadar geç vereceğim çünkü DP’nin grup kabiliyeti olması gerek ki yasaları ve bütçeyi işleme koymak için.

 

Soru: Hükümet ortağınızdan gol yediğinizi düşünür müsünüz seçim dönemi ile alakalı?

Denktaş: Özgürgün bana tıribıl (çalım atmak) atmaya çalıştı ama atamadı. Anladığım bana çalış atmaya çalışırken top ayağına dolaştı. Artık seçim tarihi konusunda sorumluluk Hüseyin Özgürgün ve Tufan Erhürman’dadır. İki parti ülkeyi kaosa sürüler eğer 7 Ocak’ta seçime gidilirse.