Çok büyük işler yaptıklarını iddia eden ve bu performanslarını sürdürme adına erken seçime gittiğini söyleyen iktidar, acaba ne yaptı, hayatımıza iyi, yeni ne getirdi, hangi derdimize deva oldu, hangi sorunu çözdü diye düşündüğümde, bir şey bulamıyorum.
Emin olun bazen bulmak istiyorum. Yahu şu yasayı da geçirdiler de, şöyle bir faydası oldu diyeceğim ama, olmuyor.
Karşılaştığımız her sorunla ilgili bir takım çalışmalar olduğunu biliyoruz. Ama sonuç yok.
Mesela kamu reformu…
Mesela tarım reformu…
Ve Bilişim Yasası…
Nereden girdim bu konuya diye merak edenler için yazayım; böyle bir yasanın olmayışının başka bir çok tehlikeleri de var ama, bizim meslekte insanları doğrudan etkileyen, suçsuz günahsız yere infaz edilmelerine sebep olan bir etkisi var.
Taaa 2011’de hazırlanmaya başlanmış.
2014‘de Bakanlar Kurulu’ndan geçmiş…
Şubat 2017’de Bakanlar Kurulu’nca onaylanıp, Meclis’e gönderilmiş, ama bir türlü onaya gelememiş…
Herkes şikayetçi, polis de yargı da, vatandaşlar da…
Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu diye bir kurum var ama bilişimin yasası yok.
Bakın mesela, polis Ocak 2014 tarihinde de internet bankacılığı yolu ile kara para aklama iddiasıyla birilerini tutukladı. Ama yasa olmadığı için hiç bir şey yapılamadı.
Sonra, başkalarına ait şifreleri kırarak başka hesaptan kendi hesabına para aktarmanın da KKTC’de bir cezası yok. Aynı sebepten…
Yasal boşluk ülkeyi bilişim suçları cennetine çevirmiş durumda. Bunu bilen her türlü kriminal, internet üzerinden suç işlemek için KKTC’yi kullanıyor.
Suç var, ceza yok…
Herşeyin bilgisayar, internet üzerinden döndüğü bir dünyada yaşıyoruz. Ama kanun, orman kanunu…
Bu çağda, dünyada böyle bir cennet(!) daha kaldı mı diye merak ediyor insan.
Kafayı karıştıran bir başka soru, bilinçli olarak mı çıkartılmıyor meselesi…
Gelelim medya ile ilgili kısmına…
Çıkar hesapları internet medyası üzerinden görülüyor.
Küçük bir toplumuz, herkes herkesi biliyor. Küçücük bir yalan haber, anında yayılıyor… Sonra istediğin kadar yalanla. Çamur atılıyor ya… İnsanların kişilik haklarına hakaret ediliyor ya… Cezası da yok ya…
Şu anda sayısını tam olarak bilemiyorum, belki Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu bilir ama, onlarca olduğunu tespit ettiğim sözde haber sitesi var.
Ne adresi var, ne de künyesi.
Oysa mevcut Basın Yasası’na göre bile böyle bir yayının yapılamaması lazım. Ama yapılıyor.
Bu siteler her türlü yasal yayın organının haberlerini çalıp yayınlıyorlar. Tek kuruş masraf yapmadan, emek harcamadan. Tam bir hırsızlık…
Daha da beteri, dediğim gibi sırf çıkar hesaplaşmaları nedeniyle ona buna olmadık iftiralar atabiliyor, özel hayata dair yayın yapabiliyorlar.
Peki neden hala kimse bu soruna bir çare üretmeyi düşünmüyor..?
Çok mu zor? İşte hazırlanmış, Bakanlar Kurulu’ndan da geçmiş.
Yoksa KKTC’nin bu cennet (!) görüntüsü kimilerinin hoşuna mı gidiyor..?
_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
PAMUK ELLER CEBE:
Seçim öncesi aday adaylığına hevesli bir çok kişi, talep edilen “başvuru ücretlerine” tepkili. Bazı partiler müracaatları ücretsiz yapıyor ya da bağış adı altında cüzi miktarlar talep ediyor. UBP’de ise, aday olabilmek için yaklaşık 30 bin TL’yi gözden çıkarmak gerekiyor. Olanı da var, olmayanı da. İş bununla bitse neyse de, adaylık kesinleşince bir o kadar da harcama gerekecek.Yani UBP diyor ki, “kardeşim paran yoksa aday olma”.
SEVİNELİM Mİ YANİ:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, Sosyal Sigortalar Dairesi’nin sürdürülebilir yapıya kavuşturulduğunu söylüyor, anlatıyor da anlatıyor. Oysa, 100 bin kayıtlı işçinin yarısı yabancılardan oluşuyor. Sadece resmi rakamlarla bile yüzde 11 kaçak var. Belki siz bir kişiden sigorta parası alıyorsunuz ama, o tek bir çalışan, en az 5-6 nüfus besliyor. Hani yolu, hani okulu, hani hastanesi. Hepsi tıkanmış durumda… Şimdi biz Sosyal Sigortalara para akıyor diye sevinmeli miyiz..?
KİM KONTROL EDİYOR?:
KKTC üniversitelerinde öğrenim gören 70 bin 560 yabancı öğrenciden 3 bin 199’unun Hepatit B, 762’sinin ise Hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor. Diğer bir hesapla gelen öğrencilerin %4.5’i hastalık taşıyor. Peki ama ülkeye girişte bunlara sağlık kontrolü yapılmıyor mu? Bildiğim kadarıyla gelen her öğrenciden sağlık raporu alınıyor. Bu durumda ya bu raporlar sahte, ya da birileri işini savsaklıyor… Hem de toplum sağlığı için böylesine ciddi bir tehlike karşısında…
ÖNCEDEN BİLMEMİZ LAZIM:
Müzakereci Özdil Nami, yeni dönemde müzakereler başlarken, başarısız olması halinde Kıbrıslı Türklere statülerinin ne olacağı konusunda net bir şekilde güvence verilmesi gerektiğini vurgulamış. İyi söylemiş. Artık boşuna kürek çekmek, geleceğimizi Rum’un insafına bırakmak yok. Uçuk kaçık önerileri boş verin, atılması gereken, bu gibi adımlar…
YİNE ZET DEHŞETİ:
Nüfusuna göre en çok kiralık araba bulunan ülke sanırım biziz. Tamam da, bu işin yasası, kuralı olmalı. Geçerli ehliyeti olmayıp, bir başkası adına kiralayıp kullanan bile var. Böyle olunca da kazalar kaçınılmaz oluyor. Son zamanlarda meydana gelen kazalara sebebiyet veren kiralık araç sayısında artış var. Ters trafik, alışmadıkları çember ve sürat birleşince kaza kaçınılmaz oluyor. Sorsan, “ araç kiralarken uyarıyoruz” diyecekler. Aslında suçun büyüğü, bu kadar çok kiralık araç izni veren devlette…
ALLAH KORUSUN:
ABD’deki kara para skandalında Güney Kıbrıs’ın da adı geçiyormuş. Güney Kıbrıs’ta kayıtlı 12 şirket aracılığıyla ABD’de pahalı taşınmazlar, lüks araçlar ve oldukça pahalı antikalar satın alındığı iddia ediliyor. İnsan bunları okuyunca “iyi de tanınmış bir ülke değiliz” diyor. Hani yanlışlıkla kuzeyi de mercek altına almaya kalksalar, doktora tezi yazarlar. Dua edin ki tanınmıyoruz…
AVCILAR KUŞ, ADAYLAR ÜYE AVINDA:
Hafta sonu büyük av başlıyormuş. Büyük avla birlikte binlerce avcı ovalara çıkarken, yüzlerce aday adayı da üyenin oyunu kapabilmek için köylere çıkacak. Yöntemleri farklı da olsa, sonuç olarak amaçları aynı. Birisi vuracağı kuşu tuzağa düşürmeye çalışır, diğeri ise oyunu alacağı üyeyi. Çok kuş vurup evine dönen de, çok üyeyi ikna edip evine dönen de aynı mutluluğu yaşayacak… Haydi rast gele…
_______________________________________________________________________________
ZİRVEDEKİLER
YÖK Denetime Başlıyor: Bir gün bunu yazacağımı düşünemezdim bile. Çünkü YÖK’e, kuruluşundan beri hep karşı oldum. Ama bir de bugüne bakıyorum, madem ki biz denetleyemiyoruz, gelsin YÖK denetlesin diyorum. YÖK Başkanı üniversite konusunda kaliteden bahsediyor, bizim Eğitim Bakanı hala sayının artmasıyla övünüyor. Bu kafalarla, altın yumurtlayan tavuğu kesme noktasına geldik. Şimdi ben de, yıl başından itibaren YÖK’ün yapacağı denetimi de dört gözle izliyor olacağım…
_______________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Kaçaklar Ülkesi: Et, kaçak… Uyuşturucu, işçi, vergi, nüfus, para hepsinde kaçak… Tam bir kaçaklar ülkesi olduk. Bazen acaba diyorum, bir politika mı var, hani KKTC zaten tanınmıyor, nimetlerinden faydalanalım diye… Yahu kardeşim en azından sınırlarınızı koruyun. Polis işi gücü bırakmış, kaçak peşinde koşuyor. Yazıktır, günahtır…
































