Kuranı Kerim’in 14. Ayeti şöyle der. “Biz Hristiyanız” diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah ne yapmış olduklarını elbette onlara haber verecektir.”
Bu ayetin tefsirini yapanlar derler ki “bu ayet Kuranın başka hiçbir yerinde geçmemektedir. Fakat bu ayetle birlikte geçen ‘savaş’ kelimesinin ayet numaralarıyla suredeki kelime sayısı topladığında karşımıza 2. Dünya Savaşının başlangıç tarihi olan 1939 çıkmaktadır…
Mesela “Maide suresinin” Arapça metninde toplam 1804 kelime vardır. “Savaş” kelimesi ise sadece 24. 33. 64. Ayetlerde yer almaktadır. Ve 14 ayette de Hristiyanlar arasında “kin ve düşmanlıktan” bahsedilmektedir. Şimdi:
1804+14+24+33+64=1939 toplamı çıkmaktadır ki bu da 2. Dünya savaşının başlangıcıdır!
Yani “Kelime sayısı” ile “ayet numaraları” toplandığında Hristiyan ülkeler arasında gerçekleşen ve tarihteki en büyük savaş olan 2. Dünya Savaşı tarihi elde edilmektedir!
YILLARDIR Ömer Çelakıl’ın “Kuran-ı Kerim’in Şifresi” adlı kitabı kitaplığımda duruyordu. Burada bir parantez açayım:
(Artık yavaştan yavaştan ben de kitaplarımı toplamaya başladım. Ki aralarında İstanbul’daki sahaflardan satın aldığım 1940’lı yılların felsefe, tarih, psikoloji gibi çok eski baskılı kitaplar da var. İşte şimdilerde onları karton kasalara koyup kaldırıyorum, henüz ne yapacağıma karar vermedim… Söz konusu kitap da bu kaldırma işlemini yaparken dikkatimi çekti.. Bana biraz da “dini istismar eden bir kitap izlenimini verdiği için bir köşeye attımdı. Oysa bayağı ilginç iddialar ve ispatlı şifreler ortaya koyuyordu yazarı.”
VE Allah rahmet eylesin. Harid Fedai ile Lefkoşa’daki bir sohbetimizde, “yavaş yavaş yaşlanıyoruz ne yapacağız yıllardır birike birike artık odalardan evin dışına taşan kitapları, dergileri, gazeteleri, gazete kupürlerini, notlarımızı, günlük ajandalarımızı” diye sordum ve “hele dedimdi sizin mutlaka dağ gibi yığılmış olmalıdırlar.”
“Sorma” dediydi bana. Ayni konuyu çocuklarımla da ben konuştum. Önceleri bir kütüphaneye yahut üniversiteye bağışlamayı düşünüyordum. Fakat baktım, sağolsun çocuklar “sen hiç merak etme baba” dediler, biz kitaplarına sahip çıkarız. Rahatladım doğrusu.”
Tabi şimdilerde internet var. Google babamız var. Hiç tadına ve keyfine varamadım. Çünkü kitap gibisi yok. Hatta ansiklopedi değil mi? Hâlâ aklım dara girdiğinde Meydan Larus’a bakıyorum. Ne yapalım bir ömürlük alışkanlıklarla anlayış ve zevklerimizi kolay değil değiştirmek. Galiba bu nedenle statükocuyuz!) Neyse biz yine Kuran’a dönelim ki kitabın kapağında “mucize sırlar” da deniyor. Bunların bir ikisini aktarmaya devam ediyorum:
MATEMATİKSEL DÜZEN: Meğer Kuranı Kerim müthiş bir matematiksel düzene sahipmiş.
Kurandaki bazı kelimeler dikkat çekici şekilde aynı sayıda tekrarlanır. Bazıları şunlardır. Mesela:
“Melek” 88 defa, “şeytan 88 defa tekrarlanır.
Cennet 77 defa, cehennem de 77 defa tekrarlanır.
Dünya 115 defa, Ahiret 115 defa.
Bitki 26, ağaç 26 defa.
Şarap 6 defa, sarhoşluk da 6 defa tekrarlanır.
Rahmet 79 defa “hidayet” de 79 defa.
Fakirlik 13 defa zenginlik 13×2 defa tekrarlanır.
“De” kelimesi 302 defa, “dediler” 302 defa.
VE EKLEYELİM: Kurandaki “ayet numaraları” 14 asır öncesi dizilişiyle aynidir hiç değişmedi.. Ancak diyor yazar, o dönemlerde ayet numaraları konmadıydı çünkü hemen herkes sıralarını ezbere bilirdi. (Meğer ayetlerin sırası daha kolay anlaşılsın diye “matbaalarda” basılırken konmaya başlamış. Bunu da yeni öğrendim. Hani derler ya öğrenmenin sonu yok. Gerçekten sonu yok…)
PEKİ neden “Pazar sohbetime” Kurandaki bir iki mucizeyi aktardım. Ki Kuranda “aya çıkış tarihi” de var, “Atom çağının başlangıcı” da var, insanın doğumundan yağmurun rüzgârın oluşumuna kadar hem doğasal hem fiziki hem de tarihi ve tüm öteki öğretilerden hatta dünyanın yuvarlak olduğuna kadar her bir şey yer var..
(Belli ki müthiş bir “mucizenin kitabı,” Bu mucize henüz Hz. Muhammet Peygamber olmadan hani kırk yıl develerle bir ülkeden bir başka ülkeye bezirgân olarak mallarını götürür satar hatta Arabistan çöllerinden Hindistan’a kadar gittiği bile söylenir ya! Tabi ki gördükleri, öğrendikleri, düşündükçe erdiklerinin sonucu olmalı. Ki Allah da Kura’nı en iyi şekilde insanlığa yayacak olan Hz. Muhammed’e vahiy eylemiş olacak.
FAKAT SORALIM: Çok arayıp taramama karşın, evet Kuranda kıyamet günü var da ondan önce İslam’ın içinden çıktığı Ortadoğu’nun bu feci durumlara düşeceği yok! Bu Ortadoğu dediğinizin “Arap ve ötesi ırkların insanları tutun ki Allah’ı bile atlatmışlar mı diyelim?” Tövbe yarabbi! Dünyanın en hakiki ve Allah kelâmının en doğrusu ile halis’i Kuranı kerim Araplara vahiy olurken gel de anlayabilirsen anla! Ki Ortadoğu’da yarattıkları bataklıklarında boğuluyorlar şimdi, her halde Allah’ın gazabında!
































