Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

“Burada bedel ödüyorlar”

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Proje Koordinatörü Ülkü Taşseven, KKTC’de yasal yetersizliklerin,  kapsamlı bir sığınma sisteminin oluşturulmasının önünde engel olduğunu belirtti, sığınma sistemi olmamasının bedelini ise sığınmacıların ödediğini kaydetti 

TAŞSEVEN: BEDELİNİ ONLAR ÖDÜYOR: Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Proje Koordinatörü Ülkü Taşseven: Ülkemizdeki yasal yetersizlikler,  kapsamlı bir sığınma sisteminin oluşturulması önünde engel.  Gerekli yasal zemin yaratılmadığı sürece de bedellini,  savaştan, zulümden kaçarak KKTC’ye sığınmak isteyen insanlar ödüyor

 

 

Duygu ALAN

Yenierenköy açıklarında tespit edilerek tutuklanan 24 Suriyeli mülteciye suçlu muamelesi yapılarak 22’sinin cezaevine gönderilmesi, vicdanları kanattı, KKTC’de insan hakları tartışmasını bir kez daha gündeme getirdi.

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Proje Koordinatörü Ülkü Taşseven, KKTC’de yasal yetersizliklerin,  kapsamlı bir sığınma sisteminin oluşturulmasının önünde engel olduğunu belirtti.

Taşseven, “Gerekli yasal zemin yaratılmadığı sürece de maalesef zulüm ülkesinden kaçarak ülkemize ‘usulsüz’ bir şekilde ulaşan sığınmacılar, tıpkı 22 kişiye yapıldığı gibi, ‘izinsiz olarak KKTC karasularına giriş yaptıkları veya sınır ihlalinde bulundukları’ için önce tutuklanacak, daha sonra yargılanarak cezalandırılacaktır. Ülkemizin kapsamlı bir sığınma sistemi oluşturmak yönünde geliştiremediği insani yaklaşımın bedellini,  maalesef savaştan ve zulümden kaçarak buraya sığınmak isteyen insanlar ödüyor” diye konuştu.

 

“Türkiye’ye ihraç edilecekler”

Ülkü Taşseven, Yenierenköy açıklarında tespit edilen Suriyeli mültecilerin önce mahkemenin öngördüğü ceza süresince Merkezi Cezaevi’nde hapis yatacaklarını sonrasında ise Yabancılar ve Muhaceret Yasası’nın sağladığı yasal zeminin, muhaceret polisi tarafından işleme konularak, ilgili kişiler için ihraç kararının alınacağını kaydetti.

Benzer sürecin 2017 yılı içerisinde de yaşandığını söyleyen Taşseven, “Tabi bu süre zarfında, kişilerin Türkiye’ye ihracı için Türkiye’deki Göç İdaresi ile görüşülecek, temin edilecek olumlu yanıt üzerine ise 22 kişi Türkiye’ye ihraç edilecek” dedi.

Ülkü Taşseven, dünyanın insan haklarına bakışının bizden farklı olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Çok uzağa gitmeden coğrafyamızdan örnek verebiliriz. Adanın güneyi her şeyden önce, uluslararası hukukun bir kuralı olan geri gönderme yasağına saygı gösteriyor ve herhangi bir sığınmacı, ülkesindeki zulümden kaçtığı gerekçesi ile ister yasal, ister yasal olmayan yollardan ülke sınırına ulaştığı zaman, kişiyi geri göndermeden sığınmasına izin veriyorlar. Hemen akabinde ise kişi oluşturulan sığınma sisteminden yaralanabiliyor. Polisten başlayan ve Sosyal Hizmetlere kadar uzanan tüm idari yapı süreç içerisinde görevler üstleniyor. Mülteci statüsü belirleyebilmek için, devlet kişiye 6 ay içerisinde bir görüşme tarihi sağlıyor. Bu süreç içerisinde, kişi için güvenlik, barınma ve sağlık gibi en temel ihtiyaçları karşılanıyor.”

 

“İnsan kaçakçıları için Kuzey Kıbrıs birincil hedef ülke değil”

Ülkü Taşseven, Kıbrıs’ın Suriye’ye çok yakın bir kara parçası olduğunu ancak süregelen geri göndermeler nedeni ile insan kaçakçıları için Kuzey Kıbrıs’ın,  birincil hedef ülkeler arasında olmadığını kaydetti.

Taşseven, Birleşmiş Miletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin hazırladığı rapora dayanarak, dünyada şu an zorla yerinden edilen kişi sayısının 65 Milyon olduğunu belirtti.

Taşseven, “Türkiye ki bize en yakın coğrafyalardan biri, geçtiğimiz üç yıl içerisinde toplamda 3 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptı, yapıyor. Bizler de Suriye’ye çok yakın bir kara parçasıyız. Ancak, süregelen geri göndermeler nedeni ile insan kaçakçıları için Kuzey Kıbrıs’ın,  birincil hedef ülkeler arasında olmadığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

 

“Anlayış göstermeli insani yaklaşım sergilemeliyiz”

Ülkü Taşseven, ülkelerinde insanlık dışı muamelelere maruz kalan kişilere insani yaklaşım sergilemenin bir insanlık görevi olduğunu kaydetti.

Mülteciler ile göçmenlerin farklı olduklarını ifade eden Ülkü Taşseven, “Mültecileri, göçmenlerden ayıran en temel fark,  ülkelerinden ekonomik ve sosyal nedenlerle ayrılıp, kaçak yollarla buraya gelmeye çalışan kişiler olmamıştır. Mülteciler, zorla ülkelerinden, doğup büyüdükleri topraklardan ve hayatlarını kurdukları yerlerden edilen kişilerdir” diye konuştu.

Taşseven, bugüne kadar Suriye’den kaçıp, KKTC’ye ulaşan kişilerin kiminin eşini, çocuğunu, kiminin annesini babasını kaybettiğini, evinin savaş esnasında harap hale geldiğini kaydetti.

Taşseven, bu kişilerin can havliyle, kim zaman varlarını yoklarını ortaya koyarak, yaşamlarını insan kaçakçılarını teslim ettiklerini, kimisinin başka bir kara parçasına ulaşabilirken kimisinin yolda hayatını kaydettiğini anlattı. Taşseven, “Bu derin insanlık dışı muameleye maruz kalmış insanlara karşı anlayış ve insanı yaklaşım sergilemek hepimizin insanlık görevidir” dedi.

 

“Zulüm ülkesine geri gönderilmeden korunmaları için çalışıyoruz”

Ülkü Taşseven, SOS Çoçukköyü ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ortaklığında sürdürülen Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi ile Kıbrıs’ın kuzeyine ulaşan uluslararası korumaya muhtaç kişilerin zulüm ülkesine geri gönderilmeden korunmalarını sağlamak için çalıştıklarını anlattı.

Projenin ayrıca, BMMYK tarafınca tanınan ve Kıbrıs’ın kuzeyinde ikamet eden az sayıda mültecinin temel insan hakları standartlarına göre yaşam sürmeleri üzerine de emek verdiğini kaydetti.

24 kişinin davasında onları Proje için çalışan Av. Fezil Osum’un temsil ettiğini belirten Taşseven, yine, geçtiğimiz hafta, Suriye uyruklu 14 kişinin askeri bölgede tespit edilmesi ile başlayan mahkeme sürecinin proje avukatı tarafından takip edildiğini belirtti.

Taşseven, yasal müdahale ardına mahkemenin sığınmacı çocuklar odağında verdiği “tutukluluk sürelerini SOS Cocukkoyü’nde geçirmeleri” kararın akabinde ise projenin sosyal hizmet sorumlusu Kezban Arıl’ın sürece müdahil olarak, çocukların güvenlikleri, sağlık kontrolleri ve barınma ihtiyaçlarına cevap verdiğini ifade etti.

Ülkü Taşseven, “Çocuklar geçtiğimiz gün Güney’e sığındılar. Şu an Sosyal Hizmetlerin gözetimi altındalar. Bu yalnızca son hafta özelinde yaptıklarımız” dedi ve şunları söyledi:

“Genel olarak, proje amaçlarımız içerisinde; Geri gönderme yasağına uluslararası hukukun bir kuralı olarak saygı gösterilmesini sağlamak ve bununla birlikte herhangi bir mültecinin ya da sığınmacının doğrudan ve/veya dolaylı olara hayatlarının ya da özgürlüğünün tehdit altında olduğu topraklara geri dönüşünü engellemek için çaba göstermek. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan az sayıda mültecilerin entegrasyonuna destek vermek gayesi ile mesleki eğitim programları ve dil kursları; Sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde, istihdam danışmanlığı ve kültürel aktiviteler düzenlemek; tüm bunlara ek olarak, mülteci ve sığınmacılara, olumlu bir toplumsal algıyı teşvik etmek için, ırkçılığa, hoşgörüsüzlüğe ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele etmek var.”

 

“Medyanın ve STÖ’lerin desteği önemli”

Ülkü Taşseven, geçtiğimiz yıl içerisinde adanın kuzeyinde yaşayan ve BMMYK koruma kağıdına sahip 78 kişi dahil olmak üzere yaklaşık 300 sığınmacı/mülteci için yasal ve sosyal müdahalelerinin olduğunu belirterek, “Sığınma ile ilgili kapsamlı bir sistemin maalesef bulunmadığı adanın kuzeyinde tüm bu çalışmaları yürütmeye çalışırken, buraya bir şekilde ulaşan ve sığınma talep eden kişilerin en temel insan haklarına ulaşımlarını sağlayabilmenin ancak toplumun birçok kesimi ile dayanışma sağlayarak mümkün olduğu tecrübelerimizin başında gelmektedir” dedi.

Taşseven, tam da bu yüzden adaya ulaşan veya adada kalan mültecilerle ilgili sürdürmeye çalıştıkları hak arayışında etki alanlarının genişleyebilmesi için gerek medyanın, gerekse sivil toplum örgütlerinin desteğinin önemli olduğunu kaydetti.