Sabah kalktı gözleri mahmur, hava bulutluydu, henüz kahvesini içmeden diline bir türkü düştü:
Yandım çavuş yandım senin elinden
Elinden çavuş elinden
Çok sallanma
Kasatura da fırlar belinden
…
Bir zamanlar, havalar tam da böyleyken ve ilk yağmurlar düşerken o eski kente,
Babası, yüzünün ancak da sığdığı bir duvar aynacığının önüne geçer,
Yüzünü bir fırça ile sabunlayıp tıraş olurken bu türküyü tuttururdu diline.
Güvercinler dinlerdi önce…
…
O türkü dilindeyken mırıldanarak ocağa gitti.
Ateşe bir kahve koyup karıştırmaya başladı.
Eski mevsimleri anımsadı, eski kenti, eski evleri, avlulara ilk yağmurlar düşerken o güzel günleri.
Gerçekten güzel miydi o günler? Bunu hiç düşünmedi bile. Güzeldi işte!..
…
Kahve kokusu toprak kokusuna karışırken aklında mısralar tepişiyordu:
“Önce sesin gelir aklıma
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.”
…
Rüzgar serin esiyordu, hava ne güzel, çoktandır böyle bir sabah görmüşlüğü yoktu.
Yağmura koşsaydı, elini tutsaydı, gözleri kirpikleri ıslak, berbat olsalardı; ıpıslak…
…
Üstünü değiştirmeden kahvesini aldı, cigarasını yaktı, yağmur yağmakta o sıra, ilk yağmurlar bu, bulutlara baktı, ne güzeldi bulutlar, bugüne kadar nerelerdeydiler, yollara baktı ıslak, ağaçların yaprakları titrek, bir of çekti ama sevinçli, kederden uzak ve bir dağ devrildi gözlerinde içine yığıldı…
…
Çoktandır böyle bir sabahı yaşadığı yoktu.
Yeşilin kokusu var mıydı? Vardı işte!
İçini dışını yeşil bir koku sardı toprak kokusu ile birlikte dalıp gitti:
Sanki sütçü gelmiş kapıya dayanmıştı gidip baksa mıydı?
Uzaktan gelen çığlığı makas bileyicisinin sesine benzetti.
Dudaklarının arasında hâlâ o türkü:
Çok sallanma kasatura da düşer belinden.
Sanki dudaklarının arasından değil ahşap bir radyodan çalınıyordu.
Kulaklarında bir uğultu; sokaktan gelip geçen bisikletliler olmalıydı, asayişin berkemal olduğu zamanlardı, endişesiz gider gibiydiler.
Kahvesi ve cigarası biterken bir duyguya kapıldı, birdenbire, okula geç kalacakmış gibi çocuksu bir telaş içindeydi…
…
Halbuki ne alaka, dedi ve irkildi, o günler çok geride kaldı…
…
Ama ilk yağmurlar yağıyordu işte!
Yağmur, yine aynı yağmur değil miydi?
…
Aceleyle evden çıktı.
Niyeti beraber ıslanmaktı…
































