“Ada’da yaşayanlar sefil olacak kadar fakir bırakılmışlardır, bu nedenle zevklerini lüks ile tatmin edememekte, savurganlık yapamamaktadırlar. Buna karşın kabul edilemeyecek kadar tembeldirler. Mantıklı bir iş yapmak için veya ailelerinin yararlanacağı bir şey yapmak için veya halkın ortak refahı için kullanmaları gereken zamanlarını çocukça oyunlarla ya da haince planlar yapmak için harcamaktadırlar.”
…
Yukarıdaki sözler 250 sene kadar önce adaya gelen yabancı bir yazarın ada insanları hakkındaki görüşünü yansıtıyor.
Aradan iki buçuk asır kadar zaman geçmesine rağmen, bu özelliklerin tamamen yitirildiği ya da yitirilmediği söylenebilir mi?
Yine çocuksu mudurlar?
Yine haince planlar yapıyorlar mı?
…
Aynı ahalinin günümüzdeki nesilleri hakkında bir değerlendirme yapılacak olsa,
Tembel yerine çalışkan,
Çocuksu yerine olgun,
Haince yerine dürüst kavramları konabilir mi?
…
Eskiden Kıbrıs’a gelip gidenlerin çoğu aslında adadan memnun ayrılırlardı.
Çünkü ahali kendi halindeydi.
Ada sıkça el değiştirdiğinden, dönem olmuş gelip gidenler karşısında yerlerinden bile kıpırdamamışlardı.
Gelen yabancılara misafirlik göstermek geleneksel bir tutumdu.
Hele de adanın üzümünden tadınca.
1800’lerin başında adaya gelen bir yabancı “Kıbrıslıların yerel alışkanlıkları ile ilgili gözlemlerimiz de, onların misafirperver ve yardımsever oldukları idi” dedikten sonra üzüm hakkında şunları belirtir:
“Hemen hemen her bahçede asma yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Asmanın meyvesi de enfes bir tattadır. İç bölgelerden küçük sepetler içinde Limasol’a getirilen kırmızı üzümün değeri, muhtemelen eşsizdir.”
…
Kırmızı üzümden kasıt Verigo üzüm olsa gerek…
…
Bu tadına doyum olmayan iri ve kırmızı üzümler hâlâ üretilmekte, çok sevilmekte ve adaya gelen birçok yabancı bu üzümden tadınca, övmekten geri durmamaktadırlar.
…
Ada şu anda fiilen iki bölgeye ayrılsa da, Verigo üzümü Rum veya Güney Kıbrıs Verigo’su, ya da Türk veya KKTC Verigo’su diye ikiye ayırabilmek mümkün mü?
Ya da üzüm ikiye ayrılmış mıdır?
Bu durum Kıbrıs çileği için de geçerlidir,
Kıbrıs muzu, Kıbrıs elması ve en önemlisi Kıbrıs zeytini için de.
Kıbrıs zeytini yerine KKTC zeytini denebilir mi mesela?
Bilmiyorum doğrusu!
Belki de “çalışkan ve dürüst” biri çıkıp böyle yapmıştır!..
…
Kıbrıslıların tembel olduğuna dair gözlemler aşırı olabilir!
“Tembel” insan, dağları oyum oyum oyma gibi bir zahmete katlanır mı hiç?
Durup durmadan dağları ovaları betonlaştıran ilgili iş çevrelerinin “tembel” olduğunu kim söyleyebilir?
…
Keşke Trodos’lar da KKTC bölgesinde kalmış olsaydı!
































