Hava parçalı bulutlu,
Güneş bulutların içine bir girip bir çıkmakta.
Böyle bir gündü…
…
Ressam Semra Bayhanlı ile Anibal’ın önünde buluşup surlar içine daldık.
Gölek’ten Zafer Sinemasına uzanan Reşadiye Sokağının ince uzun yolunu izledik.
Yol üstünde Lefkoşa içerisine kıvrılan sokaklarda hanaylı evlerin saçakları birbirine sokulmuş gibi,
Yüzyılı aşkın aynı şekilde duruyorlardı biz altlarından geçerken…
…
Tantin’in Hamamına gidecektik ki yıkılan bir evin içine daldık.
Giriş kapısı geniş bir avluya açılıyordu, avlu bahçeye açılıyordu, bahçe başka bahçelere bakıyordu, içinde hurma, badem ve narenciye ağaçları yalnız ve mahzun.
Yıkıntılar arasında evin temelleri seçiliyordu sarı taştan kim bilir hangi zamandan.
Mermer döşemeleri çiçek motifliydi, duvarları kerpiç, pencereleri ahşaptan…
…
Atilla Sokakta Tantin’in Hamamına girdik.
Ortalık sakindi, tek tük insanlar vardı,
Dışarıda ilkbahar, Tantin’in hamamının içinde sonbahar.
Gördüklerimize bir kez daha şaşırdık,
Her taraf kırık dökük, pis ve leş.
Köşelerinde kurnalar duruyordu bir tamam ki o sıralarda bir vekil partisinden istifa etmişti,
Zaten kaç vekil, kaç bakan, kaç Başbakan, kaç Cumhurbaşkanı bu virane Venedik şehrinde istifa etse kaç yazardı…
…
Hafız Lisani sokaktan Haydarpaşa’ya yöneldiğimizde sınır boylarında kırlangıçlar pike yapmaktaydı.
O sokaklarda oturuyordu karşıdan sandviççi Hamis çıkacak sandım.
Aynı sokak içinde birkaç evin restore ediliyor olduğunu gördük memnuniyetle.
Karababa Türbesinin kapısı açıktı içinde bir sandukada rahat rahat yatmakta.
Lefkoşa alınırken Karababa kılıç sallamış ve vücudunu düşürmüştü bu sokaklarda…
…
Yolu Mutallip’in fırınından uzattık ki Mücahitliğimiz oralarda geçmişti kışlada.
O “muhteşem dönme” Ayasofya karşıdaydı işte ama birdenbire önümüze bando mızıka takımı çıkacak sandım.
Kışla yemekhanesinde yemekler genellikle patlıcan ve makarnadan ibaretti,
Kantininden tek tek sigara satın alır, “Four Star” içerdik.
Artık Selimiye meydanındaydık bir zamanlar içinde okuduğumuz Bayraktar Ortaokulu’na o açıdan baktık.
N e yalan söyleyeyim dalıp gitmişim,
Tam o an karşımıza okul Müdürü Kinova çıkacak sandım…
…
Ressam arkadaşım gördüğü kapıları, pencereleri, kerpiç evleri, o at arabalarına göre yapılan daracık sokakları gözleri ile çiziyordu sanki,
Ondan sonra çok gitmedik vakit epey ilerlemişti,
İdadi Sokaktaydık ki bir an durakladım,
Onca gelip geçtiğim bu sokaklardan,
Yine de,
Kız Lisesinden siyah önlüklü o güzel insanların köşe başından çıkacağını sandım…
































