Tuhaf bir yapı içerisinde gidiyoruz.
Başbakan diyor ki: “Bizim dönemimizde herkes mutlu…”
Şimdi bunun üzerine kitap yazılır.
Şöyle bir gerçek var…:
“UBP hükümetleri döneminde, kamu kaynakları emre amadedir… Vatandaş da payını aldığı için, siyasetin kamuda nasıl har vurup harman savrulduğuna bakılmaz…”
Bu yerleşik düzen uygulaması, CTP içerisine de şöyle yansımıştır:
“Şimdi de sıra bizde…”
Ne varsa yaşadığımız çarpıklıklar bundandır.
Kızıyor CTP’li arkadaşlar:
“UBP ile CTP’yi bir tutan…?”
Tutmam elbette…
Ama düzeni değiştirmek yerine, “Dur bunu da halledelim de bakarız” mantığındaki CTP, örneğin UBP kadar müşavir yaratmıştır.
Üçlü kararname sistemi değişmediyse, suç oranı aynıdır…
Kamu bankalarının işleyişi değişmediyse, suç oranı aynıdır…
Artırayım mı?
Vatandaş yapma politikası değişmediyse, suç oranı aynıdır.
Daha az müşavir yaratmak, daha az vatandaş yapmak, suçu daha az yapmaz ki…
Maalesef, “sistemi değiştirmesi gerekenler, aksine kamunun arpalıklarını sevdiler…”
Üzülüyorum ama gerçek de budur.
Nasıl değişir?
Şöyle bir inanış da var haliyle…
“Kıbrıs Türkü bu sistemin değişmesini istemiyor…”
Yalan mı?
Herkes mutlu oluyor bir şekilde…
Ne kadar “herkese eşit kamu hizmeti dağıtması gereken varsa” telefonun ucunda…
“Benden bir şey iste de yapayım sana” modunda…
Neden?
E hepsi aday olacak, vekil olacak.
İnsan biriktiriyor…
Süreç böyle işliyor çünkü.
Bir süre önce böyle değildi.
Bürokrat yerini bilirdi…
Siyasetçi de…
Şimdi herkesin aklında bir vekil olma fikri.
Adaletin şirazesi de böylece kayıyor…
Değişir mi?
Değişir elbette…
Neden değişmesin?
Böyle geldi ama, böyle gitmeyecek elbette…
Gitmemeli…
Zararı hepimize…
Sistemin zararı hepimize…
“Herkes istediğini alarak” mutlu oluyor.
Adalet…
Hak…
Hukuk…
Liyakat…
Saygı…
Bunlar bir bir ortadan kayboluyor…
Yerine, “Adaletsizce” makamlara gelenler kalıyor…
Kim ki parti basamaklarında, makamlar da onun…
Bu aidiyetle gelenlerden de biz istiyoruz kim tüm topluma hizmet versinler…
Öyle de saf bir milletiz…
































