Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cezaevindeki çocuklara üzülüyorum

Sabah gazeteye geldim…

Gözü yaşlı bir annenin telefonu ile başladım güne…

Devrim Demir haberleştirdi.

Cezaevinde koşullar giderek kötüleşiyor.

172 kişiye göre yapılan ve koğuş sistemi dışında başka bir şey düşünülmeyen bir cezaevi…

Kadın mahkum bile…

Şimdi 450 mahkum var…

Üç hafta önce 420 mahkum vardı…

Kadın mahkum sayısı artıyor…

Çocuk mahkum sayısı da öyle.

18 yaşından küçük 15 çocuk var cezaevinde…

Bu çocuklar, “çocuk tacizcileri” ile yan yana kalıyor.

Başka bir şey izah etmeye gerek var mı?

Cezaevinde mahkum profili hızla değişti.

Tecavüz…

Cinayet…

Darp…

Cinayeti tamamlayamayanlar…

Velhasıl…

Karşısındakine zarar vermekten korkmayan bir profil var.

Bu insanlara, “savunmasız gardiyanlarla” baş etmeye çalışan bir sistem var.

Ben olsam…

Bugün hemen, 18 yaş altı çocukları oradan alırım.

Nereye koyarsam koyayım…

Oradan iyidir…

Mevcut cezaevi, sorun üretiyor.

Suçluların, suç işlemelerine olanak sağlıyor.

Daha kötüsü de şu ki…

Suçlular, cezaevine yeniden dönüyor…

Daha büyük suçlar işleyerek…

“İçici” olarak uyuşturucudan cezaevine girenler, “satıcı” olarak dönüyor…

Üstelik bu batağa onları sürükleyenler kim:

“Cezaevindeki ağabeyleri…”

Sanırım tablo net…

Artık icdanların da yara aldığı bir noktaya geldik…

 

Evren bu işi bitirmeli…

Yakınen bildiğim için söylüyorum…

İçişleri Bakanı Kutlu Evren, göreve geldiği günden itibaren, cezaevine özel önem veriyor…

Bir an önce temel atılması için çaba harcıyor.

Devamında…

Cezaevi Müdürü yanında, bakanlık üst düzey ekibinin de önceliği cezaevi…

Alınması gereken ne kadar tedbir varsa alınıyor…

Ama palyatif kalıyor…

Yukarıda yazdım.

Ayda 30 kişi artarsa…

Çocuk suçlu sayısı hızla artarsa…

Yasalar alabileceğiniz tedbirlere cevaz vermezse…

Yapılabilecek olan da bellidir.

Ha…

Ben yıllardır savunuyorum.

Gardiyanlar yanında, Polis çevik Birliği’nden de bir ekip orada hazır beklemeli.

Gardiyanın “elle ayırma” dışında bir yetkisi yok.

Yeni cezaevi elzem…

Şart…

Yıllardır, “cezaevine mahkum dolacak koşulları ortadan kaldırın” dedik ama…

Nafile…

Yoğun çaba ile, büyük olaylar önlenmekte, facia sayılabilecek sonuçlar azaltılmakta…

Ama bu yapıda…

Aileler çocuklarının “tecavüze uğramasından” korkuyor…

Uyuşturucu belası devam ediyor…

Gardiyan tehdit ediliyor…

Dışarıda ahaliye kan kusturup acı verenler, içeride de “baba” modunda yaşam sürüyor.

Bu bile “vicdanın sızlamasına” yeter…

 


 

Targette Tahsin bey

UBP içerisinde bir süreden bu yana hareketlenme var…

Seçim yaklaşıyor…

Bağımsızlar da “adaylık için üst sıralarda yer” bekliyor…

Öyle ya…

Hükümeti ayakta tuttular…

Siyasette uzun soluklu plan yapanlar davar elbette…

Sözü uzatmadan Tahsin Ertuğruloğlu’na getireceğim.

Özellikle,AK Parti çevrelerinde “yıldızını parlatmaya” devam ediyor.

Bu UBP içerisinde rahatsızlık yaratıyor…

“2020’de cumhurbaşkanı adayı mı olacak?” tartışmaları da var…

Beraberinde gördük ki, “targete kondu…”

“Tahsin beye atış serbest” talimatı bir yerlerden verildi.

Demem o ki…

Gazetecilik yaşamım, Tahsin Ertuğruloğlu’nu eleştirmekle geçti.

Siyasi yaklaşımlarını, Kıbrıs Türk kimliğine bir tehlike olarak görürüm.

Siyaseten eleştiririm…

İcraatını eleştiririm…

“Talimatla” eleştirmem…

Süreci bu açıdan da izleyin…

 


Taçoy “siyaset” değil “ticaret” yapıyor

 

Bağımsız Milletvekili Hasan Taçoy, üniversitelerle ilgili bir tasarı hazırladı.

Öneri diyor ki “yeni üniversite lisansı verilmeyecek…”

Sebep?

Memleket üniversite enflasyonuna uğramış…

Nitelik derdi var mı Taçoy’un?

Yok…

Eğitimde kalite derdi var mı?

Yok…

Öğrenci sayısının kalite ile orantılı artmasına bir kriter önerisi var mı?

Yok.

Hayatta olmamış.

Dediği şu:

“Yeni üniversite izni vermeyin. Var olan üniversite izinleri milyon dolarlara satılsın….”

Oldu…

Sana Ne?

DAÜ’den de iyi bir üniversite yatırımı gelecekse, sen onu teşvik et…

Sen kriterleri belirle.

Zorlaştır..

Kaliteyi dayat…

Gerisini piyasa halletsin…

YÖDAK baksın o işlere…

Casino izinlerinde gördük.

İzin alıp yatırım yapma niyeti olmayanlar Ne hale geldi?

Devletin izin kağıdı ile trilyoner oldular.

Benzer şey şimdi üniversite sektörü için isteniyor.

Hasan Taçoy da buna “maşa” oluyor.

Sorsan liberal bir vekil…

Kalite derdi olmayan…

Nitelik derdi olmayan…

Öneriler var ya…

Sadece “ticarete hizmet” eder…

Kriteri belirle sen…

İsteyen satıp alıp geliştirsin…

İsteyen senin koyduğun standartlarda yatırım yapsın…