Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis’in 8 Sorusu ve “Biz!”

Bundan bir süre önce New York’taki BM’ler toplantısında Anastasiadis Erdoğan’a 8 soru yönelterek ve her soruyu “mantıksız mıdır” sorusu ile pekiştirerek,  sureti haktan görünmenin bir siyasi şovunu daha sergiledi!

Sordukları “bağımsız ve bağlantısız kendi özgür iradesi ile ve BM’lerle AB normlarına uygun bir federal devlette “üçüncü” bir devletin (Türkiye’nin)  çağ dışı kalmış garantörlüğünün istenmemesi etrafında oluşan        sorulardı!      Mesela diyordu ki “federasyon üyelerinden biri 3. bir ülke tarafından kontrol edilirken olumlu oy kullanmasının  mümkün olmadığını söylemek mantıksız mıdır?”

Veya şunu soruyordu: “Türkiye’nin önerileri temelinde bulunacak bir çözümün kalıcı ve fonksiyonel bir devletin oluşmasını sağlayacağını iddia edebilecek biri var mı?

TÜRK TARAFI SUS PUS!  Anastasiadis’in BM’ler toplantısında   dünyaya hitap eden  8 sorusunaTürk tarafından cevap geldi mi veya bundan sonra mı gelecek bilmiyorum!    Tabi  “Anastasiadis da kim” denebilir ve  hata olur!  Çünkü unutulmamalı, bu adam yüzünden bu adada ambargolarla çözümsüzlüğe mahkûm edildik ve bu adamla çözüm için masaya oturduk..

Üstelik benim unutmadığım ABD’de Rum Yunan lobisinin çok güçlü olduğudur. Hele İsrail’i de yanlarına çektiler mi!  Kaldı ki Mısır’la neredeyse iç içe yaşıyorlar, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon yataklarına ulaştılar! Artı AB’de Yunanistan’la birlikte sahip oldukları iki oyla Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik tüm politik manevraları ile üyeliği yönündeki girişimlerini akamete uğratmaktadırlar!

NE DİYECEKTİK? Rum tarafı tanınmış devlet olmanın rahatlığındadır! Rahatını ancak AB ambargosunu kırarak bozabiliriz. Bu bir! İkincisi Kuzey’de korkup tedirgin olacağı kadar büyük kalkınma düzeyine ulaşmamız gerekir..     Fakat Türkiyesiz bunları başarabilmemiz mümkün değil! Bu nedenle TC’nin AB ile yeniden en üst düzeyde “yapıcı ve düzgün ilişkiler” kurması gerekmektedir!

Umut yok mu diyorsunuz! Umut hiç eksilmez çünkü insan yaşamın acımasızlığına “onsuz” dayanamaz!

_______________________________________________________________________________

KENDİNİ ÇARŞAFA DOLAYAN HÜKÜMET!

Yukarıda Anastasiadis’in BM’de Erdoğan’a yönelik  soruları etrafında dolanırken  bir yandan da Crans Montana’dan beridir memleketin günlük ahvalini yansıtan medyamızı düşündüm. Mesela:

GÖNÜL isterdi ki siyasi sorunun gündemden çekip gittiği o “gazete sayfalarıyla köşelerine”  büyük düşünceler, reformist atılımlar, siyasi tanınma arayışları, “A” “B” planları otursundu! Oysa:

AÇIN günlük gazeteleri  bakın! TV’leri izleyin! Daha bundan kısa süre önce siyasi sorunla dolup taşan “sayfalarla köşelerde” artık kanlı trafik kazaları, uyuşturucu haberleri,  çevre pisliği,  illegal olaylar anlatımları, eğitimle sağlığın bitmeyen sorunları ve çok esef vericidir,  hükümetle ilgili  hemen her gün bir yeni olumsuzluk, skandal, popülizm kokulu haberler vardır!”

BELKİ Sn. Bakanlarımız hemen her gün  yeni tasavvurlarından söz ediyorlar ama mesela freni patlamış bir kamyonu  durdurabilecek havuzdaki bir arabalık kumun   olup olmadığını  bile denetlemekten aciz, kazaya neden oluyorlar!

BİR köy yolunun yapılması yıllarca süren bir dava olurken Büyükkonuk’ta ağıllara giden yol asvaltlanıyor ki sosyal medyada soruyorlar? Kemal Dürüst’ün ağılı olmasa yine asvaltlanır mıydı?

MESELA Turizm bakanı Ataoğlu “ülkemiz diyor bir turizm cennetidir!” Anlamakta zorlanıyorum! KKTC yurttaşları için pahalılığın,  pisliğin, ölümlü trafik kazalarının olduğu, elli bini aşkın alacak verecek davası  yüzünden mahkeme kapılarında beklediği, uyuşturucunun aldı başını giden ticaretiyle nasıl bir cennet yaratmışız ki turistler bayılıp ayılamıyorlar!                                                              

ÖTE yandan geçtiğimiz gün Eski Maliye Bakanı CTP’li Birikim Özgür açıkladıydı: “Hükümetin 2016 daki notu hibelerde yüzde 54,8 kredilerde yüzde 46,28 olmuştu. Bu yılın Eylül ayı itibarıyla hibe yüzde 34,4 kredi notu ise yüzde 13,4 oldu! Yani diyordu hükümet her zaman olduğu gibi mali disiplini bozup dar bir seçmen kitlesine şirin görünmek için personel harcamalarını şişirdi!..”

ZATEN görünen köy kılavuz mu ister! Pahanın başını alıp gittiği ülkede arpaya yüzde 8 TL zam yapan  Toprak Ürünleri  sütten hellime, peynirden ete  bilumum süt ve et ürünlerine  kat be kat zam geleceğini bilmez mi? Pekala pahaya paha katmak mıdır yönetim erkinin görevi! Belli ki her zamanki gibi gene bütçeyi ve borçlanmaları çarşafa doladılar!

Neyse önümüzde seçimler var ama bu kez  de iktidarı muhalefeti, elbirliğiyle onun sistemini  çarşafa doladılar!

_______________________________________________________________________________

KISACA TAKILDIĞIM:  (SANAYİ ODASINA YÖNELİK HÜCUMLAR!)

(Önce yazayım ki yanlış anlaşılmaya! Bu ülkede işçisini asgari ücretle on-on iki  saat çalıştıran insafsız işverenler de vardır!)                      Bir süredir Sanayi Odası rahatsız! İddiaya göre Çalışma Bakanı Saner’i ziyaretinde “kendi ülkelerinde 50-60 dolara çalışan işçiler KKTC’ye gelirken 700 dolarlık sözleşme ile geliyorlar” denmiş… Ve eklenmiş: “Bırakın da işçilerle biz akit yapalım…”

Tabi ki dış ülkelerden KKTC’e gelen işçiler kendi ülkelerinin üzerinde ücretlerle çalışacaklarını bildikleri için geliyorlar yoksa neden gelsinler!  Ancak bir işçinin  “Sigortasının, barınmasının, iaşesinin, sağlığının” tümden işverenin  parasal harcamalarını gerektirdiği de  unutmamalı.

Kaldı ki artık Vietnam’dan  bile  geliyorlar, sadece “hasta ve yaşlı  bakıcılığı hizmeti” için  her ay iaşe ibate giderleriyle ailelere üç bin TL’ ye mal oluyorlar… Öte yandan  bugün evinize çağırdığınız her hangi bir “tamirci” beş on dakikalık  iş için istediği parayı söylediğinde, size küçük dilinizi yutturur!

Ha sanayici haklı mı yoksa haksız mı? Ülkede hâlâ “taşeron” gibi  abuk çalışma sistemleri var kimin eli kimin cebinde belli değil! Ha olay nedir? Bir türlü “sistemleşemiyor, işleri radikal nizam ve kurallarla” kalıcılaştıramıyoruz! Olay bu!