Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, “Rumlar, kendilerine gelen iaşeleri ucuza Kıbrıslı Türklere satıyor” açıklaması Karpazlı Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar tarafından tepki ile karşılandı
“BÖLGEDE GERGİNLİK BESLENMEMELİ”: Havadis ekibi Karpaz ziyaretinde vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşlar bölgede gerginliği besleyecek hareketlerden uzak durulması yönünde görüş belirtti. Hem Kıbrıslı Rum hem de Kıbrıslı Türkler bu gibi hareketlerin tekrarı halinde bölgedeki yaşamın ve ekonominin olumsuz yönde etkileneceğini vurguluyor
“İMAJIMIZI DÜZELTMEMİZ GEREK”: Vatandaşlar, Dipkarpaz’ın ucunda manastıra yönelik Rum ve Ortodoks Rus ziyaretçilerin geldiğini bunun da bölgenin ekonomisine yönelik bir fırsat olduğunu belirtti. Vatandaşlar köyde yaratılan ‘köyün bir gerginlik odağı olduğu’na yönelik imajın, bu insanların köye katma değer yaratmasına engel olduğunu belirtiyor
“DIŞİŞLERİNİN TUTUMU SABOTE EDİCİ”: Havadis ekibinin sohbet ettiği bir Kıbrıslı Rum, bu psikolojinin dikkate alınması gerektiğini ve bir şekilde köyün ekonomik fırsattan yararlanması gerektiğini ileri sürüyor. Köylüler, Ertuğruloğlu’nun yardımın durdurulması tutumunun bu beklentileri sabote edici nitelikte olduğunu ifade ediyor
Havadis- ÖZEL
KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, “Rumlar, kendilerine gelen iaşeleri ucuza Kıbrıslı Türklere satıyor” söylemi, Dipkarpaz’da büyük tepki görmesinin ardından Havadis bu kez sözü Dipkarpaz’da yaşayan Kıbrıslı Rum ve Türklere verdi.
Havadis ve Poli ekibi önceki gün Dİpkarpaz’ı ziyaret ederek hem Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun ile görüştü hem de bölgede yaşayan vatandaşlarla sohbet etme imkanı buldu.
Hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Rum vatandaşlar, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın aldığı yardımları durdurma kararı ve bu kararın kamuoyuna lanse edilme biçiminin bölgeye zarar verdiği görüşünde. Bölge halkı kararın lanse edilme şeklinin köylüleri rencide ettiğini ifade ediyor.
“Küçük düşürücü”
Havadis ekibi ilk olarak Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun’u ziyaret etti. Suphi Coşkun hükümetin veya Dışişleri Bakanlığı’nın bu tavrının bölgede yaşayan insanlar tarafından küçük düşürücü bulunduğunu kaydetti. Coşkun bölgede yaşayan vatandaşların aç olduğu ve Güneyden gelen yardımların Kıbrıslı Rumlar tarafından Kıbrıslı Türklere satıldığı imajının yaratıldığını belirtti. Coşkun, “Dipkarpaz’da yaşayan 300 ve Sipahi’de yaşayan 80 Kıbrıslı Ruma gelen aile başı 50-100 Euro civarındaki yardımın sanki de diğer insanların bölgede aç oldukları gerekçesiyle onlara satıldığı imajı yaratıyor”dedi.
“Bölgede gerginlik beslenmemeli”
Havadis ekibi Belediye Başkanı Suphi Coşkun’u ziyaretinin ardından vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşlar bölgede gerginliği besleyecek hareketlerden uzak durulması yönünde görüş belirtirken bu gibi hareketlerin tekrarı halinde bölgedeki yaşamın ve ekonominin olumsuz yönde etkileneceğini vurguluyor.
“Eski sorunlar kalmadı”
1975 Viyana Sözleşmesi’nden sonra bir statü kazanan Karpaz’da yaşanan Kıbrıslı Rumlar,geçmişte yaşadıkları seyahat, eğitim, üretim ve sağlığa erişim sorunlarının artık yaşanmadığını ifade ediyor. 2004’ten sonra bir iyileşme ortamı yaşandığını kaydeden Kıbrıslı Rumlar, somut,elle tutulur bir problemlerinin olmadığını ve vergi vermelerine rağmen oy verememe dışında bir dertlerinin de bulunmadığını kaydediyor.
Yaşamlar iyi
18 Kıbrıslı Rum çocuğa ilk orta ve lise düzeyinde güneyden gelen öğretmenlerle eğitim veriliyor. Yetişkinler ise tarım, çiftçilik ve balıkçılık yapabiliyor. Tarım maksatlı arazi kiralayabilen Kıbrıslı Rumlar, tarımsal arazilere güneyden de sübvansiyon alabiliyor. Ürettikleri zeytin yağı gibi geleneksel ürünleri kuzeyde pazarlama gibi şansları olduğunu da kaydeden Karpaz’da yaşayan Kıbrıslı Rumlar,okullarla beraber genç nüfusta göreceli bir artış olduğunu kaydediyor.
“Güneyden damatlar var”
Son dönemde nüfuslarının bir nebze olsun arttığını kaydeden Rumlar, güneyden damat ya da gelin gelme olaylarının da başladığını söylüyor. Son yıllarda 3 Limasollu gencin köyden kız alıp Karpaz’da yerleştiklerini de ifade eden vatandaşlar, köyün meydanındaki kahvenin de bu gençler tarafından işletildiğini belirtiyor. Bu arada KKTC Bakanlar Kurulu’nun 2008’den itibaren Miras Okulu ile ilgili aldığı karar pürüzsüz uygulanıyor. Köyde malı mülkü olan herhangi birisi öldüğü zaman bu mal mirasçılarına devredebiliyor. Bu konuda herhangi bir aksama yok. Bu da bölgede ilişkileri iyileştirici bir adım olarak sayıldı.
“Ekonomi yaratmalıyız”
Dipkarpaz’daki vatandaşlar, yörede yaşayan nüfusun güneydeki akrabalarının köye gelip konaklama, ziyaret yapma gibi gereksinimlerinin köyde bir ekonomi yaratma fırsatı taşıdığı görüşünde. Bunun gerçekleştirilmesi için yeteri kadar uygun mekanın olmaması ve zaman zaman ortaya çıkan gerginliklerin bu amaçlara engel olduğunu kaydeden vatandaşlar,bu yönde yönetimden talepleri olduğunu kaydediyor.
“İmajımızı düzeltmemiz gerek”
Vatandaşlar, Dipkarpaz’ın ucunda manastıra yönelik Rum ve Ortodoks Rus ziyaretçilerin geldiğini bunun da bölgenin ekonomisine yönelik bir fırsat olduğunu ancak köyde yaratılan köyün bir gerginlik odağı olduğuna yönelik imajın, bu insanların köye katma değer yaratmasına engel olduğunu belirtiyor.
Kıbrıslı Rum ve Türk vatandaşlar, Dipkarpaz’da birlikte yaşamın sağlıklı bir şekilde yürütüldüğüne dair bir imaj çalışması yapılması halinde ekonomik potansiyelden köylülerin yararlanabileceğini ifade ediyor. Köyde restoranlar ve kahvehanelerin çoğaltılması, gezme ve konaklama olasılığının artırılabilmesi için köydeki hayatın normalleşmiş bir hayat olduğuna dair bir görünüm vermek gerektiği kaydediliyor.
“Milliyetçi sembollerden şikayetçiler”
Köydeki bazı vatandaşlar, köy meydanına yerleştirilmiş abartılı milliyetçi semboller, köyle manastır arasındaki uzun yola Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı ismi verilmesi, manastır meydanına Bülent Ecevit Meydanı denmesinin yöreyi ziyaret eden Rumlar tarafından kendilerine yönelik bir hareket olarak algılandığı görüşünde. Bu durumunKıbrıslı Rumların ve köyü ziyaret edenlerin bölgeyle endişesiz ve sağlıklı ilişki kurmalarını engellediğini belirtiliyor.
“Dışişlerinin tutumu sabote edici”
Havadis ekibinin sohbet ettiği bir Kıbrıslı Rum, bu psikolojinin dikkate alınması gerektiğini ve bir şekilde köyünekonomik fırsattan yararlanması gerektiğini ileri sürüyor. Bir Türk köylü ise köyün coğrafik konumu gereği merkezden uzak olmaları sonucu ne idari ne de ekonomik bir katkı alamayacaklarını bildiklerini ancak merkezi idarenin köyün kendi ekonomisini yaratmasına yönelik hizmet etmesi gerektiğini düşünüyor. Köylüler, Ertuğruloğlu’nun yardımın durdurulması tutumunun bu beklentileri sabote edici nitelikte olduğunu ifade ediyor.
“Siyasiler provoke etmesin”
Suphi Coşkun, siyasilere bir çağrı yaparak Kıbrıslı Türk yöneticilerden gördükleri bu provoke edici tutumu bölgeyi ziyaret eden Rum politikacılardan da gördüklerini ifade ederek bu tutumdan siyasilerin uzak durması gerektiğini belirtti.
































