Başpiskopos Hrisostomos kuzeydeki kilise mülklerini asla satmayacaklarını söyledi…
…
Kilisenin, mülk konusunda en zengin kurum olduğu söylenir.
Herhalde öyledir…
…
Dışarıda yağmur yağıyor,
Aylardan Ocak,
Böyle zamanlarda Lefkoşa sokakları ıpıslak,
Son zil sesi duyulduğunda, Liseliler, iki kişi bir şemsiyenin altında, okulları boşaltırdı…
…
1815 yılında adaya gelen William Turner Kıbrıs’la ilgili izlenimlerini kaleme alır.
Hedefinde papazlar da vardır.
Onları “vicdansız kişiler” olarak niteler.
Türk insanı yobaz mollalardan çok çekmişti.
Hâlâ çekiyor.
Rumlar da yobaz papazlardan çekmişti…
…
Yağmur duracak gibi olduğunda şemsiyeler kapanırdı,
Ama hava yanıltıcıydı,
Bir başka sokakta yeniden başlar, şemsiyeler de yeniden açılırdı…
…
Kıbrıs’taki papazlar Babıali’nin sevgili kullarıydı.
Sözleri geçer, sırasında Mütesellimleri alaşağı ederlerdi.
Aslında, Rum ahalinin ensesinde lingiri oynarlar,
Din adına onların mal ve mülklerine konarlar,
Bolluk içinde yaşamaya bakarlardı…
…
Böyle zamanlardı ve bolluk yoktu.
O yoksulluk zamanlarında Lefkoşa’da hendekler kazılırdı.
Belirli aralıklarla yağan yağmurun altında sırtları ve paçaları ıpıslak bir şekilde ıslanan delikanlılar,
Mücahit elbiselerini giyip,
Saati geldiğinde kazılan hendeklere koşar, nöbete dururlardı.
Hendekler savunma amaçlıydı…
…
Venedikliler de Lefkoşa surlarının çevresine hendekler kazmışlardı.
Savunma amaçlı…
…
Turner adaya geldiğinde aylardan Mart’tı.
Kendisi bir İngiliz diplomattı ve Kıbrıs’a gezi amaçlı gelmiş,
Gördüklerini çok detaylı bir şekilde anlatmıştı.
Kadınların ve erkeklerin giysilerine kadar.
Papazlar hakkında şöyle der:
“Batıl itikatlara inanan zavallı cahil köylüleri son kuruşlarına kadar soyarlar ve ölüm döşeğindeyken de ruhu için ayin yapacakları sözü vererek, bütün varlıklarını manastıra bırakmayı zorlarlar…”
…
Altmışlı, yetmişli yıllarda surlara boydan boya hendekler kazılmıştı.
Hendeklere yuvalanan Mücahitler,
Zemheri ayının sert ayaz vakitlerinde iliklerine kadar donar,
Çevre sakinlerinin hendeklere taşıdıkları mercimek çorbası ve çaylarla ısınırlardı.
Liseli gençler şemsiyelerini bir açıp bir kapattıkları gibi,
Şarjörlerini silahlarına bir takıp bir çıkarırlardı…
…
Turner’in anlattıklarına göre,
Malını mülkünü papazlara bağışlayan dul bir kadına ölüm döşeğindeyken yabancı biri neden bunu yaptığını, iki çocuğu olduğunu söyleyince kadın şöyle der:
“Papaz, Tanrı’nın onlara sahip çıkacağını söyledi.”
…
Anlaşılan kilise mallarının üzerinde “zavallı” Rum ahalinin ahı vardır…
…
Surlar sadece Venedikliler tarafından savunulmamıştı,
Mücahitler tarafından da durum aynı sayılırdı…
…
Diyeceğim,
Dünyanın neresinde olursa olsun,
Durup dururken niye hendek kazsın insanlar?
































