Denktaş dönemiydi.
Güneyde Kleridis Başkanlığa gelince,
İki eski okul arkadaşı tekrardan bir masada buluşmuşlardı.
Görüşmeler aynen bugünkü gibi muhabbetle gidiyor,
Dahası Kliridis Kıbrıslı Türklerin lehine “itiraf” sayılabilecek söylemlerde bulunuyordu.
Dünya iki tarihi kişiliğin hem görüşmeciliklerine,
Hem ahbaplıklarına hayran kalıyor,
“Kıbrıs sorunu çözülürse, ancak bu iki tarihi kişilik tarafından çözülür” şeklinde kanaatler ortaya çıkmıştı…
…
Talat geldi.
O tarafta da Dimitri.
İki yoldaş.
Birbirlerini tanıyorlardı.
Hem ideolojik anlamda, hem kişisel.
Masa kuruldu,
Görüşmeler hızlandırıldı.
Kapılar açıldı, kimi barikatlar yıkıldı,
Şölenler yapıldı.
Dünya tüm olup bitenleri ayakta alkışlıyordu.
30 kağıdın üzerinde mutabakat sağlandı.
Talat’ı ta beyaz Saray’a kadar davet ettiler.
Avrupa’nın dilinden “Talat” ve “Dimitri” düşmüyordu.
Nobel Barış ödülünü alabilecekleri bile yazılıp çizildi.
Nihayetinde demeç üzerine demeç veriliyor,
Konuşma üzerine konuşma yapılıyor,
“Kıbrıs sorununu çözerse, ancak bu iki lider çözer” deniliyordu…
…
Dengeler değişti.
Eroğlu geldi.
Zar sor masaya oturdu.
Bir oturdu bir kalktı.
Bir gitti, bir geldi.
Kimi zaman bir “kağıt” yüzünden zaman kaybedildi.
Kabul edilmiş meselelere itibar etmeyince,
Hatırlayın,
Bir gece Ankara’dan Davutoğlu geldi.
Adeta “Gece yarısı operasyonu” yapıldı.
Sonra istemeye istemeye “egemenlik” meselesi düzlüğe çıkarıldı.
Ama görüşmelerden çok partisinin iç işleri üzerine kafa patlattı.
Neticede,
Ahalinin heyecanı söndü.
Bir dönem boşa harcandı…
…
Zaman yine değişti.
Başka görüşmeci geldi.
Hakikaten ellenmedik kimi konular ele alındı.
Mülk meselesi tantana yaratsa da cesaretle üzerine gidildi.
Türk tarafındaki homurtuları sezen Anastasiadis görüşmecimizin kulağına “Sizin taraf sorunlu Mustafa” dedi.
Bizim “reis” zaten temkinliydi.
Doğrusu,
Rum lider, Eroğlu’nda görmediği iyi niyet ve muhabbeti yeni muhatabında buldu.
Kahveler içildi,
Konserlere gidildi,
İkisi de aynı mahallenin insanı gibi davrandığından umutlar yeniden yeşerdi.
Öyle ki, “çözüm birkaç ay içinde mümkün” söylemleri umudu daha da artırdı.
Amerikalısı, İngiliz’i, Avrupalısı yeniden alkış tutmaya başladılar.
Hatta İngiliz garantörlükten vazgeçeceğini bile açıkladı…
…
Nihayet,
Çözümün eşiğine gelindi,
Dünya Kıbrıs görüşmelerindeki performansa hayran.
Ha oldu ha olacak…
…
Durumu değerlendiren ,
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide bu cesaretle,
“Eğer bu iki lider Kıbrıs sorununu çözemezse, kim çözecek” dedi…
































