Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BU İŞİ AŞK TEMİZLER

İki genç,

Biri Türk, diğeri Rum.
Kıbrıslı.
Lefkoşa’nın göbeğinde,
Arasta’nın içinde,
Oğlan kızı karşısına almış,
Dizlerinin üstünde,
Kızın gözlerine bakarak,
“Benimle evlenir misin” diyor…

Film gibi…

Gül yağmuruna tutuldular…

Dönem yetmişli yıllar,
Polis pusuda,
Sovyet diplomatlarından biri,
Benim mekana uğramakta.
Yer Lefkoşa Sarayönü…

Muhabbetimiz ondan bundan.
Polis otelin perdelerine gizlenmiş.
Sanki konuşulanlar duyulmakta.
Kıbrıs meselesi olmazsa olmaz.
-Bilir misin dedi,
-Bu meseleyi halletmenin en iyi yolu iki toplum arasında evliliklerin çoğalmasıdır.
Biz de öyle yapıyoruz dedi…

Halbuki,
Sınırlar çoktan çizilmiş,
74 harekatı iki üç yılını doldurmuştu.
Aşık olmak yasak…

Gün geldiğinde Sovyetler Birliği çökmüştü.
Belli ki evlilik formülü pek işe yaramamıştı!
Hoş, bir espriydi herhalde.
Ciddi bir espri.
Ama doğrusu,
Küçük toplumlar için pek de yabana atılacak bir şey değil.

Kız “Evet” deyince,
Gül yağmuruna tutulmuşlardı.
Arasta’da aşk,
Uçuşan kuşları bile kıskandırmıştı.
Halbuki ne kan ne barut görmüş,
Ne bağrışmalara tanık olmuştu o daracık sokaklar…

Bizim konuştuklarımızı polis duyamazdı.
Raporuna da bunları yazamazdı doğrusu!

Venediklilerden sonra adaya Osmanlılar geldiğinde, Rumlar bu işe pek sevinmişlerdi.
Venediklilerden çok çekmişler ve bu ıstırabın bitmesini istiyorlardı.
“Kıbrıs Tarihi” yazarı Kipriyanos da yazılarında bu görüşe destek çıkarak şunları belirtir:
“…Bu nedenle Rum halkı, genel olarak kalplerinde Latinlere karşı sönmeyen bir nefret beslediler ve kurtuluş anı için de çok sabırsızdılar.”

Sabretmenin meyvelerini alacaklardı.
Nitekim ada Osmanlıların eline geçmiş,
Bir üç yüz yıl da bu yönetimin altında olacaklardı…

O üç yüz yılda adaya yerleşen Türkler giderek burayı vatan belleyecekler ve Rumlarla birlikte belirli bir kaderi paylaşacaklardı.
Öyle de oldu.
Bütün olup bitenler bir yana,
Birbirlerine kız da verdiler oğlan da.
Ta ki birlikte yaşamayı zehirleyecek düşünceler zihinlerine ekilene kadar…

Yeni yıl geliyor,
Ve bir yıl daha geri gelmemek üzere hatıraları toplayıp gidiyor.
Çözüm hangi dağın ardındadır?

Ama aşk Arasta’ya düşünce bir başka.
Keşke her gün gül yağsa…

Ne bileyim,
Belki de bu işi temizlese temizlese,
Aşk temizler…