Çok duyarlıyız ki sevindiricidir.
Eskiden bir kedi ya da köpek öldürülmüşse yollara kim düşer, kim tepki koyardı ki?
…
“Bölge”lerde yaşamaya alıştık!
Türk bölgesi, Rum bölgesi gibi.
Üstelik bu durum kasabalarda bile böyleydi.
Baf’ta iseniz, Türk bölgesi Rum bölgesi vardı.
Leymosun’da yaşarken de durum öyleydi,
Larnaka’da, Girne’de yaşarken de…
…
Türk mahallesi, Rum mahallesi…
…
Baktılar ahali uyumlu.
Bir de “ara bölge” oluşturdular memlekete boydan boya.
Ki onu da çok sevdik!
Bugüne kadar kaç yıl eder saymadım, kestirmeden bir ömür diyelim.
Derken,
İki bölge,
Bir de ara bölge,
Eder üç bölge…
…
Bunu görüşmelere yazdılar!..
…
Öylece bakıyoruz o ayrılmış bölgelere,
Sanki biz yokmuşuz gibi evvel zaman içinde,
Lakin ne çare,
Bir köpek ölüsüne sızladığı kadar sızlamaz içimiz!
…
Altmışlı yıllardan beri nice hayatlar kilitli o ara bölgelerde.
Buğulanmış pencere camları gibi sisli puslu o yıllar,
Köşelerinde, bucaklarında nice anılar,
Yıkılmış, viran duvarların altında sessiz çığlıklar…
…
Nicedir böyle.
Bir kedi ölüsüne sızladığı kadar sızlamaz içimiz!
…
Ara bölgelere kapılar açtılar girip çıkılsın diye.
Kapıların her bir tarafı barikat,
Dikenli tel örgüler kilometrelerce,
Kendi memleketinde fotoğraf çekmek yasak,
Kırmızı bir tabela üzerine yazılmış,
“No photo…”
Anla işte,
Bir bölgeden bir bölgeye hayat.
Trodoslara kar yağarken, sanki Beşparmaklarda bahar…
…
Daha fazla kapı açılsın diye uğraştırıyorlar,
Ne çok sevmişiz o kapıları,
Bir gün yüzümüze kapatırlar anlayamazsın.
Kanıksarsın ne yazık,
Yüreğin bir kuş ölüsüne sızladığı kadar sızlamaz!..
…
Görüşmeler kaçıncı yılındadır saymadım.
Kaç görüşmeci geçti,
Ne kadar doküman hazırlandı,
Kaç bin sayfa eder bütün bunlar,
Hangi sayfada yazılı adımız,
Hangi sayfa aydınlık, hangi sayfa karanlık,
Türkçe, Rumca, İngilizce,
Kaç kez adımız yazıldı o kapılardan bir bölgeden bir bölgeye geçerken,
Kim bilir,
Belki de bizi yoğa yazdılar…
…
Bir köpek katilinin arandığı kadar,
Adayı kana bulayanlar aranmamıştır.
Ölenleri aramak kaldı geriye…
…
İki bölgede özgür dolaşırken katiller…
…
Bölgelere ayrılan yürekler.
Anla işte…
…
Okurlara,
Bu yazı ile 891’inci yazıyı yazmış oluyorum.
Bunları saymışım!
Poli’deki yazılar ayrı.
Bugüne kadar izin yapmadım.
Şimdi biraz dinlenme zamanı.
Yılbaşını da yakalamışken.
Eyvallah…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























