Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ŞEHERİN MÜZİĞİ

İslimin ateşini şiddetlendirmek için,

Gövdesinde küçük bir pompa bulunur ve o pompa, parmaklar marifetiyle pompalanırdı.
Pompalandıkça islimin tepesinde verdiği ateş güçlenirdi…

O pompalama sessi duyulurdu evlerde…

Çamaşır makineleri yaygın değilken, çamaşırlar taş teknelerde yıkanırdı.
El kol marifeti ile.
Sıra çamaşırların asılmasına geldiğinde,
Kadın çamaşırları iki ucundan tutarak bir çırpar, iki çırpar, en çok üç kere çırpar,
Ve çamaşırlarını öylece asardı…

O çamaşır çırpma sesleri yükselirdi evlerden…

Çeşit marka radyolar vardı.
Ahşaptan.
Saba, Telefunken gibi markalar rağbetteydi.
Çoğu radyoların sağ üst köşesinde bir göz bulunurdu,
Ki o göz bir ses diyaframı olsa gerekti,
Radyo çaldıkça gözdeki ışığın, seslerin gücüne göre hareket ettiği görülürdü.
Bir ışık yanıp sönmesi gibi…

İşte o radyoların sesleri duyulurdu evlerde…

Bir mahalleden geçerken bir Zeki Müren şarkısını,
Bitinceye ve diğer mahalleye gidinceye kadar işitmek mümkündü…

Her evde bir dikiş makinesi mutlaka vardı.
Bu da her evde dikiş bilen en az bir kadının olduğunu gösterirdi.
Kadınlar ayaklarını ayakçaya uzatınca…

İşte o ritmik sesler yükselirdi sokaklarda…

Kış geceleri yaman olur,
Soğuk adamakıllı keser,
İnsanlar adeta evlerine kapanır,
Pencerelerden loş ve ıslak ışıklar süzer yollara,
O saatlerde herkes televizyon başında,
Ve ansızın,
Ki aslında beklenen bir şeydi…

O Salepçinin sesi duyulurdu sokaklarda…

Her evde politika ile ilgilenen yoktu.
Politika sanki belirli bir zümrenin işiydi,
Sendikacı, akademisyen falan da yoktu,
Bu kadar müsteşar, bu kadar müdür falan hiç yoktu,
Ama her evde pirili, lingili, saklambaç ve bir ayak oyununu bilen çocuklar vardı.
Doğrusu,
O oyunlarla büyürdü çocuklar…

Yani,
O çocukların sesleri duyulurdu sokaklarda…

Masıracı, çörekçi, sebzeci,
Dondurmacı ve şeker bademci,
Şişeci, sütçü ve sucu.
Hepsinin kendine özgü çığırtkanlıkları vardı,
O seslerin kime ait olduğu herkes tarafından bilinirdi,
Çok alışılmış seslerdi,
Çeşitli tonlarda,
Biri gider bir gelirdi satıcıların…

O insanların sesleri duyulurdu sokaklarda…

Şeherin bir sesi vardı,
Bir sözü,
Bir ezgisi…

Diyeceğim,
O şeherin müziği duyulurdu sokaklarda…