Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BUGÜN PAZARTESİ

Bir Pazartesi yazısı nasıl olmalı?

Cumartesinden Pazarı yazmak kolay da,
Pazardan sonrası zor.

Pazar yazılarının en zor tarafı “Bugün Pazar” diye başlamaktır.
Nazım Hikmet “Bu gün Pazar,
Beni ilk defaya dışarıya çıkardılar” deyince,
Bütün Pazar yazılarına sızmıştır!

Her Pazar yazısı yazanın aklından,
Mutlaka Nazım’ın şiiri geçmiştir…

Ama Pazartesi üzerine herhangi bir ilham kaynağı yok!
Bir yazıya “Bugün Pazartesi” şeklinde başlansa hiçbir şey çağrıştırmıyor…

Pazartesinin çalışanlar açısından da hiçbir keyfi yok.
Hafta sonu tatilinden sonra iş yerlerine gitmek, iki günlük tatil keyfinden sonra bunalıma neden oluyor.
Bu açıdan en verimsiz gün olsa olsa Pazartesi günü olur!

Cep telefonuma dün itibarı ile hiçbir haber düşmedi.
Bunda endişe edilecek bir şey yok!
Birçok Pazar günlerinde durum bunun aynısıdır.
Hatta,
Ve doğrusu,
Eğer haber olursa hayret vericidir.
O zaman, memlekette bir kıpırdama olduğu anlaşılır…

Halbuki etrafımızda savaş gemileri cirit atmakta.
Ülkemizin köşelerlerinden savaş uçakları kalkmakta.
Denizler ısınırken,
İki cemaatten ses çıkmıyorsa,
Bildiğiniz gibiyiz demektir…

Türkiye ile Rusya’nın arası iyice açıldı.
Durum bize sıçrar mı?
Az da olsalar bizim Rusların durumu ne?
Acaba ellerini yakalarını mafya işlerinden,
Ya da inşaat sektöründen çekecekler mi?
Çekerlerse ne olur?
Rusya’dan gelen kızlarımızın önü kapanır mı!?

Soru çok…

Bizim komşunun biri Rus’tur.
Geçenlerde evinde inşaat işleri vardı.
Çalıştırdığı işçilerin biri Pakistanlı, diğeri Türkiyeli.
Anlaştıkları ortak dil Türkçe.
Kolaylıkla anlaşıyorlardı.
Söz sözü açtı, konu uçağın düşürülmesine geldi.
Bizim Rus kabahati kendi ülkesinde bulurken,
Türk de kendi ülkesinde buluyor,
-Abi, kabahat Tayyip’te diyordu…

Medeni hallerine sevinmiştim…

Nerede kalmıştık?
Bizden bahsediyorduk.
Etrafımız kaynıyor demiştik.
Elbette yapacak bir şey yok.
Ruslarla, Fransızlarla, İngilizlerle, Amerikalılarla,
Diplomatik bağlantı kuracak halimiz yok.
Deniz ve hava sahamızı ihlal ettiniz diyecek durumumuz yok.
Elimizde bir tek TC Büyükelçiliği var,
Onun dışında herhangi bir Büyükelçiyi makama çağırıp nota verecek pozisyonumuz yok.
Zaten bugüne kadar TC Büyükelçiliğine de vermedik!
Bizi bir tek onlar tanımasına rağmen…

Su meselesinin yönetiminde ayak direttikleri için Elçi çağrılabilir, ona ülkenin egemenliği hatırlatılabilir miydi?
Ya da vatandaşlık konusunda duyulan rahatsızlık dile getirilebilir miydi?

Bilemem.
Bildiğim,
Bugün Pazartesi…