Ortağın biri diğer ortağını “FETÖ Terör Örgütü” ilan ederken,
Kendisini bu ortaklıktaki olup bitenlerden ayrı tutabilir mi?
“FETÖ” ya da “paralel yapı” deyip kendini aklayabilir mi?
…
Memleketinizde olup bitenlerden dolayı,
“Size ne?” diyebilirdiniz bize ampul, eğer elinizi ayağınızı Kıbrıs’a sokmasaydınız, burayı da kendinize benzetme çabalarınız olmasaydı!
Bak neler yapıyorsunuz şimdi:
Öküz ölüp ortaklık bozulunca buraya adeta hafiyeler, uzmanlar gönderip FETÖ’cü arıyorsunuz her delikte ve şaşırmamızı bekliyorsunuz?
Şaşırmalı mıyız? Hayret mi etmeliyiz?
Sizinle gurur mu duyulmalı?
Sorarım:
O deliklerde beraber değil miydiniz?
…
O zaman,
Dur bir dakika!
…
FETÖ’cü arıyorsunuz da onların yaptığını siz yapmıyor musunuz?
Onlar yurtlar açtılar, o yurtlarda dinci gençler yetiştiriyorlardı da siz yapmıyor musunuz?
Onlar ilahiyat okulları vasıtası ile dindar nesil yetiştirmeye çalıştı da siz yetiştirmiyor musunuz?
Onlar yıllarca camilerde örgütlendiler, kubbeleri miğfer, minareleri süngü gördüler de siz örgütlenmiyor, öyle görmüyor musunuz?
Onlar çocukların tepeden tırnağa kapanmasını istediler de siz açılmasını mı istediniz?
Ortaklarınız, ki aynı tornadan çıktınız, Evrim teorisine sırt döndüler de siz dönmediniz mi?
Daha ileri gidip “cihat” teorilerini eğitime sokmadınız mı?
Onlar çağdaş değerlere saldırdılar, cumhuriyetin kurucularına öfke duydular da siz saldırmadınız, öfke duymadınız mı?
Onlar devletin bütün kurumlarını, hatta askeri eline geçirmek için elden geleni yaptılar da siz aynı işi yapmıyor musunuz?
Ortağınız mahkemeleri ve yargıçları ele geçirdi de siz geçirmediniz mi?
Ortaklarınız elçilikleri, konsoloslukları ele geçirip o makamlardan din yayılmacılığı yaptılar da siz yapmıyor musunuz?
…
Sayın büyükelçiler, sayın konsoloslar, sayın diplomatlar!
Siz yapmıyor musunuz?
Bulunduğunuz makamları devletin hizmetinde değil de, bir partinin hizmetinde kullanmıyor musunuz?
Bulunduğunuz ve müsait gördüğünüz ülkelerin içine el uzatmıyor musunuz?
Ortaklarınız bir sürü iş adamını bağışa bağladı da siz aynı şeyleri yapmıyor musunuz?
Ortaklarınız vakıflar, okullar, tekkeler, tarikatlar, cemaatler, uyduruk dernekler vasıtası ile devleti çürüttüler de siz tamir mi ediyorsunuz?
Onlar tekbir getiriyorlar da siz İzmir Marşını mı söylüyorsunuz?
Onlar minicik yavruları Kuran kurslarına gönderiyorlar da siz dünya fizik kongrelerine mi gönderiyorsunuz?
Onlar polis örgütünü müdürlerinden amirlerine ve düz polislerine kadar FETÖ’cü yaptılar da siz Atatürkçü mü yapıyorsunuz?
…
Bütün bu olup bitenler memleketinizde mi sadece?
Yetmedi elinizi ayağınıza Kıbrıs’a kadar sokmanın gayesi ne?
Ortaklarınız Kıbrıs’a çöreklenmişse siz de tam orta yerine bağdaş kurmadınız mı?
Onlar burada ne yapmışlarsa, siz de yapmıyor musunuz?
Kıbrıs gibi bir yeri vakıflar üzerinden, din işleri üzerinden, ilahiyat okulları, camiler ve yalakalar üzerinden kendinize benzetmeye çalışmıyor musunuz?
…
Orada bir çuval kömüre, birkaç paket makarnaya muhtaç zavallı insanları, insanlık onurlarını yok ede ede kullanabilirsiniz,
Fakat,
Burada asla!
…
Elinizi de ayağınızı da Kıbrıs’tan çekeceksiniz.
Ortağınızla birlikte.
ÇE-KE-CEK-Sİ-NİZ…
































