Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitim sistemi ve uzun süreli bellek hasarlılar!

Eğitim sistemleri insanların kafasını balta, kılınç, nacak ile kesebilecek cani kişilikler de yaratabilir, çevre ve hayvan hakları için ölümü bile göze alabilecek kişilikler de. Bu nedenle eğitim sistemleri kurgulanırken çok dikkat etmek gerekir.

Adam Dünya Düz’dür diye iddia ediyor! Çok fazla da dikkate almamak lazım; onun suçu yok. İnsanın hangi eğitim sisteminde, uzun süreli belleğindeki dosyaları nelerle doldurduğu önemli çünkü.

Ama üzülmemek ve endişelenmemek de elde değil; çünkü oraların eğitim sisteminde neler varsa, aynıları buraların sistemsiz eğitiminde de olacak; çünkü oaralara göbekten bağlı bir KKTC SİSTEMSİZ EĞİTİMİ mevcut.

Dünya postpozivitizmle yatıp kalkarken, oralarda kurgulanan buraları, hala daha pozivitizmi yakalamak bir yana, halen ortaçağın karanlık skolastik bilgilerinin aktarılmasıyla meşgul.

Adam Ak Parti gençlik kollarından ve kendisini Çevre, Şehir ve Kültür başkanı olarak tanıtıyor. Ona göre Dünya ‘DÜZ’! Dünya’nın yuvarlak olması ise mason uydurmasıymış ve Dünya Düz’müş*.

Einstein’ın  Görelilik Kuramı 1916 yılında ortaya atıldı. Üzerinden tam 101 yıl geçmiş. Ancak ezbere mahkum olan ve dini motiflerle bezenen eğitim sistemleri, Görelilik Kuramı gibi fiziksel bilgileri yeni kuşaklara aktaramıyor anlaşılan. Yer çekimi, Dünya’nın oluşumu, zaman, kütle, mıknatıs olgusu, genişleyen evren vb pek çok fiziksel kavram, ilke ve olgular ne yazık ki es geçiliyor.

En çarpıcı örneği alay konusu olan Dünya Düz’dür teorisini! ortaya atan Ak Partili Tolgay Demir’dir. Kim olduğu, nereden gelip, nereye gittiği aslında bizi hiç de ilgilendirmez. Bizi endişeye sürükleyen sözkonusu zatın uzun süreli belleğindeki dosyaları nasıl ve hangi bilgilerle neden doldurduğu veya doldurulduğudur.

İçinden geçtiği eğitim sistemi bizleri çokça ilgilendirir ve endişelendirir de ne yazık ki; çünkü buralarda da aynı eğitim sistemi yasal olarak kurgulanmak zorunda.

Henüz sosyal medyada, yazılı ve görsel basında bu tip uzun süreli bellek hasarlılarla KKTC kaşılaşmadı ama karşılaşılmayacağını söylemek de zor. Ayak sesleri gümbür gümbür gelmektedir çünkü.

Eğitimi yönettiğini sananlar, tehlikeyi ya görmüyor ya göremiyor ya da görmek istemiyor.

Geçtiğimiz öğretim yılında hayat bulan yeni! temel eğitim programındaki izler ciddi anlamda kanıtlar içeriyor. Özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi programı. İlkokul 4 ve 5. Sınıftan itibaren bilimsel gerçeklere zıt, maddesel ve somut gerçekliği olmayan, öğrencilerin zihinlerine korku tohumları eken kavramlar içermekte.

Melek, cin, peri, kader ve kadere iman, ölüm, kıyamet günü, cennet, cehennem, günah ve daha pek çok soyut kavram, çocuklara pozitif dünyadan uzaklaşmayı aşılamakta. Üstelik söz konusu ders de zorunlu ders kapsamında.

Yukarıdaki kavramlar ve dersler ile birey zihnini doldurursa sonunda Dünya Düz’dür de der, küçük kız çocukları ile evlenmek de doğrudur der, erkek çocuklarla eğleşmek de doğrudur der. Hatta diyanetin fetvasındaki şu bilgiler de doğru olarak kabul eder; ‘babanın şehvetle kıznı öpmesi ya da ona sarılmasının nikaha bir etkisi yoktur’ ya da ‘Babanın kalın elbiselrinden tutarak ya da vücüdüna bakıp şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın 9 yaşında olması gerekir**’.

Eğitim sistemi yeni neslin uzun süreli belleğindeki dosyaları doldurur. Bireyler de davranış ve tutumlarını oradan gelen bilgilerin motivesiyle yapar. Eğer orası hasarlı oluşturulmuşsa sonuç da böyle olur. Çok da şey yapmamak lazım! Ama KKTC için de tehlikenin boyutu da vahim, bizden söylemesi.

*https://tr.sputniknews.com/turkiye/201709011029966953-ak-parti-dunya-duzdur-mason/

**https://www.birgun.net/haber-detay/diyanet-ten-fetva-babanin-oz-kizina-sehvet-duymasi-haram-degil-100117.html