Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SÜNGÜ DEĞİL BUMERANG

Belki şimdi önemsenmez.

Herkes kendi havasında….

Siyasiler suskun…

Ne demişlerdi?
Biri,
Hukuki değeri olmaz,
Diğeri,
Mahkeme kararı bizi bağlamaz…

Başbakanlığa bağlı bir kurumun Müdürü yaşadığı ülkenin hukukunu tanımazsa,
Orada ne işi var?

Bir olay oldu,
Külliyen Lefke’de toplandılar.
Hukuka karşı pankart açtılar.
Din adamları memur.
Vatandaşın vergileri ile devletten maaş alıyorlar…

Bu ülke laik mi?

Bir keresinde yazmıştık.
Laiktir ama insanları öyle.
Devlet değil.
Yoksa Din İşlerinin resmi bir daire olarak devlet bünyesinde işi ne?

Hangi zaman dilimi alınırsa alınsın,
Kıbrıslı Türkler arasında din bir mesele olmamıştır…

Bunu bir mesele haline getirmeye çalışacaklar.
Türkiye’de olduğu gibi din üstünden kendilerine potansiyel yaratmaya çalışacaklar…

Kıbrıs’ta tutmaz.
Yapan yalnız kalır.
Bir gün alır şapkasını çeker gider…

Bu ülkede bir zamanlar din adamları,
Aydınlık bir zihniyete sahiptiler.
Vakıflar bünyesinde ilk açılan İlahiyat fakültesi bile,
Kıbrıslı Türklerin ilimden bilimden yana olmaları karşısında tutmamış,
Rağbet olmadığı için kendiliğinden kapanmıştı…

Şimdi din konusunda taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışılıyor.
Yanlış hareket,
Üstelik yanlış coğrafyada…

Herkesin dini, inancı kendisine.
Burada böyle bilinir.
Hiç kimse hiç kimseye din pazarlamaz bu topraklarda…

Pazarlayan tepki görecek ve yalnız kalacak.
Olmazsa çekip gidecek…

Burada minareden süngü,
Kubbeden miğfer olmaz…

Müftü, hukuku tanımıyorsa,
Oradan kalkacak.
Camiye gidebilir, manevi dünyasını istediği gibi yaşayabilir.
Ama oturacaksa,
Görevi süresince hukuka saygıyı öğrenmeli…

Bu ada böyledir…

Menderes döneminde de denenmişti.
Kıbrıs’a gönderilen ısmarlama bir din adamı Atatürk düşüncelerine karşı eylem içindeydi.
Tepki gördü.
Yalnızlaştı.
Çekip kaçtı…

Sadece ısmarlama olanlar değil,
Burada yetişen ve aydınlık geleceği reddeden din adamlarının başına da aynı akıbet gelmiştir.
Çekip kaçmışlardır…

Bu topraklarda dini siyasete bulaştırmak tutmaz…

İstanbul’da kurulan İngiliz  Muhipleri (Dostları) Cemiyetinin üyelerinden Sait Molla, (Padişah Vahdettin’de bu dernekteydi)  Kurtuluş Savaşı sıralarında Kıbrıs’a kaçmış,
Adada tutunamamıştı.
Lefkoşalı Derviş Vahdeti İstanbul’da 31 İsyanlarına sebep olanlardandı,
Kıbrıs’ta tutunamamıştı.
Şeyh Nazım son dönemlerde kendi haline dönmezden önce,
Gençlik yıllarında köy köy gezip din pazarlamaya kalkışmıştı,
Tutunamamıştı…

Kıbrıslı Türk Psikiyatr Profesör Vamık Volkan’ın bir saptamasını aktaralım:
“Türkiye’den gelen Türkler olduğu için her yerde camiler var. Türkiye’de de şimdi öyle oldu. Her köşede bir cami var. Bunu konuştuğun zaman sana, ‘dinsiz’ diyorlar. Alakası yok. Bu, dini kullanmadır. Türkiye’de, muazzam dini kullanma var. Bu, Kıbrıslı Türklere uymuyor. Kıbrıslı Türklerin dini kullanma geleneği yoktur…”

Durum budur.
Burada minareden süngü değil,
Ancak bumerang olur…