Bu adada her şey sönüp gider.
Hiçbir şey kalıcı değilmiş gibi yaşanır.
Aslında belki her şey böyledir.
Kalıcı imiş gibi yapılanlar da bir gün gelir geride kalır…
…
Ellili yılların sonunda Türk’ten Türk’e kampanyası başlatıldığında, ahali giderek öfkelenmişti.
Aslına bakarsanız, Ermeniler Ermenilerden,
Rumlar Rumlardan alış veriş yapıyorlardı.
Müthiş bir kamplaşma vardı.
Milliyetçilik herkesin iliklerine kadar işlemiş,
Hayat da bu şekilde dizayn ediliyordu.
…
Denktaş hatıralarında anlatır:
“Türk’ten Türk’e kampanyasını ne zaman bozduk? Dırvana (Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda ilk TC Büyükelçisi Emin Dirvana. A.O) geldi ve ikinci üçüncü gece Dr. Küçük bir yemek verdi. Dr. Küçük de bu şikayetleri işittikçe bunalıyordu. (Ahali, Türk’ten Türk’e kampanyasından şikayetçiydi. A.O) O gece Dr. Küçük’te kiraz gördük ilk defa olarak. Kiraz Rum tarafından gelir. Ben şaka olsun diye “Neredendir bunlar?’ deyince iş meydana çıktı. Dırvana çullandı bize ‘Bu iş olmaz, yürümez’ diye ve orada bu iş durdu. Belki de daha fazla devam etmesi de doğru olmayabilirdi. Ben onu da bilmiyorum. Artık barış görüş olmuş, Cumhuriyet ordusu falan. Kendiliğinden söndü gitti o da.”
…
Kendiliğinden sönüp gitmişti…
…
Politikalar “zamanın ruhu” na göre mi belirlenir?
İlkel bir kabileye tepeden demokrasi dayatmak mümkün mü?
Yoksa onun diğer modern insanlık gibi evrimleşmesini beklemek mi lazım?
…
İyi varsa, kötü’ye bunu göstermek gerekmiyor mu?
…
Şimdi su gelecek.
Zamanın ruhu değişmiştir.
Ellili yıllar olsa, meseleye başka açıdan bakılacaktı,
Şimdi durum başka.
Suyun gelip gelmemesinin gerekli olup olmadığı bir yana,
Kıbrıslı Türkler “Biz yönetmeliyiz” diyor…
…
Bunda gocunacak hiçbir şey yoktur.
Ama atı alan Üsküdar’ı geçmiş gibi…
…
Her yapılan işte bir tantanadır gidiyor.
Kafamız oldukça karışık…
…
Bir gün gelecek belki de bunların da hiç önemi olmayacak.
Kendiliğinden sönüp gidecek…
…
Türk’ten Türk’e kampanyasında öyle olmuştu.
Hoş, yaradığını söyleyenler de var.
Türk çarşısının bu motivasyonla kurulduğu söylenir.
Aşırı bir iddia olsa da, katkısı yok değildir…
…
Şimdi kapılar açık.
Başka bir zamandayız.
Karşılıklı alış veriş edilmekte.
Kiraz alan da var, Trodos elması da.
Çözüm ha oldu ha olacak.
Ve olursa bakalım neler olacak…
…
Diyeceğim,
Galiba doğrudur,
Zamanın ruhu var…
…
Kıbrıs’ın kirazları güzeldir.
Belki çözüm de kiraz mevsimine rastlar…
































