Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Olacağa bak sen…

Son günlerde Cumhurbaşkanı Akıncı’ya saldırmak moda oldu.

Neredeyse müzakerelerin çökmesinin sorumlusu da olacak…

Bunu yapan da, kendini bir numaraları çözümcü lanse edenler.

Oysa diğer taraftan çözüm karşıtları, Akıncı karşıtları, statüko sevdalıları buna nasıl da sevinmekteler.

Hem bir sonraki seçime kadar Akıncı’yı yıpratacaklarını hesapladıklarından, hem içerideki pisliğin ikinci plana düşmesinden,  hem de zaten öcü gibi korktukları anlaşma isteyenler eleştirdildiği için…

“Çözümcüler”in eleştirilerinde siyasi hesap yok dersek, yalan söylemiş oluruz. Hepsi değilse bile, orada da benzer hesapları olanlar var…

Ne demiş Cumhurbaşkanı, “Kıbrıslı Rumlar ya federatif bir anlayışta Kıbrıs Türkü’nün siyaseten eşit varlığını kabul edecekler, ya da iki ayrı varlık bu topraklarda kök salmaya devam edecek, bunun başka yolu yok”… Bu sonucun AB çatısı altında iki devlet de olabileceğini falan söylemiş.

Bunu hala Sayın Akıncı’nın esas hedefiymiş gibi satmak, gerçekten absürd bir durum.

Akıncı ne yaptığını yapıyor. Açık konuşuyor, doğruları, olabilecekleri söylüyor. Süreç devam ederken de defalarca yaptı bunu. Hem “bu son” dedi, hem de doğal gaz olayının getirebileceği gerginlikleri sıraladı…

Mesajı Güneye yönelikti. “Uyanın” diyordu. Uyanmadılar. Uyanmak istemediler.

BM tarafı da, görüşme heyetindeki CTP kökenli Özdil Nami de, Türk tarafının elinden geleni, hatta fazlasını yaptığını açıkça söylediler…

Bugün müzakerelere yeniden başlasa, Akıncı’nın yine aynı şekilde çalışacağı kesin.

Ama külahı önünüze koyun ve samimi olarak cevap verin, Türk tarafının onca esnekliğine, onca adımına karşılık, adamlar Nuh diyor, peygamber demiyorsa, Akıncı ne yapsın? Ya da biz ne yapalım?

Gidip gece gündüz kapılarında “lütfen” diye ağlaşalım mı?

Ta ki Rum tarafı bir anlaşmayı içine sindirsin, olacak olan, aynen Akıncı’nın dediğidir. İstesek de istemesek de…

Eleştiri sahibi çözümcülere sorarım, sizin planınız nedir..?

İstemediğiniz gelişmeleri önleme adına ne yapmayı düşünürsünüz..?

 


DEHŞETLE İZLEDİM…

Önceki gün Detay gazetesinin sosyal medyada dağıttığı videoyu çoğu kişi izlemiştir sanırım.

Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin mezuniyet töreni… Bir hanım kız kürsüde… Ne Osmanlı’yı İngiliz’e tercih ettiğimiz kaldı, ne ahlak yoksunluğumuz…

Liselerde alkol alma oranı şu kadarmış da, boşanma oranı da bu kadarmış, hamdolsun ki bu okul açılmış da, hepsini halledecekmiş…

Bir kötüleme, bir aşağılama. İyi ki gelmiş de hepimizi kurtaracak…

Bir kere bu genç kız kürsüye kendiliğinden çıkmış olamaz. Onu oraya özellikle çıkaran var. Hem de ne konuşacağını bilerek. Birinci dikkat edilmesi gereken bu…

İkincisi, korkarım bu okulda tarih dersleri de bizim müfredata uymuyor.

Baksanıza Kıbrıs Türklerinin İngiliz’i Osmanlı’ya tercih ettiğini iddia ediyor. Adayı İngiliz’e kiralayanın Osmanlı olduğunu da mı öğretmiyorlar bu kızımıza acaba? Ya da ne zaman İngilizci olduk biz acaba? Bu da ikinci dehşet verici nokta…

Ve daha neler neler…

Diyorum ki, kelime oyunlarıyla Cumhurbaşkanı’na saldırı planlayanlar, eforlarını adanın Kuzey’indeki dönüşüme harcasalar ne iyi olacak…

Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, küçük çıkarlar için sen kendi insanınla uğraş dur…

Şöyle etrafınıza bir bakın. Bu küçücük ülkede neler oluyor diye, farkında bile değilsiniz…

Ama o dönüşüm için uğraşanların da zaten istediği bu…

Siz son model arabalarınızda, modern evlerinizde birbirinizi yemeğe devam edin, etrafınızı görmeye fırsatınız olmasın…

 


YERİN KULAĞI VAR

 

MARAŞ NE OLDU?:

YDÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Murat Tüzünkan, Maraş’ın tek taraflı açılması için ciddi bir bütçe, ciddi bir siyasi duruşun gerekliliğine dikkat çekerek, “Maraş, açtık demekle açılabilecek bir durum değildir” dedi. Zaten bizim siyasilerin de aslında öyle bir niyetleri olmadığını anladık. Baksanıza ortaya bir iddia attılar ama, bırakın bunu ileriye taşımayı, artık bu konuyla ilgili tek kelime bile etmiyorlar…

 

NE GÜZEL UNUTMUŞTUK:

Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edilen, “Yurt Dışı Koordinasyon Ofisi’nin kurulmasına ilişkin anlaşma” tekrardan Meclis gündeminde. Hatırlanacağı üzere gençler, eylemler yaparak anlaşmanın imzalanmasına karşı çıkmışlardı. Uzun süredir gündemden düşen konu tekrar gündeme alındı… Haydi bakalım, uyanın rüyalardan, gelin gerçek gündeme.

 

ASKERİN BASKISIYMIŞ:

Sigara kaçırırken yakalanan Erkan Eğmez, eskiden asker der de bir daha asker çıkardı ağzından. Hepsi kılıfmış meğer. Baksanıza yakalanmamak için kamyonu askerlerin üstüne sürmüşler, birini de yaralamışlar. Bir de tutuklandıktan sonra gazetecilere “Askerin üstümüzde baskısı var, bunu da yazın” diye bağırmış. Uuuu, öyle mi oldu şimdi? E, iyi o zaman, iyi ki var o baskı…

 

RUMLAR BİLE YENİ ORTAMA HAZIRLANIYOR:

Rum hukukçu Ahilleas Dimitriadis, KKTC’deki eski Rum mallarının, ölüler adına kayıtlı kalmasının ve mirasçılarına devredilmemesinin büyük hata olduğunu söylemiş ve herkesin bİr an önce bu malların veraset işlemlerini yapmasını önermiş. Aslında Rum vatandaşı da bunu yapıyor. Son dönemde tam 88 kişi Kuzey’deki mallarının vergisini ödemiş… Dimitriadis bir de, Mal Tazmin Komisyonu’na başvuran Rumların mallarını Rum Yönetimi’nin almasını öneriyor. Bunun toplam maliyetinin 50-60 milyon euro olduğunu belirterek, “varsın bir eksik fırkateyn alalım” diyor. Bizdekiler hala meleklerin cinsiyetini tartışa dursun, Rumlar yeni duruma çoktan uyanmış bile…

 

SONUNDA ÇÖZDÜK:

Sağlıkta yıllardır bir türlü çözülemeyen sorunlar nihayet çözülüyor. Lefkoşa’da hacamat ve sülük tedavi merkezi açılmış. Doktorlarımız buna tepki koysalar da, iddiaya göre yakında cinci hoca ve üfürükçü tedavi merkezleri de açılacakmış. İşte o zaman, bir türlü düzeltemediğimiz sağlıkta, gerçek anlamda bir devrim yaşanacak…

 

ALIŞTIR, KARIŞTIR: Kıbrıs Postası’nın haberine gre, üzüm de gidiyor. Verigoyu da, parmak üzümü de zor bulursunuz artık. Nasıl daha fazla ürün alsınlar diye yerli zeytini bozdular, lezzetsiz, kalitesiz İspanyol zeytinini getirip aşıladılar, üzüme de aynısını yapacaklar. Yeni tarım politikası da genel politikadan farklı değil. Alıştır, karıştır, yerli olan hiç bir şey kalmasın…


ZİRVEDEKİLER

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi: (Yenidüzen’den)  “Yasal görevini yap, yeni yasa yap demek değildir” diyor Sayın Ferdi. Ve idarenin, yani hem kamu bürokratlarının, hem siyasilerin hem de belediyelerin kanunlara aykırı yaptıkları işlerden ve yargının bu yanlışları önleme çabalarından örnekler veriyor. Tüm imkansızlıklarına rağmen, yargı yine de şu anda demokrasimizin en düzgün çalışan ayağı. “Buna da şükür” mü demeliyiz, bilemedim…

 


DİPTEKİLER

Dimitris Hristofyas: Bir önceki görüşme sürecini ve anlaşma ihtimalini ortadan kaldıran Dimitris Hristofyas şimdi Anastasiadis’i uzlaşmamakla eleştiriyor. Sanki kendisi olsa, başka türlü davranacaktı… Birbirlerinden zerre kadar farkları yok… Milletin bankalardaki paralarını Yunanistan’a kaptırdıktan sonra, Güney’deki itibarı da sıfırlanan Hristofyas şu anda en son konuşacak kişi…