Ne zaman müzakereler başlasa ne istediğimizi bilmediğimiz için ne istediğini iyi bilen Rum’un dümen suyuna düşmemizin şaşkınlığını yaşarız!
Çünkü aramızda büyük fark var! Biz masaya oturana kadar saçma sapan sloganlarla avunuruz! Mesela bu müzakereler de başlarken, sesleri ayyuka çıkan hayalperestlerimizin söylediği tek şey “nasıl bir çözüm” sorusuna cevap vermeden “hemen çözüm” lafıydı! siyasi mantıkları da yanlışın üzerine kurulu olan, “eskiden Türklerle Rumların birlikte yaşadıklarıydı!”
NE VAR Kİ bu yalanları şimdilerde “Stelios Vakfının” dağıtacağı yurolara saldıran gençlere söylettiren perde gerisi kaşarlanmış politikacılardı!
MESELA, “azınlık çoğunluk” esasında kurulan ve fiskelik siyasi eşitliği olmayan “Kıbrıs Cumhuriyetini” Makarios’un neden yıktığını hiç anlatmak gereğini duymadılar ama!
Yahut 1963’de yeni bir yıla girmeye hazırlanırken neden Akritas planı esasında Türk halkını kıyımdan geçirecek “Kanlı Noel” harekâtını başlattıklarını da anlatmadılar
Veya neden dört yıl Türk halkını köylerine evlerine kapatıp, ellerinden gelse soluk alacakları havayı bile yok edip açlığa, yokluğa ölüme mahkum etiklerini de izah etmediler!
1974’de Yunan cuntası ile Eokacıların Makarios’u devirdikleri Kanlı darbeyi “Enosisi gerçekleştirmek için yaptılardı” da demedilerdi!
OLANLAR, yaşananlar geride mi kaldı diyorsunuz? Demek ki Rum halkı ve liderliğiyle kilisesi 1974’de Türkiye’nin zılgıtını yedikte aklı başına geldiği için anladı ki “bu adada huzur ve barışı sağlamak ancak Kuzey’deki Türk halkı ile bir federal çözümle mümkündür!” Öyle mi diyorsunuz?
Fakat bir şartı vardır. “Artık Türkiye Kıbrıs’a karışmayacak!”
Türk halkının güvencesiymiş falan, lafını bile etmeden adadaki askerini de alıp gidiverecek!
Bir şartı daha var: “Azınlıklarla çoğunlukların eşit olduğu nerede görüldü ki Kıbrıs’ta da olsun dolayısıylaTürk tarafı “siyasi eşitlik” ısrarından da vaz geçecek!
Bildiğimiz kadarıyla Sn. Akıncı bunlara karşı çıktı, kabul etmedi! Buna karşın bazı entel gevezelerimizle Kıbrıs tarihini bilip tanımayanların “hemen çözüm” sloganına Sn Akıncı da sığındı! Her ne kadar Ankara ile birlikte hareket etmişse de o masada Anastasiadisli Rum tarafına ve Kilisesine yarım asrı aşkın süredir yanına AB de alarak Türk halkına reva gördüğü baskı ve zulmün, soykırımlarla katliamların hesabını sormadı!
Çünkü BM’ler danışmanı Eide ile birlikte tüm “geçmişlerin” üzerine sünger çekilecek, “her şey oldu bitti artık dürtmeye gerek yok” denilecek ve “yeni bir Kıbrıs” kurulacak ki dünyalara şenlik, barış ve istikrar cenneti ola!
Pöö! Sn. Ağalar efendiler! Bu hayalleri gerçekleştirecek ne Rum halkı ve kilisesi vardır karşınızda ne Yunanistan’la AB! Rum’un mandası da olsanız, sultasına da girerseniz Türk halkına bu adada biçilen “siyasi model azınlıktaki bir cemaat statüsüdür!”
BU nedenle diyoruz! Kuzey’i sıkı sıkı elde tutup var etmeye bakalım, yoksa sokaklarda kalacağız bir gün sürünürken!
_______________________________________________________________________________
DİKKAT: (UYUŞTURUCU SORUNU BÜYÜYOR!)
Geçen hafta KKTC’yi Güneyle yeniden birleştirip barışçı çözüme ulaştırmak için Grant Montana’da oluşturulan konferansın bozguna uğramasının hemen ardından “Barış Harekâtı” törenleri ile kutlamalar yapıp, Rum’a yönelik mesajlar verirken, yanı sıra Türk halkının kalbini burkan, kafasını fena halde karıştıran “uyuşturucu” olayları da çok konuşuldu!
Bu konuda en büyük korkumuzla kuşkumuz, “yoksa biz geleceklere “kafaları uyuşturucu ile harmanlanmış bir gençlik mi yetiştiriyoruz” şüphelerimizdi! Maalesef suçlu sorumlu ararken “bizi yönetenlerden gayrısını da işaretleyemiyoruz çünkü devletin kaderini isteyerek ve bilerek yüklenirken gelip giden bu siyasi iktidar kadrolarıdır ki uyuşturucu illetinin kökünü kazıyamadılar!
Gün geçmiyor ki medyada yanına trafik kazalarını da alan haberleri salınmasın! Resmen piyasası kurulmuş, her gün biraz daha gelişip yaygınlaşıyor!
Çünkü memleketin sosyoekonomik sorunlarıyla siyasi süreci yetişen gençlere “gelecek vaat etmiyor, beklentilerine cevap verecek gelişme ve iyileşmeler görülmüyor en büyük sorun yüzde onun üzerindeki işsizlik oluyor!
Sonucu da ortada. İnsanlar kısa günlerin kârlarında çaresiz kaldıkça artık evlerindeki saksılarda gannavuri yetiştiriyorlar! Uyuşturucu belası o kadar yaygınlaşıp büyümüş! Kaldı ki: Eğer uyuşturucu kullanımı geleceklere yönelik “umutsuzluktan” kaynaklanıyorsa, bu “umutsuzluk” yarının siyasetine de yansır! İşte bu nedenle korkmamız gerekir çünkü bize “siyasi sorunu güvenle yüklenip geleceklere taşıyacak” bir nesil gerekiyor.. Beyinsel fonksiyonu yitip giderken hiçbir ulusal değerin kalmadığı uyuşturucu mağduru bir nesil değil!..
_______________________________________________________________________________
KISACA TAKILDIĞIM. (AMBARGOLAR KALKMALI DERKEN VE KARAVANLAR!)
AMBARGOLAR: 20 Temmuz kutlamaları geldi geçti! Her yıl gelip geçiyor zaten! Bizse ayni hayatı yaşamaya mahkûm tutsak insanlar gibi “varoluşumuzu” ispat yollarında ya “erken seçim” gözlüyoruz ya yeni bir “müzakere süreci!”
Bunun dışında süregelen hayat, “dediydim, dediydin, dedi” ile geçiyor! Nitekim bu 20 Temmuzda da “dediler ki” öyle geldi, ama artık böyle gitmeyecek!”
İlk defa bu yılki kutlamalarda hemen her kesimden ve yetkili insandan yoğun bir söylemle, “artık ambargoların kalkması gerektiği” işittik! Nasıl becerilecek bilmiyoruz ama yettiği bir gerçek! Ankara’nın boynuna asılı borcudur! Ne yapıp etmeli ambargonun kaldırılması başarılmalıdır..
Yeni bir yasa ile ile artık karavanlar düzene disipline sokulacaklarmış!
KARAVANLAR: Müjdeler olsun! Eskiden sahillerdeki arazilerin yağmasından, otel villa yapımlarından, denize giremediğimizden falan yakınırdık! Haberiniz olsun bir süre sonra “karavanların işgalinden yakınacağız!” Göreceksiniz Girne’den Karpaz’a, Karpaz’dan Mağusa’ya tek kıyı, tek kumsal kalmayacak karavanlarla kapatılmamış! Ha ekleyeyim. Karavan satışları da tavan yapacak, yetkili ilgili satıcılarına da müjdeler olsun, köşe dönecekler!
































