Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortak Akılla, Halkın Desteğiyle…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün tören konuşmasında “Önümüzdeki dönemde Kıbrıs Türk tarafı olarak gerek kendi içimizde gerekse Türkiye ile başlattığımız değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz. Serinkanlı ve gerçekçi olacağız. Kıbrıs Türk halkının mutlu ve huzurlu bir geleceğe ulaşmasından baka bir hedefimiz yoktur” dedi.

Bu cümlede üzerinde durulması ve kesinkes uyulması gerken de bence, “serinkanlı ve gerçekçi” vurgusudur.

Müzakere süreci bittiği andan itibaren her kafadan bir ses çıkması hayra alamet değil.

Bundan sonra ne yapılacaksa, nasıl bir politika izlenecekse, halkın çoğunluğunun onay verdiği, iradesiyle destek olduğu bir politika olmak zorundadır.

Çünkü bu mesele elli yıldır böyle yönetilmiştir, böyle yönetilmelidir….

Kıbrıs Türkü uluslararası güç savaşlarında figüran bile değildir denir çoğu kez.

Biz de buna inanırız.

bizim aklımızın alamadığı yerlerde, aklımızın almadığı çıkarlara bağlı Kıbrıs planları hazırlanır.

Ancak eğer şu son çıkmaz bir şeyleri değiştirmek için bir fırsat olarak değerlendirilecekse, burada özne Kıbrıs Türkü olmalıdır.

Bir anlaşma olur veya olmaz, müzakerelere dönülür veya dönülmez o ayrı bir konu.

Ancak Kıbrıs Türkü bu saçma sapan, kokuşmuş, çöküşmüş yapıya daha da bağımlı hale getirilmeye kalkılırsa, yani amiyane tabirle statüko daha da pekiştirilecekse, bu dayatma olacaktır.

Diğer taraftan, müzakere sürecinde eğer  bir sil baştana gitme niyeti olanlar da varsa, onlar da bu halkın desteğini almak zorundadır.

Bunca yılın politikaları aniden ortaya cin fikirler atarak, değiştirilemez.

Kıbrıs Türkünün güdülecek koyun olmadığı bir yana, aksine bir dayatma karşısında sinmeyeceği de akılda tutulmalıdır.

Bu ülkede demokrasi varsa, gereği budur…

En azından, siyasi partilerin tümünün onay vereceği bir ortamın oluşturulması şarttır.

Meclis’te tartışılmalıdır.

Ortak bir yol bulunmalı, bulunacak yol geniş halk kitlelerinin desteğini almalıdır.

Şaka değil, söz konusu olan, tüm ülkenin geleceğidir…

Dünyayı sorumlu davranmaya çalışırken, kendi halkımıza karşı da sorumlu davranılmak zorundadır.

Nasıl ki müzakereler bir sonuca bağlanıp, ortaya bir belge çıktığında referandumla halka sorma gereği vardır, belki böyle bir karar için de referandum yapılmalıdır.

Aslında şu anda ortaya atılan fikirler sadece egzersizdir.

Bugünden yarına böyle hayati bir değişikliğe gitmek zaten akıl işi değil.

Telaşla, aceleyle değil, serinkanlılıkla, demokrasiyle…

Eminim herkes de bunun farkında.

Önce uzun uzun tartışılacak, üstünde düşünülecek, dış etkenler, konjonktür göz önüne alınacak…

Yine de şimdiden, bugünden itibaren bu halkın kendi geleceği hakkında söz söyleme hakkı olduğu da lütfen gözardı edilmesin.

Tartışmalar açık olsun, şeffaf olsun.

Biz de bilelim…

Eğer böyle davranılmaya devam edilirse, hiç yoktan ayrışmalar çıkacaktır.

Görmek istediğimiz, Crans Montana’da yayınlanan ortak açıklamayı sağlayabilen devlet adamlığıdır…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

İÇTE DE BARIŞ DİLİ:

Yeni yol haritası, yeni politika söylemleri, belli kesimlerin durumdan vazife çıkarmasına sebep oluyor. Aşırı yorumlala, farklı düşünenleri düşman ya da “akılsız” ilan ederek, dıştan gelen tehditlere karşı bile kullanılmayan ifadeleri kullanarak ortak akıla ulaşmak, birlik-beraberlik laflarını havada bırakır. Daha da kötüsü, ayrışmayı körükler ki, bunun da hiç bir davaya hizmet etmeyeceği açık…

 

ARTIK ÇOK GEÇ:

Derinya plajının halka açılacak olması Rum tarafında tepkilere neden olmuş. Özellikle Maraşlı Rumlar bundan büyük kaygı duymuş ve ‘İki toplumlu, adil ve yaşayabilir çözüm bulma çabalarına olumsuz etki yaptığını’ iddia ederek, Türk tarafının geri adım atmasını istemişler. Keşke bunları Crans Montana’da Kıbrıs Türküne hiçbir hak tanımayan ve hırsı yüzünden masayı dağıtan Anastasiadis’e söyleyebilseydiniz…

 

İNANDIRICI DEĞİL:

Görüşmeler koptu ya, bugünlerde KKTC için yeni planlardan bahsediliyor. Ama en çok öne çıkan “KKTC’yi korumak ve güçlendirmek” söylemi. Özellikle “KKTC’nin yaşatılması, tanıtma atağı başlatılması” çok konuşuluyor. Tamam dediklerinizin hepsini yapalım yapmasına da, geçen 34 yılda bu ülkeyi korumak, güçlendirmek için ille de görüşmelerin kopması mı gerekirdi? Onun için bugün böyle söylemler vatandaşa pek inandırıcı gelmiyor…

 

KAVGA BÜYÜYOR:

Rum tarafında başkanlık seçimerinin yaklaşmasıyla birlikte taraflar birbirlerini suçlamaya başladı. Suçlamaların “Kıbrıs eksenli” olduğu gözlerden kaçmazken, başkanlık seçim propagandasında da Kıbrıs konusunun ana malzeme olacağı belli oldu. Son olarak AKEL Genel Sekreteri Kiprianu Anastasiadis’ten, Mont Pelerin’den ayrılma nedenlerini açıklamasını istedi. Bu nedenleri açıklamaması halinde, bunu kendisinin açıklayacağını belirtti. Bu da kafaları karıştırdı… Yani Anastasiadis Ulusal Konsey’den bilgi mi sakladı?

 

ONCA HARCAMAYA DEĞER Mİ?:

Devlet fakir ama, iş gösterişe geldi mi, harcamada sınır tanımıyoruz. 20 Temmuz önemli bir gün ama, üzerinden 43 yıl geçmiş hala daha yüzlerce konuk, gazeteci davet etmenin anlamı ne? Tüm bunlar için yüzlerce memur, polis, son model kiralık arabalar. Bu kadar yıl sonra bu işi daha sade kutlarsak neyimiz eksilir ki…

 

SAĞLIKSIZ SAĞLIK:

Sağlık Bakanı’nın Döner Sermaye Yasa Tasarısı Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine götürülürken, hazırladığı Tüzük de Maliye’ye takıldı. Demek ki, doğru yapılmadı. Durduk yerde arı kovanına çomak sokarak çözüm bulunabilir miydi? Ta başından yapılan atıp tutmaların hiçbir sağlıklı temeli olmadığı da böylece ortaya çıktı…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “KKTC dediğimiz yapının içi, “mundar be arkadaşlar… Bir bakın uygulamalara…

Müstahak bu mu? Çözüm olsa ne olacak bu yapıda? Rezil olmaya devam edeceğiz. Evet, sonuna kadar barışa sahip çıkacağız. Bu halkın dünyalı olması için sabah akşam mücadele edeceğiz. Ama “çete” gibi kaynaklarını soyarak değil. Daha iyi bir yaşamın, adil bir düzenin kime ne zararı var?…”.

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

CHP Gen. Başk. Yard. Öztürk Yılmaz: Arkadaş her ağzını açtığında sözde Kıbrıs konusuna sahip çıkacak diye, Kıbrıs Türk halkını ahmak yerine koyuyor. Kıbrıs’ı iç politika malzemesi yapacağını sanıyor. CHP’nin ana muhalefet partisi olarak Kıbrıs konusunda elindeki bilgiler sağlıksız, “Kıbrıs” konulu sözcüsü ise felaket. Son açıklamasına bakın;  “KKTC’de atalarımız kanlarını siz bugün masada satasınız diye vermediler. Kıbrıs gibi haklı meşru bir konuda geri adım atıp kendi tanıdığı devleti başkasına tanıtma acziyeti içinde olursa Türkiye, kimse bir şey yapamaz”… E, kardeşim yıllar yılı sizinkiler de iktidar oldular, hatta Ecevit bile, niye tanıtamadı dersin? Var mı yanıtın..?