Yunan Dışişleri Bakanı Kocias dün adaya geldi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu da bugün geliyor.
Her iki tarafta da siyasi partilerle ortak toplantılar yapılacak.
Cenazeyi kaldıracaklar…
Bugüne kadar ortada öyle veya böyle bir masa vardı.
Stratejiler o masaya göre yapıldı.
Öyle çok bir tutum değişikliği, radikal kararlar alınacak ortam yoktu.
Ya şimdi..?
Öküz öldü, ortaklık bozuldu derler ya, aynen o durum.
İki taraf da çözümün dışında başka konularda karar verecekler.
Rum-Yunan ikilisi, zaten istemedikleri çözüm prangasından kurtulmuş olsa da, bunun sevincini yaşıyor olamaz…
Oynadıkları oyunun bir bedeli olacak, onu biliyorlar.
Bu bedeli, hem siyasi hayatlarında, hem de ülkeleri için yaratacağı diğer sonuçlarla tarihe karşı ödeyecekler…
Anastasiadis, “lay lay lom, kurtulduk, doğal gaz bizim, hem sağ cepheyi de kızdırmadım, istediklerini yaptım, oylar da benim” diyebilir mi..?
Kesinlikle hayır…
Oyununu o kadar açık oynadı ki, herkes elini gördü.
Sonra o çok güvendiği dağların, böyle bir ikilemde Türkiye’yi gözden çıkaracağını, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını ve hatta rahatsızlıklarını gözardı edeceğini sanıyorsa yanılır…
Seçimdeyse, sağ cephe yüzde yüz güvenebileceği kendi adamlarından birini aday çıkaracak, Anastasiadis’e niye oy versin..?
Ha çözüm isteyenlerden, hiç oy alamaz. O cephenin hayal kırıklığı büyük, kendisine ateş püskürüyor.
Herhalde Kocias’la şimdi konuşacakları, “Türkiye bizi tehdit ediyor, Türk tarafına çağrı yaptık masaya dönmüyor” ekseninde bir propaganda hazırlamak olacak. Bunlar o kadar çok tekrar edildi ki, artık olacakları kolayca tahmin edebiliyoruz…
Çavuşoğlu da bu akşam bizim liderlerle biraraya gelecek.
Bizimkiler ne konuşacak..?
Bakın, Rum tarafının ne yapacağı konusundan adım gibi emin olsam da, bizim taraf için aynı şeyi söyleyemiyorum…
Eskiden olsaydı belki, ama şimdi değil. Çünkü asla açıklanmayan bir plan olacak…
Rum-Yunan faaliyetlerine karşı, Türk tarafının çıkarlarına uygun olarak kararlar alınacak, orası kesin. Belki petrol, doğal gaz arama faaliyetlerine hız verilecek. Ama hangi çizgiye kadar..?
Sonra, federasyon işi ne olacak..?
Sonsuza kadar terkedilecek mi..?
Yerine yeni bir şey mi konacak..?
Bugünkü durumun geçmişte olduğu gibi aynen devam edeceğini asla düşünmüyorum.
Ama ne olacak bilemiyorum.
En çok canımı sıkan da bu….
YERİN KULAĞI VAR
YENİ YOL HARİTASI BELİRLENECEK:
Crans Montana zirvesinin çökmesinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun KKTC ziyareti, bundan sonra izlenecek politikanın belirleneceği bir ziyaret olacak. Çavuşoğlu’nun Cumhurbaşkanı, meclis Başkanı ve siyasi partilerle biraraya gelecek olması, KKTC’nin bundan sonraki yol haritasının belirleneceği bir buluşma olacak. Bizim için B planını mı yoksa C planını mı devreye koyacaklar anlayacağız…
RASTLANTI OLABİLİR Mİ:
Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun KKTC ziyaretiyle Yunaistan Dışişleri Bakanı Koçias’ın Güney Kıbrıs’ı ziyaretinin zamanlaması bir rastlantı olabilir mi acaba? Ayni tarihte iki ülkenin Dışişleri bakanlarının adayı ziyaret etmesi rastlantıdan öte olsa gerek. Koçias’ın, özellikle Türk tarafının Kıbrıs konusunda yeni yol haitasının belirlenmesinin beklendiği bir dönemde adaya yapacağı ziyaret oldukça önem taşıyor. Sanki bizim dışımızda birileri, bu adanın kaderiyle ve geleceğiyle oynuyor gibi…
TEHLİKELİ SÖYLEMLER:
Bir siyasi partimizin, Karpaz Emirnamesi’nin belirli bir etnik kökene sahip insanların kalkınmaması için çıkarıldığını söylemesi hem tehlikeli hem de ayırımcılığı körükleyen bir söylem. Üç-beş oy uğruna böylesi söylemler birgün gelir ve sizi vurur. Zaten toplum yeteri kadar ayrışmış durumda, bunu körüklemenin kime ne faydası olabilir…
ÇÖZÜM ZOR:
Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankette, Kıbrıs sorununun çözülmesi konusunda sadece %3’lük bir kesimin “iyimser” olduğu sonucu ortaya çıkmış. Aynı ankette tek taraflı müdahalenin kesinlikle kalkmasını isteyenlerin oranı %87… böyle bir anket bizim tarafta yapılsa, tam tersi bir sonuç çıkacağını söyleyebilirim. İki toplum arasında bu kadar fikir ayrılığı varken,çözüme ulaşmak kolay mı?
ISMARLAMA BİR ANKET:
Simerini anket yapmı, Anastasiadis’in zirvenin başarısızlıkla sonuçlanması konusunda halkını ikna ettiği ortaya çıkmış. Halkın yüzde 82’si ‘sorumlu Türkiye’ demiş… Bunu görmek için ankete gerek yoktu aslında ama, tam bir propaganda oyunu. Meclis’in enosis kararı için de aynısı olmuştu. Anastasiadis, AKEL ve DİSİ’nin önerilerini çöpe attığında da, “halkımı ikna ettim” diye ortaya çıkmış, sonra da tükürdüğünü yalamak zorunda kalmıştı. Her işleri algı yaratma üstüne. Onun için de Güney Kıbrıs’taki insanlar, Kıbrıs meselesini hala sanal gözlüklerle görüyorlar…
DAĞ FARE DOĞURDU:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, dışarda çalışan işçilerin sağlığının korunabilmesi amacıyla 12, 13 ve 14 Temmuz tarihlerinde, 12.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarda çalışma yapılmasını yasaklayan karar kapsamında 3 günlük raporu açıklandı. Buna göre üç günde 102 ihbar yapılırken, toplam’da 231 işyeri denetlendi ve 22 işyerine uyarı verildi. Evet yanlış okumadınız, sadece 22 işyerine uyarı verildi. Ne beklerdiniz okkalı ceza vermelerini mi? Ya inşaat sektörü çökerse halimiz ne olur…
DEVİR DEĞİŞTİ:
“Güzelyurt Türk toprağıdır vermeyiz” diye diye ne narenciye bıraktık, ne de tarla. Keşke bu sözleriniz kadar toprağınıza da sahip çıksaydınız. Ülkenin en önemli gelir kaynağı olan narenciyenin içine ettik. Salataya sıkacak limon bulamazken, çürük çarık limona dünya parası ödüyoruz. Türkiye’de öğrencilik yıllarımızda, limonun taneyle satılması tuhafımıza giderdi. Şimdi aynısını biz yaşıyoruz…
ZİRVEDEKİLER
Erdal Onurhan: “Bir kaç gün önce, Londra’da iki saat içinde beş kişiye asitle saldırıda bulunuldu. Yetkililer, ivedilikle, bu suçun cezasını müebbet hapse kadar yükselten mevzuat değişikliği için kolları sıvadı. Bizde ise, ses ve çevre kirliliği şikayetleri arşa yükseldi ama yasal önlemleri almaya kimse yanaşmıyor…”.
DİPTEKİLER
Sıkıştıkça Emirname Değişikliği: Karpaz’da koruma alanı içindeki kaçak yapıların mühürlenmesi, Türkiyeli-Kıbrıslı tartışmasına varınca, hükümet şöyle bir düşündü, ‘Karaoğlanoğlu’ndaki kaçak için planladığımızı buna da yapalım ne olacak’ deyiverdi. ‘Sen yasayı ihlal et, ben kılıfına uydururum’… Şimdi Karpaz Emirnamesini değiştiriyorlar. Buldukları adalet bu…“Yok kardeşim, benim ülkesel fiziki planım var, ben buna uyarım” diyemeyenler, ne çevreyi ne de kendi yasalarını koruyabilir…
































