Gündeme bakın…
Günde birkaç tane ölümlü ya da ağır yaralı trafik kazası…
Son 6 ayda 22 olan ölümlü trafik kazalarına, son 1 haftada 4 yeni ölümün eklenmesi…
Hele sonuncusu, hamile bir kadın… Can dayanmaz…
Bir de üstüne üstlük Trafik Dairesi kurduk afferin poh poh… Müdüranımın sosyal medyadaki Avrupa turlarından başka bir haberini göremiyoruz…
Birbirini bıçaklayanlar, cinayetler…. Kız kavgası, arazi kavgası, alacak verecek kavgası, millet eline ne geçirirse birbirine saldırıyor.
Cinnet hali…
Sağlık sisteminin her gün daha da karmaşıklaşan kaosu… İstifa eden doktorlar, doktorsuz kalmak üzere olan, klimaları çalışmayan ya da suyu akmayan hastaneler…
Mahkemenin ikinci iş yasağı için verdiği süre bittiği halde, kılını kıpırdatan yok!
Dövizin habire yükselişi, insanların her geçen gün biraz daha fakirleşmesi…
Ve bunun kimsenin umurunda olmaması…
Tonlarca kaçak et yakalanmasına rağmen, kaçakçılığın aynı süratte devam etmesi…
Polisin dışında, enteresan bir şekilde kimsenin olaya kafa yormaması….
Din işleri gibi hassas bir kurumun başındaki kişinin terör örgütü mensubu olma şüphesiyle gözaltına alınması… Bunun yarattığı utanç verici duruma karşın, hiçbir yetkilinin ağzını açıp tek kelime etmemesi…
Dönüm dönüm yangınlar… Orman Dairesi’nin yetersizliği… Bir yangın uçağının temin edilememesi…
Neredeyse olağan hale gelen iş kazaları… Bunca ölüme rağmen, aman inşaatlar durmasın diye denetim yapılmaması…
Kaçak yapılara bittikten sonra yapılan müdahaleler… Kaçağı inşaat halindeyken durdurmayanların, iş bitip, çalışmaya başladıktan sonra, içinde müşteriler varken mühürleme yapması…
Her gün yeni bir çöp alanının sosyal medyaya yansıması…
Denize akan kanalizasyonlar… Halk sağlığını tehdit eder hale geldiği halde, en azından sebebinin bile bulunamaması… Denizlerden alındığı söylenen numunelerin sonuçlarının bir türlü açıklanmaması…
İşletmeler çıkıp kendini savununca, olayın kapanması, ne kaymakamlıklardan ne belediyelerden herhangi bir açıklama gelmemesi…
Son 6 yılda 8 gencin uyuşturucudan hayatını kaybettiğinin açıklanması, ancak bir türlü önüne geçilememesi…
Sıraladıklarım sadece birkaç günde gündemi meşgul eden felaketler….
Genele bakarsanız çok daha fazla çeşitlenebilir.
Tuhaf olan ne biliyor musunuz..?
Sanki tüm bunlar başka bir ülkenin gündemiymiş gibi bir durum var.
İş, kendi kapısına gelmedikçe insanlar tepki göstermiyor. Bireysel protestolar, çıkışlarla da doğal olarak bir yere verılmıyor…
Bunlar ve bunlara eklenecek yolsuzluklar, usulsüzlükler ve hepsinin başında, artık kimsenin inkar edemediği kötü yönetim başka bir ülkede olsa, insanlar çoktan sokağa dökülür, tepkisini kitlesel olarak ortaya koyardı.
Ben, ‘Kıbrıs Türkü protesttir’ derdim eskiden. Ama artık söyleyemiyorum….
Nasıl bir dönüşüm geçirdiysek, tepkisiz, umursuz, geleceğini düşünmekten uzak, her türlü kötülüğe alışmış bir insan topluluğu olduk… Bakıyorum da, neredeyse ortak bir çıkarımız bile kalmadı. Yaşadığımız yeri daha refah, daha mutlu, daha sağlıklı bir ülke yapma ortak hedefimiz bile yok…
Artık halk bile diyemiyorum.
Öyle olunca da, doğa boşluk tanımadığı için, günden güne tanımadığımız değerler yerleşiyor…
Sahip çıkmadığınız yere, yabancılaşırsınız.
Kıbrıs Türkünün şu anda yaşadığı da budur….
_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
GUTERRES DALGA GEÇER GİBİ:
BM Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Kıbrıs raporunu haberlerde okursunuz. Benim için ilginç olan bölümü, tarafları daha çok ekonomik, sosyal, kültürel, sportif ve ekonomik bağlar kurmaya çağırmasıydı. Genel Sekreter Guterres diyor ki, bu tür ilişkiler iki toplum arasında güveni sağlayacağı gibi, Kıbrıs Türklerinin izolasyonla ilgili endişelerini gidermeye de yardımcı olurmuş… Resmen dalga geçmiş….
BİZİ BİLE İNANDIRDILAR:
Crans Montana’da yaşananlar bilinirken, adamlar öyle bir politika izliyorlar ki, bu ortamda bile, Türk tarafını başarısızlığın tek sorumlusu olarak göstermeyi başarıyorlar. Güney’de sağcısı solcusu ağız birliği yapmış, “tek sorumlu Türkiye” ortak söylemini haykırırken, bizimkiler dut yemiş bülbül misali havanda su dövmeye devam ediyor. Zirveyle ilgili olarak öyle bir manipilasyon var ki, neredeyse biz bile zirvenin kopmasının tek sorumlusu olarak Türk tarafını suçlayacak noktaya geleceğiz…
MURAT YETKİN ÖZETLEMİŞ:
Kıbrıs konusunun, Kıbrıslıların konusu olmadığına inananlardanım. Dün Hürriyet’te Murat Yetkin’in bir cümlesi var ki, olayı en son yaşadığımız örnekle kısaca izah ediyor; “Kıbrıs görüşmelerinin çökmüş olması, yalnızca enerji projeleri açısından değil, Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki uçurumu daha da büyütmesi açısından da ciddi bir gelişme”. Hep derim ya, çözümsüzlük hala uluslararası güçlerin çıkarına…
SEBEBİ KÖKEN DEĞİL, GÜÇ:
Kaçak inşaatlara karşı eşit davranılmaması, bazı kesimlerin durumu istismar etmesine neden oluyor. Hatta işi Türkiyeli-Kıbrıslı ayırımcılığına döken var… Evet, farklı politikalar izlendiği, eşit davranılmadığı doğrudur…. Ama bu söylendiği gibi değil. Yine Türkiye’den gelen büyük yatırımcıya göz yumulurken, küçük işletmenin tepesine binmek kolaylarına geliyor da ondan. Yaptıklarının toplumun içinde ne gibi sonuçlar doğurduğunun bile farkında değiller.
DEMOKRASİLERDE ÇARE TÜKENMEZ:
9 ayda, Güney’den Kuzey’e geçirilen 7 ton kaçak et yakalanmış. Yakalanmayanlar da sofralarda tüketildi. Siz eğer hükümet olarak et fiyatlarını kontrol edemezseniz, alternatif çere üretmekten acizseniz, kaçağın önüne geçemezsiniz. Hele de verilen cezalar, caydırıcı olmaktan çok, özendirici olursa bir yolunu bulur ve devam eder…
VARSIN GELMESİNLER:
Ülkedeki uyuşturucu trafiğinde ne yazık ki okumak için adaya gelen yabancılar başı çekiyor. Son yıllarda kara para trafiği, yaralama ve cinayet ile uyuşturucu konusunda yakalananların nerdeyse tümünün, üçüncü bir ülke vatandaşı olması bir rastlantı olamaz. Öğrenci kisvesi adı altında ülkeye gelen ve suça bulaşan bu kişlerle ilgili, ne yazık ki ne hükümet, ne de üniversiteler yeterli denetimi sağlayamıyor. Vallahi gelmesinler kardeşim, zaten okumaya gelmedikleri belli. Önlem alınmazsa ileride daha büyük sorunlarla karşılaşacağımız aşikar…
_______________________________________________________________________________
ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber: “Bu müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı, ama‘ biz yine de izolasyon ve ambargolar altında Rum tarafı bir federasyona hazır oluncaya kadar bekleyelim’ düşüncesi hak adalet ve demokrasi açısından kabul edilemez…”.
_______________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Fahrettin Öğdü: Din İşleri Başkan Vekili Fahrettin Öğdü sosyal medyadaki paylaşımında, “Talip Atalay serbest şu iyi bilinsin ki hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” tehdidi sallamış ve “bu da bir imtihandı” demiş. Adam gibi bir ülkede yaşasak, Öğdü için de hiç bir şey eskisi gibi olmazdı. Devlet memurunun ulu orta tehdit sallaması ne demek?
































