Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Rezillik…

Kepazeliğe bakar mısınız…

KKTC’nin Din İşleri Dairesi’nin başındaki adam terör örgütüne üye olma zannıyla gözaltına alınıyor…

Talip Atalay Din İşleri Başkanlığı’na 2010’da atanmıştı.

2015’de Türkiye’den “görevden alın” yazısı gelmişti.

Meğer, ihtiyaçtan dolayı Türkiye’de tuttuğu bir görev çerçevesinde gönderilmiş. Oradan ilişiği kesilince, buraya bildirmişler, “görevden alın” demişler…

Yazı Büyükelçilik vasıtasıyla Başbakanlığa yazılmıştı.

Türkiye’den gelen ricaları asla kırmadıkları halde, böyle bir tebligatı görmezden geldiler.

Kendisinden pek memnunmuşlar ki, görevden almadılar.

Adam bu arada gidip Türkiye’de seçimlerde aday adayı bile oldu.

Emrindeki din adamlarını reklam filmlerinde oynattı…

Yetersiz insanları, hukuksuz atamalarla görevlendirdi, paralar dağıttı, arkadaşları için camilerde yazıyla yardım toplattı…

66 yaşında biri, 15 yaşındaki kız çocuğunu taciz ettiğinde, tacizcinin bir de Kuran kursu verdiği ortaya çıkmıştı.

Atalay, önce “haberim yok” diye yalan söylemiş, sonradan adamın bu işi kendisinin yazılı görevlendirmesiyle yaptığı ortaya çıkmıştı.

Tüm bunlar görevden alınmasına yetmedi.

Bir çok din görevlisi, onun bu sözde “fahri görevlendirmelerinden” rahatsızdılar.

Bunun altında “tarikat örgütlenmesi” olduğu şüphelerini dile getiriyorlardı.

Göreve geldikten sonra, değeri 200 bin euro’yu bulan 3 tane ultra lüks araç getirtmişti de, bunu bile sorgulayan olmadı…

Kendisi bu haberler konusunda hiç ortaya çıkmadı.

Ama emrindeki birlik ve sendikaları üstümüze saldırttı.

Onlar da “Başkanımızı niye hedef alıyorsunuz” diyerek, beni ve Hüseyin Ekmekçi’yi medya gücünü sorumsuzca kullanarak, halkı yanlış bilgilendirdirmekle suçladılar.

Ha, bir de bize, “Din İşleri kurumunu itibarsız ve işlevsiz hale getirmeyi temel gaye edindiniz” dediler.

Şimdi konuşsunlar.

Söylesinler….

O kurumu itibarsız ve işlevsiz hale getiren kimmiş..?

Bunlar bizim yazdıklarımızın bir kısmı.

Medyada başka arkadaşlar da başka marifetlerini yazdılar….

O pişkin pişkin oturdu, bizimkiler de görev üstüne görev verdiler.

Yetmedi, dinler arası diyalog diyerek, yabancılarla bir araya getirdiler, yurt dışına gönderdiler.

Haydi bakalım şimdi ayıklasınlar pirincin taşını.

Bylock kullandığı ve FETÖ üyelerine referans olduğu, farklı kimliklere yurt dışı seyahatleri çıktığı ileri sürülüyor.

Daha geçen haftalarda, aynı terör örgütüne üye olmak suçuyla KKTC’de tutuklanan birine, referans olduğu da ortaya çıkmıştı.

Bu adam eğer suçlu çıkarsa, onu orada tutanlar da kendilerine her türlü uyarı yapıldığı halde uymadıkları için suçlu olacaklar.

Bu devlet için bir rezilliktir, kepazeliktir.

Başka da izahı yoktur….

Ne güzel tanıtım ama….


YERİN KULAĞI VAR

ŞİMDİ ENDİŞELENEBİLİRSİNİZ: :…

Dönüp dolaşıp, aynı noktaya geldik. Hem de hiç istenmeyen kriz noktasına…Gündem sondajlar… hem Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem de Başbakan Yıldırım, dün iki ayrı konuşmada adanın doğal kaynaklarının her iki topluma ait olduğunu, tek yanlı girişimlere izin verilmeyeceğini söylediler ve olaya taraf olan ülkeleri de uyardılar. Bundan sonrası gerginlik… Sondaj programını ertelemeyeceğini yineleyen Anastasiadis başta olmak üzere, onu doğru yola getiremeyenler de artık endişelenebilirler. Tabii bizler de….

 

A PLANI BİTTİ, GELSİN B PLANI:

Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bugünlerde en çok konuşulan “B” planı. Aslında kimsenin bilmediği ama, herkesin dilinde olan B planı hakkında yorumlar muhtelif. Yalnız, hiç kimse bu planların hayrımıza olup olmayacağını sorgulamıyor. Hele bir durun bakalım, belki de giden A planından daha kötüdür. Sorup sual etmeden balıklama dalmanın anlamı ne…

 

APTAL HİSSEDİYORUM:

Kıbrıs’ı son yarım asırdır en az bizim kadar yakından takip eden gazeteci Rauf Tamer bakın ne diyor; “Bir daha Kıbrıs Müzakereleri diye bir laf duymak istemiyorum. 50 yıldır duyduğum yeter. Artık kendimi aptal hissediyorum….”. İtirazı olan var mı..?

 

İYİ EDERSİNİZ:

Başpiskopos II. Hrisostomos, İsviçre’deki zirvede yaşananların ardından Anastasiadis’in eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’yla yaptığı anlaşmayı da geri çekmesi gerektiğini savunmuş. Vallahi geç bile kaldılar. Zaten hiç bir maddesine uymadığınız bu anlaşmanın kağıt üzerinde kaldığını siz de biz de çok iyi biliyoruz…

 

SİZİ DE GÖRDÜK:

CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın Yenidüzen gazetesindeki röportajında, , “Hükümetin İTEM kapsamındaki arazilerin bir kısmını şahıslara  ihalesiz ve ilansız bir şekilde kiralanmasının yasalara uygun olmadığını ve iptal edilmesi gerektiğini savunarak, “İptal edilmemesi durumunda bizim hükümetimiz döneminde iptal edileceklerdir” dedi. İyi de, biz bu sözleri çok duyduk. Yıllarca hükümet oldunuz, sonuçlandırdığınız tek bir dosya gösterebilir misiniz. Kusura bakmayın ama, muhalefette başka, iktidarda başka konuşuyorsunuz…

 

YOLLAR KAN GÖLÜ:

Yolların bozukluğuna bir de sürücü hataları eklenince, bu yıl ölümlü trafik kazalarında rekora koşuyoruz.  2017 yılında, bugüne kadar 24 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetti. Yollarımızın rezaletine ve  denetimin yetersizliğine, son yıllarda büyük artış gösteren kiralık arabalar da eklenince, kazalar kaçınılmaz oluyor…

 


 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Uzunoğlu: “Kabul edelim devlet politikası gereği Türkiye, adanın kuzeyinde ayrı bir devlet olabilme isteğinin güçlenmemesi ve zamanı geldiğinde kendi istediği şartlarda bir anlaşmanın kabul görmesi için kontrollü bir politika izlemiştir…”


 

DİPTEKİLER

Su Akar, Kıbrıs Türkü Bakar: İnsan üzülüyor… Antalya’da düzenlenen  “Manavgat Barış Suyu Festivalini görünce aklıma geldi, ” Türkiye’den gelen suyun KKTC’ye ulaşmasının üstünden 1 yıl geçti… Bir yıldır sadece evsel tüketimde vahşice kullanılıyor. Hala işletmesi belirsiz, hala ana amacı olan tarıma ulaşamamış… Ne ekip biçeceğimiz bile belli değil. Ama koskoca Tarım Bakanlığı var, onun yüzlerce çalışanı var…. Bu bile beceriksizliğimizi göstermeye yeter. Ülkeyi kuruttuk, çöle çevirdik, gelen mis gibi suyu bile değerlendiremedik.