Kıçında şalvar, bir de köle satın alırdı.
Köleler Mısır’a getirilip, oradan Türklere satılırdı.
Ki, Kıbrıs Müslümanları da bu köleleri satın alanlar arasındaydı…
…
Yüz yılarca yan gelip yatmışlardı…
…
Kıbrıs’ta bütün mülkler padişaha aitti.
Mülkü satma hakkı onundu.
Satar, hazineye para aktarırdı.
Mülkler erkek kısmına satılırdı, mirasçısı yoksa, mülk tekrar padişaha geçer, tekrar satılırdı…
…
Ekonomi var demeye bin şahit isterdi…
…
Zaten bir keresinde ada Sadrazam İbrahim Paşa’nın karısına çeyiz olarak verilmişti.
Yani ada, çeyiz sandığı bile olmuştu…
…
Adanın tuzu önemli olduğu için, fetihten sonra bu tuzun kullanımı Yeniçerililere verilmişti.
Bütün bunlar bir yana, adadan her yıl beş yüz kese gelir elde edilirdi.
Her kese 70 pound ederdi…
…
1700’lü yıllarda adaya gelen bir tarihçi Müslümanların çok sıklıkla Hristiyan kadınlarla evlendiklerini yazar.
Ve çoğunun da Hristiyanlığa karşı olmadıkları söylenir…
…
Nasıl olsundu?
Zaten toplama bir ahaliydiler.
Geçtiğimiz yıllarda Avrupa’da yapılan bir araştırmada Türkiye’de yaşayanların genlerinin sonuçları yayınlanmıştı.
Durum şöyle:
1) Türk
2) Berberi
3) Hellenik
4) Cermen
5) Slav
6) Arap
7) Yahudi
8) İlirya
Araştırmacılara göre Avrupa ve çevresinde bu kadar karışık genetiğe sahip bir yer yok…
…
Ne ilginç, Türkiye’de bir türlü koalisyon hükümeti kurulamıyor.
Kimisinin Türkçülüğü, kimisinin Kürtçülüğü, kimisinin dini mezhepçiliği yüzünden…
…
Çeyiz sandığının içine bakılacak olursa, durum bundan pek farksız olmasa gerek…
…
Ne demiştik,
Kıçında şalvar,
Başında sarık,
Minderde bağdaş kurar,
Bir de köle satın alırdı.
Hıristiyanlara köle edinmek yasaktı.
“Efendi” Osmanlıydı ve ancak onlar alabilirdi.
Bu yolla da adaya nüfus gelmişti…
…
İlimi, bilimi, sanatı falan yasaklamışlardı.
Zaten dört ayaklı masaya ta otursunlar,
Bir deniz kenarına gidip denize girmeyi ve biraz hoş vakit geçirmeyi ta idrak etsinler,
Aradan yüzyıllar geçmişti…
…
Atı alan da Üsküdar’ı geçmişti…
…
Şimdi modern zaman hakim.
Buna rağmen neredeyse her evde köle yok mu?
“Hizmetçi”ler.
Zaten köleler de hizmetçi değil miydi?
Tek farkları, birine peşin para ödeniyor, diğerine aylık.
Diyeceksiniz ki, biri tutsak biri özgür!..
…
Öyle özgürlüğe…
…
Ne diyorduk?
Çeyiz Sandığı…
…
Kaç yüzyıl sonra sandık gene gitti…
































