Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

1571’de mülk sorunu nasıl çözüldü (sarhoş Rum)

 

Lefkoşa kuşatmasında Osmanlı’nın birlikleri Costanzo (Bayraktar) Burcu karşısındaki Makarios Caddesi’nin olduğu bölgeye yerleşmişlerdi.
Sur çevresi alabildiğine boşluktu.

Yeniçeriler yerleştikten sonra, ara sıra birkaç atlı surların yanına yaklaşarak tahriklerde bulunuyordu.
Hatta bir keresinde surlara doğru yapılan bir rampanın üzerine eşek konmuş ve Venedik askerleri okusunlar diye üzerine “Zavallı eşeğe zarar vermeyin, size hiçbir zararı olmaz!” yazılmıştı.

Neticede gerisi bilinir.
Venedikliler Osmanlı gücü karşısında yenilmişler ve surlar aşılmıştı.

Costanzo’dan içeriye dalan askerler, şehir meydanına (Sarayönü) kadar kelle keserek gelmişlerdi.
Amaç Osmanlı bayrağını saraya dikmekti.

Kim dikti dersiniz?
Bir Rum…

Savaş sırasında Lefkoşa’da Dominik Manastırının Baş Rahibi olan Fra Angelio Capelio birçok olaya tanıklık etmişti.
Görgü tanığı şöyle der:
“…Sarhoş bir Rum, Saray’daki St. Mark (Venedik) bayrağını indirerek Türk sancağını çekti…”

Ama bizim konumuz mülktür.
Acaba Osmanlı fethettiği bir yerde mülk konusuna nasıl bakıyordu?

Lala Paşa kısa bir zamanda Mağusa önlerinde Derinya bölgesine otağ kurmuştu.
Lefkoşa’dan sonra sıra Mağusa’daydı.
Bu hikaye sıkça yazıldığından herkesin bilgisi vardır.

Neticede Mağusa da alınmış,
Bütün kaleler fethedilmiş, Kıbrıs’ta yeni bir dönem başlamıştı.

Bazı kaynaklara göre iki bin, bazılarına göre koloni kurmak için yirmi bin kişi adada bırakılmıştı.

Lefkoşa’da bayrağı bir Rum çekmişti de, Mağusa’da kim çekti bilinmez.
Ama fetih karmaşası bittikten sonra bir kısım Rum soluğu İstanbul’da almıştı.

Mağusa’da yerli ahali kendi evlerinde kalmışlardı.
Kılıçlarıyla şehre dalan Yeniçeriler, istedikleri evleri alıp yerleşmişler, ev sahiplerini de dışarıya atmışlardı.
Lala Paşa’nın ise mülk konusunda bir anlaşma yaptığı söylenir.
İstanbul’a giden Rum heyet de haklarını aramak için gitmişti ama pek başarılı olamamıştı.

Mülk konusundaki tutum şöyle özetlenebilir:
-Rumlar, Türklerin sahiplenmediği evleri alabilecekler.
-Bir Türk işgal ettiği malı satmak istemeze, Rum, elinde ne kalmışsa onunla yetinecek.
-Bir Türk bir evi satmak istediğinde, o malı öncelikle satın alma hakkı Mağusa sakinlerinin olacak.
Ki bu son madde yerli ahaliye tanınan bir imtiyazdı.

Görüldüğü gibi, bu adada mülk konusunda öncelikli hak adaya müdahale edene aittir!

Bugünkü mülk tartışmalarına ışık tutar belki…

Biz ne yapacağımızı biliriz de,
Sarhoş Rum’un ne yapacağı bilinmez…