Yazıklar olsun…
Onca insanı günlerce İsviçre’nin dağına topladılar. BM’nin Genel Sekreteri, işi gücü bırakıp 2 defa zirveye geldi.
Bakanlar, heyetler emek ve zaman harcadılar, yine çöktü…
Bana kimse Anastasiadis’in seçim gailesinden bahsetmesin.
Bu süreç öyle bir tek seçimle, oy hesabıyla, Anastasiadis’in aklıyla bitmiş olamaz.
Beni kimse buna ikna edemez.
Adam resmen masadan kalktı.
Daha önce de yaptı bunu… Yok ‘sigara içecektim’, yok ‘dönecektim, Akıncı kaçtı’ diyerek…
Bu defa, göstere göstere yaptı.
Yaptı ve yine kimse hesabını sormadı.
Dün öğlene kadar bekledim. Söylenen en net gerekçe, Guterres’den geldi, “Belli ki, heyetler arasında bir dizi konu üzerinde önemli farklılar var ve bundan dolayı bir anlaşma olmadı”…
Bu kadar mı?
Niye masadan kaçanı işaret etmedi Guterres..?
Türk tarafı yapsaydı, dünyayı başımıza yıkarlardı. Niye en ufak bir ima bile yok?
Sonra; bu adamlar görüşmeye dün mü başladılar?
Nisan 2015’den beri neydi yaptıkları?
Hani bir çok konuda ilerleme sağlanmıştı?
Zeflediler mi bizi..?
Kırk yıldır tartışılmayan ne kaldı ki…
Adam her seferinde başka bir bahane buldu. Bu sefer de, bunca yıldır kimsenin aklına gelmeyen, adada cüzi miktarda Türk ve Yunan askeri kalmasındann bahseden İttifak Anlaşmasını gündeme getirdi bu defa.
Benim ikna olduğum şudur; eğer o uluslararası aktörler bu kez gerçekten çözüm isteselerdi, Anastasiadis’in bu maskaralıklarına “dur” derlerdi.
Hiç de zor değildi. Demediler…
Yani şimdi diyecekler ki, onlar bastırdılar ama olmadı…
Yok, olmaz öyle şey…
Yine her zamanki gibi tavşana kaç tazıya tut oyunu oynandı.
Hatta utanmazlarsa, Türk tarafını da suçlar bunlar…
Bence akıllarındaki şudur; “seçimler bitsin, ya da Türkiye-Katar veya Türkiye-AB işlerinde falanca gelişme olsun, Kıbrıs’a sonra bakarız”…
Ama Türk tarafının defalarca söylediği “bu son” sözü var?
İşte ilk günden işaretleri geldi, “federasyon görüşme dönemi bitti” deniyor…
Kıbrıslı Rum Sözcü Nikos Hristodulidis, hala “bu, yolun sonu değil” havasında. Bu defa çok şaşıracaklar ama geç kalmış olacaklar. Beyler, kırk yılın parametrelerinin masadan kalmasından bahsediliyor, siz ne diyorsunuz…
Eğer o “Bu son” sözünün gereği yerine gelirse, Anastasiadis de abileri de bilmeliler ki, bundan sonra karşılarında bekledikleri gibi bir muhatap bulmayacaklar.
Asker sayısının kavgasını ederdi ya, olduğu gibi kalacak…
Mülkiyette, toprakta şu son bir hafta içinde yapılan açılımları unutacaklar…
Aslında, Kuzey’i hepten unutacaklar.
Dertleri paylaşmak değildi…
Ne zenginlikleri, ne adayı..
Ha, o doğalgaz meselesinin çıkaracağı gerginliği de halkına Anastasiadis anlatır artık…
_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
BİRİ İZAH ETMELİ:
İki lider yaklaşık 2.5 yıldır masada görüşmeleri sürdürüyorlar. Bu geçen süre içerisinde yapılan bütün açıklamalarda, “olumu bir görüşme oldu, belli konularda uzaşı sağladık, falanca konuda sorun yok” gibi onlarca açıklama duyduk, okuduk. Şimdi görüyoruz ki, meğerse garanti, güvenlik, yönetim, toprak, mülkiyet, dönüşümlü başkanlık gibi temel konularda bile uzlaşı yokmuş. O zaman bu kadar zamandır ne yapıldığını birisi çıkıp bu topluma açık açık söylemelidir…
HEYECAN BAŞLIYOR:
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu; “Türkiye’ye dönünce önce Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile, sonra da KKTC yetkilileriyle görüşerek ne yapılacağına karar vereceklerini” söyledi.. Desenize esas heyecan bundan sonra başlayacak. Allah sonumuzu hayır etsin diyeceğim ama, gelecek hiç de hayırlı görünmüyor…
SIFIR DEĞİL, 40 BİN ASKER:
Rum lider Anastasiadis’in “sıfır asker, sıfır garanti” inadı aslında ters tepti. Şimdi adada sıfır asker yerine, yaklaşık 40 bin asker olacak. Aslında “korktuğu” ne varsa, hepsi de bir bir gerçek olacak. Varsın o şikar bir iş yapmış gibi sevinsin, yarın hanyayı konyayı anlayacak…
KİM YARATTI HAYAL KIRIKLIĞINI:
İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Alan Duncan, “hayal kırıklığı yaratan bir gelişme” değerlendirmesinde bulunmuş. Yok canım… Sanki bu noktaya varacağını bilmezlermiş gibi…. Sanki sürpriz olmuş gibi… E, hadi söyleyin bakalım, kim sebep oldu bu hayal kırıklığına? Kimin sebep olduğunu bir söyleseler, bitecek bu iş. Ama yapmazlar…
KİMSEYE YARANAMAYACAK:
Anastasiadis’in bir çok konuyu “halkım kabul etmez” gerekçesiyle geri çevirdiği, seçimde oy kaybına uğramaktan korktuğu biliniyor. Şimdi seçim sonuçlarını merakla bekleyeceğim. Rum halkının tepkisi ne olacak… Bence ne İsa’ya ne Musa’ya yaranacak… Ayrıca, bütün bir Kıbrıs adasının geleceğini mahvetmiş olacak…
BU KADAR OPTİMİZM YETER:
Bizim tarafta da hala iyimser arkadaşlar var. “Bu son değildir, olamaz” falan diyorlar… Gerçekçi olalım lütfen… Bugüne kadar sadece Kıbrıs meselesine bel bağlamanın bedelini ödüyoruz. Hiç olmazsa bundan sonra, şu adanın Kuzey’ini doğru dürüst yönetmek için fikir üretelim, baskı oluşturalım. Bence yapılacak en doğru şey buna odaklanmak olacak…
_______________________________________________________________________________
ZİRVEDEKİLER
Bertuğ Topal: “Kimse çıkıp demesin umutsuzluk yok mücadeleye devam diye… Bu halk artık umudunu gaybetti…. Sabah uyandığında o mesajı gördüğünde yıkıldı, bir halk düşünün ki yatağa yattığında inşallah yarın sabah yanılırım diye uyudu, tam da bildiği gibi uyandı… Gene gursağımızda galdı! Ha kim gursağımızda bıraktı bilmem. Gördüğüm gadarıyla o kadar eksik olsun dedi ki herkes, kimin bozduğunu bile öğrenmek istemiyor…”.
________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Nikos Anastasiadis: Sadece kendi egosu ve gelecek seçimler için bir ülkenin kaderiyle oynadı. Papağan gibi, “sıfır asker, sıfır garanti” diye tutturdu, söylediklerinden milim kıpırdamadı. Aklınca böyle davranmakla kahraman olacak. Ama bilmiyor ki, 3-5 sene sonra karşısında konuşacağı Kıbrıslı bir lider kalmayacak. Kısacası Anastasiadis, kaş yapayım göz çıkardığının farkına vardığında artık çok geç olacak…
































