Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yüzyıl öncesinde durum

1878’de bütün dengeler değişmeye başlamıştı.

İngilizler Kavanin Meclis’ini nüfus oranlarına göre belirlemişlerdi.
Dokuz Rum, üç Türk.

Zaten göç başlamıştı.
Adada kalanların işi zordu.
1894 yılında yayında olan Kıbrıs Gazetesi’nde o günün koşulları anlatılmakta ve ada Türklerinin zor durumu ele alınmaktaydı.

Devlet dairlerinde yeniden yapılandırılmaya gidiliyordu ki,
Evraklar İngilizce ve Rumca düzenlenmeye başlamıştı.
Zaptiyelik dışında Türklerin dairelerde iş bulmaları çok zordu.
Çünkü İslam okulları verdikleri dini eğitimle geri kalmakta, yabancı dil bilen bir elin parmak sayısını geçmemekteydi.
Bu yüzden de Türkler devlet dairelerine giremiyorlardı.

Ahmet An’ın “Kıbrıs Türk Toplumunun Geri Kalmışlığı (1892-1962)” adlı yapıtında, o dönemin ruhunu ve koşullarını anlamak mümkündür.

1896 yılında dönemin ileri gelenlerinden Hüseyin Hüsnüoğlu Mehmet Faik Efendi, Osmanlı Sadrazamı Rifat Bey’e bir rapor gönderir.
Bu raporda  birçok sorun yanında şöyle denir:
“Bu arada yedi köyün Müslümanları, Hıristiyanlığı resmen kabul etmişlerdir…”
Kimi köylerin Hıristiyan oluşu, Kutlu Adalı’nın “Dağarcık” adlı kitabında da yer alır.

Osmanlı adaya geldiğinde kimi Venedikliler bile Müslüman olurken, devran dönmüş,
Sıra Müslümanların Hıristiyan olmasına gelmişti…

Dönemin Kıbrıs gazetesi ticaret ve zanaatın çoktandır Rumların eline geçtiğini belirterek, şu gerçeği ve uyarıyı yapıyordu:
“Para ve emlâkin yavaş yavaş elimizden çıkmasına neden olan şu ayıbımız, Tanrı esirgesin, bir çeyrek yüzyıl daha sürerse tutulduğumuz hastalığın iyileştirilmesi imkansızlaştırılacaktır…”

Kıbrıs gazetesinin öngörüsü doğru çıkmış, nice çeyrek yüzyıllar geçmiş ve iyileştirme neredeyse imkansız hale gelmişti.

Ahmet An’ın kitabında Zaman gazetesinde yazısı çıkan (1909)  Dr. Hafız Cemal’in saptamaları da neredeyse bugün yazılmış gibi.
Hafız Cemal, birçok tespit yanında şunları söylüyordu: “ Şimdiki halde yüzde doksan oranında mülk ve servet, sanayi ve ticaret Rumlara geçtiğinden; Türkler artık çalım satmayı, kesip biçmeyi ve saireyi bırakıp Rumlarla kardeş gibi geçinmeye çaba göstermelidirler.”

Yüz yılı aşkın zaman önce,
Durum buydu…