Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Pazar sohbetimdir: (Yanlış başladı yanlış devam ediyor)

Kaderse” eğer alınyazısı “Kıbrıstır!” Dolayısıyla Gelirler giderler ama ne zaman Kıbrıs siyasi sorununa bulaşsalar, “bu nasıl iş” diye şaşırmakla kalmazlar; koskoca BM’ler  Genel Sekreteri oluşlarının fiyakasını da çizerler başarısızlıkları ile!

Guterres de o BM’ler Genel Sekreterlerinden bir tanesi işte. Kıbrıs sorununun müzakerelerini selefi Ban Ki Moon’dan devraldı! Her halde şimdilerde “nerden çıktı bu sorun” demekte!

Haklıdır! Çünkü müzakereler (aşağıda anlatacağız) yanlış başladı yanlış devam ediyor, böyle bir çözüm senaryosu olmazdı ille de “olur” dediler ama  olmadı!

Ki müzakereler aslında Lefkoşa’da tıkandıydı. Buna karşın:                                                SEN  kalk bir    ordu insanı Mont Pelerin bozgunundan sonra    Crant Montana’ya taşı, sonra bir yıldır Lefkoşa’da tartışıp da çözüp  anlaşmaya varamadığın bir  yığın sorunu koy masaya ve de ki “çözene kadar buradasınız ha!”

Üstelik BM’ler sekreteri de kalkmış gelmiş, “maestro” rolü oynuyor! Birinci  masadan ikincisine, ikincisinden birincisine gidip gelirken sınıfta  ödevlerini yapan öğrencilerin yazdıklarını kontrol eden  öğretmen  pozisyonunda “hadi çocuklarım” demekte! “Tabi sorular zor ama yaparsınız siz! Ha gayret!” Fakat  yapamadıklarını da gördü en nihayet!

Kaldı ki gayret de ne gayret! Bütün dava Kuzey’i Güney’deki Rum’a “ya beleş” yedirmek! Bunun da adına “barışçı çözüm” diyorlar! Türk tarafından beklenen tek şey şu:

Kuzey’deki 42  yıllık Türkiye işgalinin kaldırılıp sonlandırılması bir!

Askeri ile birlikte adadan ayrılması iki!

1974’de  kaçan bir kısım Rum’un yeniden Kuzey’e dönmesi üç!

Bazı yerleşim yerleri ile toprakların Güney Rum Yönetimine iade edilmesi dört!

BAŞKA?  Bunlar gerçekleştirildikten sonra adayı federasyon şemsiyesi altında “tek devlet” yapmak! Bu nasıl olacak?

Türk ve Rum halkları bir federal anayasa çerçevesinde “temsilciler meclisi ve senatoda” bir araya gelecekler. Başlarında bir Rum “Başkan” belki dönüşüm ahkâmında zaman zaman bir Türk;  federal devleti yürütecekler!

Anayasa nerde? Cim karnında bir nokta!

Kaldı ki bunun bir de hazırlık safhası olacak! Güney Kuzey’e taşınırken, bir kez daha göç etmek zorunda kalacak Türk ahali de  Güney’e değil, yine Kuzeydeki falan yere taşınacak!

Gene bitmeyecek? Türk halkını AB’ye ayarlamak için hazırlayacaklar! Yeni kanunlar yeni müeyyideler “AB müktesebatı” derken aradan kim bilir kaç yıl geçecek, bu süre içinde de Rum tarafı hem siyasi hem sosyoekonomik yönden Kuzey’e egemen olacak!

***                                               BU İŞ YAŞ! Başından beri neydi istediğimiz? “İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içeren bir federal sistem!”

Nedir bunun adı? “Konfederasyon!” Oysa biz “federasyonda” bile  anlaşamıyoruz ki şu anda Kıbrıs’a giydirilmek istenen entari “Türkiyesizleştirilmiş bir adada azınlık çoğunluk üzerine kurulmuş bir federal sistem!”

Fakat o da ne? Nüfusu anca 800 yüz bini bulan  Rum tarafı AB’nin 600 milyonu aşkın nüfusunun arasına diğer tüm üye ülkelere tanınan ayni   haklarla üye diye sıkıştırılır,  tek bir oyu ile 80 milyonluk Türkiye’nin   önünü kesecek, üyelik yoluna androş koyacak kadar “eşitliğe” sahip olurken; söz konusu adadaki Türk halkı olduğunda “dönüşümlü başkanlıktan  nüfusunun dört Ruma karşın bir  Türk  olmasına   kadar azınlık statüsü ile  eşitsizliğin dik alâsını uygun görür!

(Ve siz gittiniz bunları Crant Montana’da görüşeceksiniz! Hem de aranıza bir sürü “Rum haklıdır” diyen insanları katarak! Eide’nin arkasını sıvazlayarak, Guterres’e saygılar gülücükler dağıtarak!)

       KONFEDERAL SİSTEM: Bu güne kadar “telaffuzundan” biz de kaçındık! Varıp Güney’in fincancı katırlarını ürkütmeyelim diyerek!

Fakat tarihi gerçeklerle yarım asrı aşkın süredir yaşadığımız olaylar  göstermiştir ki  bu adada barış ancak “iki ayrı devlet” gerçeğinde sağlanmıştır. 42 yıldır bunun ispatı yaşanmaktadır. Bu gerçeği parça körçe ederek “yeniden birleşik Kıbrıs” demek geleceklerin Türk halkına yapılacak en büyük kötülük ve ulusal ihanet olacaktır! (Çünkü Türk tarafı federal çözümle parça körçe edilirken, Rum tarafı Kuzey’e yerleştirilecektir ve kimse bunu çözüm uğruna görmek istememektedir.)

BU NEDENLE: Eğer çözüm  “iki bölge gerçeğinde, iki ayrı devlet esasında bir konfederal sistem” olmazsa biline ki Rum’un altında kalır ezilir eririz! Hele Türkiyesiz bir Kıbrıs’ta!

(Siz gene de kaderinizi Eide’ye Guterres’e emanet edin isterseniz! Bakalım sonunda Türk mü güler Rum mu?)