Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dikkat!

 

Birinci Dünya Savaşı’ydı ki,
Herkes tarlasında, bostanındaydı.
Rum’u Türk’ü aynı tarlada, aynı bağ bahçede, aynı bostandaydılar.
Kadınlar üzümleri birlikte toplardı, su dolaplarının başında birlikte dururlardı.
Gören de, bunların tek bir millet olduğunu sanırdı.
Zaten, toprak onları iyice karıştırmış, birbirlerini ayırt etmek mümkün değildi.
Kimin Türk kimin Rum olduğu, giyim kuşamlarından anlaşılırdı ancak.

Fakat duygu ve düşünceleri farklıydı…

Türkiye’de Kurtuluş Savaşı başladığında, aynı köylerde yaşayan, aynı toprak fırınlara ekmek salan insanlar, köy düğünlerinde birlikte oynuyorlardı ama, topladıkları parayı da farklı yerlere veriyorlardı.

Mete Hatay dostumuzun Poli’nin son sayısında bir kez daha ve bu kez geniş olarak ortaya çıkardığı bilgiler çarpıcıdır.
Konu Anadolu’nun işgali, kurtuluş savaşı ve bu savaşta Kıbrıslıların tutumudur.

Her iki cemaat de kendi “Anavatan”larına yardım ediyorlar,
Bunun için cemiyetler kuruyorlardı.
Bu kadarla da kalmıyor,
Bizzat kurtuluş savaşına katılanlar oluyordu.
Mesela Gönenç’ten iki kardeş, Tabib Yüzbaşı Remzi Bey ile Cemal Kamil Bey kurtuluş savaşına iştirak etmişler,
İstiklal madalyası da almışlardı.
Mûlazim Tahir Bey elinde tuttuğu tepeyi 15 gün yardım gelmeden emrindeki 15 askerle savunmayı başarmış ve o da İstiklal madalyası ile ödüllendirilmiş.
Kimi Kıbrıslı Türkler Antep savunmasında bulunurken,
Kimileri de Sakarya savaşında bulunmuş…

Kıbrıslı Rumlar da geri kalmamış bu işten.
Kendilerini “Ana kucağından uzakta…” hissediyorlar ve yardım kampanyaları açıyorlardı.
Onlar da İzmir üzerinden Türklere karşı Yunan ordusunun yanında savaşa katılıyorlardı.

Mete’nin elde ettiği belgelere göre, 1912 yılından 1931 yılına kadar devam eden bu milliyetçi akım,
Altmış kadar karışık köyü homojen hale sokup etnik köy haline getirmişti.
Bunların listesi de veriliyor…

1950’den sonraki süreç bilinir.
Enosis’ti ya da Taksim’di gibi hovardaca isteklerin coğrafyayı nasıl yırttığı herkesin ezberindedir.

Diyeceğim,
Toplumların bizzat kendisi, “iç dinamikler” denen kitleler birlikte mücadele vermeye yatkın mı değil mi?

Değilse dikkat!
Türkiye’de, çözüm süreci başarıya ulaştı ulaşıyor derken,
Bunu kendi iktidar hesapları için savaşa döndüren imamların,
Burada ne yapacaklarını ve ne zaman tornistan edeceklerini kim kestirebilir?