Sabahları Yurttan Sesler korosu çalardı.
Herkesin kulağı radyolardaydı bundan gayrı başka bir şey yoktu.
Bu yüzden insanlar Yurttan Sesler korosunu da dinlerdi, Batı müziklerini de.
Herkes aynı piyesleri izler, aynı haberleri dinlerdi.
…
Böyle olunca herkesin bildiği şeyler aynı şeylerdi…
…
Basit bir tahta kutunun içinden çıkan sesler insanların duygu ve düşüncelerini şekillendirirdi…
Bakardınız,
Neredeyse herkes aynı biçimde…
…
Zaten bir sokak diğer sokaktan farklı değildi.
Bir ev diğer evden,
Bir avlu diğer avludan.
Hatta teneke saksılardaki çiçeklerle bahçe ve avlulardaki ağaçlar da aynıydı.
Hurma, narenciye, mersin, akasya ve nar ağaçları…
…
Her şey birbirine benzerdi.
Yatırlar, sokak çeşmeleri, camiler, evler, o evlerin kapıları, pencereleri, hanayları ve köşkleri.
Birbirinin aynısıydı.
Bisikletler, arabalar da bundan farklı değildi.
Bütün bisikletler birbirine benzer, birkaç araba modeli dışında bütün arabalar da birbirinin aynısı gibiydi.
Çocuk arabaları da öyle…
…
Giyim kuşamda da.
Tek tip olmasa da, kadınların entarileri, döpiyesleri birbirine benzerdi.
El çantaları da.
Allıkları da, rujları ve saç modelleri de.
Ne güzel dalgalı; dolma dolma.
Zaten kadınlar aynı kuaförlere gider, erkekler de hemen hemen aynı berberlerde saç-sakal tıraşı olurlardı…
…
Her şey birbirine benzerdi.
Pastanelerin, kahvehanelerin ve meyhanelerin birbirinden farkları yoktu.
Hatta duvara asılan çerçeveli siyah beyaz fotoğrafların.
Esnafın sürüklediği el arabaları ile Arasta’daki dükkanların kepenkleri de birbirlerinden farksızdı.
…
Tek tip bir yaşam tarzı yoktu ama doğrusu tek tip gibiydi…
…
Ahali yaz mevsiminde aynı deniz sahillerinde buluşur,
Aynı yolları kullanır,
Aynı Ayrancıda oturur,
Aynı piknik alanlarını paylaşır,
Aynı bahçelerde, aynı tahta kanepelerde vakit geçirir,
Aynı fıskiyenin su damlacıklarını seyreder,
Sinemalarda aynı filmleri izlerdi…
…
Çocuklar aynı salıncaklarda sallanır, o salıncaklarda büyürdü…
…
Yemek kültüründe de durum bundan farksız değildi.
Herkes aynı makarnayı alır, aynı kahveyi yudumlar, aynı diş macununu kullanır, aynı esmer ekmek yenir, çamaşırlar da aynı marka deterjan tozu ile yıkanırdı ki o çamaşır ilacının adı “Temiz”di.
…
Sonuç olarak,
Bozulmazdan önce temiz bir toplumdu…
































