Salı günü Meclis’te UBP grubu adına verilen bir takım öneriler vardı.
Konu, kamuyla ilgili…
Geçiciler için torba kadrolama işi…
Geçicilerin tuttukları mevkilere kadrolanması, bunun için toplu bir sınav yapılması, bunlar için de Geçici Personel Yasası hazırlanması, Bakanlıklara bu personel için ek kadrolar ihdas edilmesi…
Bir başka konu da, memurların eğitim düzeylerini yükseltmeleri halinde, kendilerine verilecek kıdemler…
Düğün değil, bayram değil, hayrola?
Meclis Komitesi’nde onaylanan, seçimdi, hükümet değişikliğiydi diyerek, 2014’den beri bekleyen Kamu Reformu’na ne oldu?
Amaç, siyaset eliyle ortadan kalkan hiyerarşiyi geri getirmek, liyakatı öne çıkartmak, bu gibi orasından burasından değişikliklere son vermek, kamuyu disipline sokmak, hizmet kalitesini ve adaleti sağlamak değil miydi?
UBP döneminde hazırlanmadı mı bu reform…?
Kitaplar dolu laf edilmedi mi?
Bu laflarla seçimde oy toplanmadı mı?
Ne bu şimdi?
O büyük büyük lafları edenlerin, ağızlarından çıkana inandıklarını sanırsınız değil mi?
Oysa hiç de öyle değildir.
Hele konu seçim olsun, adalet ilkesini de çiğnerler, yıllarca emek verilen bir reformu da çöpe atmaktan çekinmezler…
UBP’nin önerileri “ivedilikle” Komite’ye gönderildi.
Sonuçta eğer hükümet o güne kadar yıkılmazsa, bu garabet yasa, bir şekilde geçecek…
Siyasilerin eş-dost-ahbap- partili kriteriyle kamuya doldurdukları, devletin sırtına kaldıramayacağı bir yük olarak bindirdiği geçiciler, hop diye kadrolanacak. Boş kadrolarına nitelikli eleman almaya gelince “para yok” diyenler, arka kapıdan içeri sokulanları kadrolayacak…
İşte size UBP adaleti…
İşte size UBP samimiyeti…
İşte size dürüstlük…
Alın buyurun güvenin bu insanlara…
Bu önerilere bir de, su protokoluna göre açılması yasak olan su kuyuları açma izinlerini, eş dosta dağıtılan lebi derya arsaları, şaibelerle verilen ihaleleri ekleyin…
Dönün bir de telaşlarına bakın…
O zaman seçimin kapıda olduğunu anlayacaksınız…
Ne sandıydınız, değişecekler miydi?
Tek bildikleri budur. Seçim zamanı devlet kesesine saldıracak, yandaşa dağıtacak, kazanacak.
Devlet kaybetmiş, bir kamburu iki olmuş, sana ne…
Sen bir sonraki dönem koltuğu garantile gerisini boş ver.
Geleneksel UBP politikası…
Ne gördülerse, ne öğrendilerse aynen devam…
Değişmediler, değişmeyecekler…
Konuyu duygusala bağlamanın alemi yok.
Bu da yargıya gitmeli, engelleyene kadar uraşılmalı.
Başka yolu yok…
YERİN KULAĞI VAR
ERKEN SEÇİME HAZIR OLUN:
Ülke tum kurumlarıyla batmış durumda, gidecek yol, hava alacak alan kalmadı. Onlar kabul etmiyor ama, bu hükümetin adım atacak hali kalmadı. Bakanlar birbiriyle kavgalı, vatandaşın derdini değil, kendi dertlerini ve geleceklerini düşünüyorlar. Ülkedeki suçlar aldı başını gidiyor. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı haftalardır ortada yok, nerede olduğunu bilen de yok. Artık taraflı tarafsız herkes, mevcut hükümetin miyadının dolduğu konusunda hemfikir, onlar da bunun farkındalar. Zaten yaptıkları sözde icraatlar da tamamen olası bir seçime yönelik. Bunca yolsuzluk, rüşvet ve partizanlık iddialarıyla 2018’i bulmaları imkansız. Kasım sonu, Aralık başı bu ülkede erken bir seçime herkes hazır olsun…
BECERİKSİZLİĞİN BEDELİNİ ÖDÜYORUZ:
Ercan konusu döndü dolaştı, devletin yükümlülüklerini yerine getirmemesine, beceriksiz ellerde yönetilmesine geldi. Sen devlet olarak açık vermişsin, yükümlülüklerini yerine getirmemişsin, dava açılmış, kaybedeceğini biliyorsun, “aman davayı geri çek” diyerek, rüşvet verir gibi süreyi uzatıyorsun. İlk imzayı atanlardan olan Ersin Tatar bile, “devlet kayba uğradı” diyor. Kim uğrattı o zaman? Bu adama bu fırsatı veren kim..?
ZAMANLAMA MANİDAR:
Ercan ihalesini kazandığı günden beridir hep gündemde olan ancak hakkındaki iddialara rağmen kendisine birşey yapılamayan Emrullah Turanlı, hükümet içindeki krizi fırsat bilerek, 4 yıllık uzatmayı gündemden düşürmek, kamuoyunda tartışılmasını önlemek için eski defterleri açtı. Söz konusu bakanla ilgili iddiaları ne derece doğru biz bilemeyiz ama, bizim ensemizden büyük paralar kazandığını iyi biliyoruz. Turanlı’nın, gazeteleri arayarak, söz konusu bakanla ilgili ortaya attığı iddaların, tam da kendisiyle yapılan anlaşmanın uzatılması tarihine rastlaması ise, akıllarda soru işareti yarattı…
HOPPALA:
Memleket siyaseten fokur fokur kaynarken, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst, “Bazı doktorlar hastanedeki ilaçları toplayıp kutu kutu kliniklerine götürüyor” iddiasında bulunmuş. Sayın Bakan bu iddianızın, tüm doktorları töhmet altında bırakması bir yana, böyle bir duyumunuz varsaydı, tv ekranlarına çıkıp anlatmak yerine, gidip ilgili bakana ihbar etmeniz daha doğru olmaz mıydı..?
BÜYÜK BALIKLARIN DA PEŞİNE DÜŞÜN:
Gelir ve Vergi Dairesi, ev sahiplerinin vergi kaçırdığını tespit etmiş peşine düşmüş. Düşsün tabii. Ama paraya para kattığı halde zarar gösterenin de peşine düşsün. Bir örnek de oradan göstersin, “helal be” diyelim. Milyonlarca lira vergi kaçıranın peşine düşülmediğini gören vatandaş da kendi çapında benzerini yapıyor. Konu budur…
ÇAĞDAŞ GENÇLİK!:
KTÖS Eğitim Sekreteri Burak Maviş, KKTC’de 160 okula karşılık 192 cami olduğunu söyledi. Bu kadar camiye ihityaç var mı tartışılır ama, keşke okul sayısı da en az camiler kadar olsaydı diyeceğim ama, yıllar önce “az dindar” olduğumuzu söyleyenler, bizi “çok dindar” yapmanın yolunu bulmuşlar anlaşılan. Toplum yavaş yavaş dizayn ediliyor, nüfusuyla, sosyal yapısıyla…
UYANIN ARTIK:
Siz hala daha sorgusuz sualsiz önünüze gelene vatandaşlık vermeye devam edin. Memleket yangın, sokaklar suç mahalline dönmüş, kimin umurunda. Önemli olan ülkenin değil, kendi gelecekleri. Okudunuz herhalde 10 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunan kişinin, KKTC’de yasal statüsü ve sosyal bağının bulunmadığını açıklamasını. Bu haberleri okuyan yöneticilerimiz hiç mi utanıp sıkılmıyor. Bunları denetleyen, soran kimse yok mu? Hala daha hırlısının, hırsızının bu ülkeye elini kolunu sallayarak girmesine göz yumuyorlar..
ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Ekmekçi: “Hani derler ya…‘Dağ olsa önünde durmaz…’İşte Girne de, böyle bir akıntıya kapıldı, gidiyor. Halen daha Girne ile ilgili bir karar veremedik. Girne ne kentidir? Tarihi dokusu korunması gereken bir kent? Turist kenti? Seyfiye yeri? Kumarhaneleri oraya toplayacağız? Memur kenti? Ney? Hiçbir sorunun cevabı yoktur.Tek bir gerçek vardır Girne için…Saldım çayıra, Mevlam kayıra…”
DİPTEKİLER
Hastanede Sigara: Lefkoşa devlet hastanesinde sigara dumanından geçilmiyor. İnanılmaz gibi ama gerçek. Hastanede “refakatçi” adı altında oluşan teşkilatın elemanları, kendilerine ayrılan mutfakta gün 24 saat sigara içmekteler. Hastalar şikayetçi, ziyaretçiler şikayetçi, herkes hayretler içinde ama idarenin herhangi bir yaptırımı yok. Kapalı alanda sigara içmek yasakken, hem de hastanede buna göz yumuluyor. Akıl alır gibi değil…
































