Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kronikleşen garanti sorunu!       

Keşke 28 Haziranı hemen öne çekip müzakerelere başlayacak imkân olsaydı. aHaziran’ı

Çünkü o tarihe kadar söylenip, yorumlanıp, yazılanlar kafaları öyle karıştıracak ki bırakın masaya “önyargısız” oturmayı niçin oturulduğu bile bilinmeyecek!

Nitekim Rum tarafından çok çelişkili haberler geliyor! Mesela Rum müzakereci Mavroyannis peşinen  diyor ki “Güvenlik ve Toprak başlıkları eğer görüşülen diğer konuların   dengine gelirse çözüm sürecinin önü açılacaktır…”

Bu temenni Akıncı’nın “önkoşulsuzluk” ısrarının aksine tam bir önkuşuldur ve Cenevre’de önce “Garantiler konusu ile toprak konusunun görüşüleceğinin” resmidir!           Öte yandan Alithia gazetesi de bir başka haber yumurtlamış, “Anastasiadis’in Garantiler ve Güvenlik konusunun müzakerelerden önce hazırlanmış olacağı konusunda BM’lerden yazılı güvence istediğini iddia ediyor.

Oysa geçen gün  Havadis gazetesinin de haber verdiğince Sn. Akıncı ortaya konan önkoşulların  11 Şubat 2014 mutabakatına aykırı olduğunu söylüyor ve uzlaşılmış görüşme yöntemlerinin değiştirilemeyeceğini vurguluyor.

MÜZAKERE YÖNTEMİ: Türk tarafınca ısrarla savunulan “önkoşulsuzluğa” karşın Rum tarafı hâlâ “önce garantiler ve toprak konusunda anlaşmaya varalım” ısrarını devam ettiriyor. Bu da şu anlama geliyor: “Tüm başlıklarda anlaşma olsa da eğer tek bir konuda mesela garantiler konusunda anlaşma olmazsa   diğer tüm uzlaşılan konular kadük olur!       Bu nedenle Rum tarafı çncelikle  Türkiye’nin garanti konusunu çözmek isitiyor  ki (tabi kendine göre) diğerlerinin çözümü daha kolay olsun…”

Mantık var mı bu ısrarda? Evet  vardır! Çünkü: “Eğer garanti ve toprak gibi çözümü kilitleyen sorunlar varsa önce bunları görüşüp uzlaşılmalı ki masada zaman boşuna zaman kaybedilmesin!

AYNİ TEKRAR:  Yine geldik ayni “tekrarımıza!” Şöyle ki Türkiye’yi ilgilendiren “garanti konusu” Yunanistan’ı, İngiltere’yi de ilgilendirir!

Dahası  Rum tarafının müzakereleri dinamitleyen “sorumsuz ve tehlikeli” uluslar arası askeri ve D.Akdenizdeki MEB’leri  nedeniyle Kıbrıs siyasi sorunu ikili ilişki kurduğu ülkeleleri de ilgilendir hale geldi. (Mesela Lübnan savunma bakanı Güney’i ziyaret ediyor, Rum yönetimi Lübnan ordusuna 15 milyon euro yardım yapıyor.. Askeri ittifaklar da gırla! Dostumun dostu silsilesinde bu ülkeler otomatik olarak soruna müdahil oluyorlar ama!)

BU nedenle  Türkiye ile Yunanistan’nın ve  adada hâlâ koçanlı askeri üssü olan İngiltere’nin  “garanti ve ittifak anlaşmaları” konusunda kendi aralarında anlaşmaları gerekir.. Sonuçta “garantiler” masadaysa sahipleri de oradadır ve karar verecek olan onlardır!


UTANÇ VESİKAMIZ: (HÂLA ÇÖZÜLMEMİŞ EŞDEĞER SORUNU!)

Geçmişte, bugün de faturasını çok ağır ödediğimiz büyük yanlışlar yaptık. Bazıları “devleti yönetme becerisinden yoksun oluşumuzdandı! Bazıları partizanlıkla eş dost kayırmalarıydı! Büyük bölümü de popülzmdi!        FAKAT en büyük yanlışı Kuzey’den Güney’e kaçan  150 bin Rum’dan devraldığımız  mülkü, Güney’den Kuzey’e göç eden 50 bin Türke pay edemezken; 150 bini bile bulmayan toplam nüfusumuzu “ganimet” kelimesi anlamının kapsamına giren ne kadar olumsuz ve illegal fiiller varsa, hepsinin de sorumlusu yapmamız oldu!”

Yine de en büyüğü 42 yıldır devletin,  yüzkarası olmuş bu sorunun utancını taşırken bile hâlâ çözememiş olmasıdır.

NİTEKİM: Eşdeğer Mal Hak Sahipleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Taner Derviş, “Anayasa hükümlerinin   arazi tahsislerinde eşdeğer mal hak sahiplerine öncelik tanımasına karşın KKTC’de bu hak hukuk çiğnenirken tarihin en büyük yağmasının gerçekleştirildiğini söylüyor ve hâlâ on binlerce eşdeğer hak sahibinin hakkını alamadığından şikâyet ediyor!” Derviş bu kanunsuzlukla rantı “yakın tarihin en büyük yağması” olarak niteliyor!                                   DOĞRUDUR! Bu ülkede binlerce dönüm arazi yağma Hasan’nın böreği gibi binbir alevere dalevereyle, hiçbir hak hukuku olmayan insanlara ‘yatırım’ kulpu takılarak  peşkeş çekildi!

       BU memlekette “emirnamelerle”  Türk malı topraklar alınıp satılamazken, Rum malı topraklar “yağmaya” açık tutuldu! Ve hâlâ devam ediyor! Fakat bir gün çözüm olmasa da bu anayasal suçlar mahkemelere düşecek zaten düşmektedir!


KISACA RAHMETLİK ÖZER BOYACI DEDİM 

Bazı insanları tanıma fırsatınız olmaz ama yine de gıyaben tanırsınız, çünkü onlar  topluma mal olmuş, adları sanlarıyla tüm toplumun insanlarıdırlar. Nitekim hiç tanışma fırsatımızın olmadığı Rahmetlik Özer Boyacı’yı şeklen tanımadığım halde, bu niteliği ile tanıyordum ben de..  Adı  KKTC’nin hatta Kıbrıs’ın  ünlü ticaret insanlarıyla birlikte anılan   Özer Boyacı hep memleket ticaretinin, yatırımların önde gelen armada gemisi oldu.

Tanışmamamıza  karşın telefonda konuştuktu ama hem de epey! Kanal T’de Özer Raif ile “Bizden Size” diye bir program yapıyordum. Raif Amerika’ya gidince (Doktor oğlu Amerikadadır) yalnız kaldım, başladım her hafta  bir “kişiyi” programıma çıkarmaya..

Bir gün rahmetlik Özer Boyacı’yı da aradım. Konuştuk, niyetimi anlattım, “yok Eşref bey dedi bana bu benim işim değil!”        “Fakat dedim siz başarılı ve ünlü bir işadamısınız.  KKTC’nin ekonomisiyle ilgili elbet söyleyecekleriniz, önerileriniz mesela bu hantal ve merkeziyetçi devletçilikle ilgili eleştirileriniz olacaktır. Bunları anlatıp yanlışları ortaya koymanız memlekete ne büyük faydalar sağlar en azından sizin gibi topluma mal olmuş bir insanın görüşleri kabul görür belki bazı yanlışları bile düzelttirmeyi başarırsınız…”

Olmadı! Bir iki kez daha aradım.  “Ben yapamam Eşref bey” dediydi de başka bir şey demediydi. Galiba televizyon fobisi vardı..

Özer Boyacı başarılı bir işinsanı olarak öldü. Ekonomik ve ticari yatırımları ile memlekete çok büyük katkıları oldu.. Boyacı’ya Allah’tan rahmet ailesine başsağlığı dilerim.