Halkın Partisi, son günlerde tam bir kilitlenme yaşayan Girne trafiğine yönelik öneriler ortaya koymuş.
Bu konuda yapılabilecekleri kısaca, bisiklet yolları, kaliteli toplu taşımacılık, kısa mesafede ulaşılabilecek küçük marketler, kapalı park alanları, akıllı park alanları, elektronik trafik kontrol sistemleri olarak sıralamış.
Hepsi doğru, hepsi olması gerekenler.
Ancak acaba tüm bunları gerçekleştirsek bile, burada, bugünün koşullarında çözüm olur muydu?
Bence çok zor…
Öncelikle trafikteki insanların artık kemikleşmiş disiplinsiz davranışlarını değiştirmek zor… Öyle bugünden yarına olacak iş değil.
Geçtiğimiz haftalarda, Mete Adanır cadddesinde çift sarı çizgiler yenilendi. Orada bir mekanda otururken izledik. İş bitti, işaretler toplandı, hemen o dakika ihlal edildi.
Gelip, yeni boyanmış sarı şeritleri arabasının tekerlekleriyle bozanları, göstere göstere kural ihlali yapanları kategorize edemezsiniz. Her tür insan. Aralarında son model arabalarından inen hanımlar da vardı, yaşlı başlı yerliler de…
Bir yerdeki çizgiye, bir gözlerinin içine baktık, onlar da “ne var” der gibi baktılar yüzümüze… Görmediler mi pırıl pırıl çizgileri? Bal gibi gördüler. Ama kuralları takmamak ruhumuza işlediği için, umurları bile olmadı…
Birincisi bu yanlış alışkanlıklarımız…
İkincisi ise, denetimsizlik…
Aslına bakarsanız, Girne’de toplu taşıma açısından diğer bölgelerimize göre, çok daha fazla imkan var.
Yani her yere ulaşan, ihtiyacın çok üstünde dolmuş seferi var.
Ama ne dolmuşlar…
Belediye dünya kadar para harcayıp duraklar yaptı, ama bir tanesi o duraklarda durmaz. Trafiği en çok kilitleyenler bunlar. Tek şeritli yolda bile, yolcu bulduğu anda, ya da yolcusunu indirmek için ansızın önünüzde durabilir. Arkadakiler beklesin, ne önemi var. Düşününün 70-80 tane minibüs, sürekli bu yöntemle trafiği durduruyor…
Ya o yüklü kamyonlar, beton mikserleri, hatta kamyonla taşınması gerekirken, caddelerde gezen şirolar…
Sonra, üniversitelerin Girne’nin daracık caddelerine asla uygun olmayan devasa otobüsleri….
Tüm bunlara göz yumanlar, izin verenler…
Hepsinin şu anda da yasası kuralı var. Var da, uygulanmıyor.
Girne’de trafik denetimi kim ne derse desin şu anda sıfırdır…
Sorunun büyüğü budur.
İstediğiniz kadar park yeri yapın, istediğiniz kadar durak yapın, istediğiniz kadar elektronik bilgi sistemi kurun, o ihlaller yapılacak. Ta ki, zorlu denetimlerle caydırıcı olana kadar, alışkanlıklar değişene kadar.
Hatta o kadar iddialıyım ki, Belediye ve polis yapmaları gereken denetimi şu anda yapsalar, bu tıkanıklık şıp diye ortadan kalkar…
Ama cesur olunacak.
İnşaat şirketlerinin, tekel haline gelmiş dolmuş işletmecilerinin, ithalatçı firmaların ve de üniversitelerin baskılarına aldırmadan denetim yapabilir misiniz?
O zaman olur…
YERİN KULAĞI VAR
ONLAR DA KABUL EDİYOR: Biz kıymetini bilmiyoruz belki ama, Rumlar Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Rum lider Anastasiades’e göre çok daha başarılı olduğunu teslim ediyorlar. Cyprus Mail gazetesinden Loucas Charalambous Anastasiades’in, konuştuğu zaman söylediklerine inanıp inanılamayacağının bilinmediğini, söylediklerinin anlaşılmadığını ve sözlerine güvenilemeyeceğini yazdı. Ne tuhaftır ki, bizdeki bazı kesimler Akıncı için, aynı söylemde bulunuyorlar.
ŞİMDİDEN BAŞLADILAR: Rum tarafı, 28 Haziranda Cenevre’de yapılacak konferans öncesi, BM Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin, konferansta kılavuz olarak kullanılmak üzere hazırlamakta olduğu belgenin, o güne kadar hazır olmaması halinde Cenevre’ye gitmeyeceklerini açıkladılar. Yahu bir bekleyin bakalım, daha şimdiden olumsuzluklar üzerine yorum yapmanın ne alemi var. Niyet bunları bahane ederek, zirveden kaçmaksa, onu bilemeyiz…
ET KONUSU ÇOK TİPİK: Şu et işinin içinde başka işler var gibi… Kasaplar, “et yok, ithal edilsin” derken, tüketici fırlayan fiyatlara et alamazken, üreticiler ithalatı engellemeye çalışıyor ve “tekel yaratılacak” uyarısı yapıyor. Şu anda da tekel yok mu zaten? Güney’le mukayese edildiğinde çıkan acaip fark, bu tekelden kaynaklanmıyor mu? Bütün dünya et konusunda tek pazar haline gelmişken, hükümetler eliyle hala ısrarla korumacılık yapılıyor. Kaybedense, vatandaş oluyor. Öncelik nedir, kimin yararı önceliklidir, hepsi birbirine karışmadı mı..?
ZAMANINDA DÜŞÜNSEYDİNİZ: CTP, Gazimağusa Belediyesi’nin, tarihinin en ağır borç yükü altına girdiğini iddia etti. Belediyenin, piyasaya yapması gereken ödemeleri yapamadığını, ya da çok gecikerek yaptığını iddia eden CTP Mağusa İlçe Yönetim Kurulu, kurumun artık dizlerinin üstüne çöktüğünü savundu. Vallahi kusura bakmayın ama, belediye seçimlerinde kendi adayınıza oy vermek yerine, birbirinizi yemeyi tercih ederseniz olacağı buydu. Şimdi şikayet etmenin ne size, ne de Mağusa halkına bir faydası yok…
İNŞALLAH BİR DAHA YAŞANMAZ: Özyalçın Grup Şirketleri Direktörlerinden Yaprak Özyalçın, inşaat sektörünün sağlıklı büyümediğini söyleyerek, bu durumun, sürekli ve sürdürülebilir bir durum olmadığını ifade etti. Vallahi son yıllarda artan talep karşısında yeni şirketler mantar gibi çıkmaya başladı. Bunları kim kontrol eder bilemiyorum ama, yakın bir geçmişte inşaat sektöründe yaşanan iflasları, yarım kalan inşaatları ve yaratılan mağduriyetleri henüz unutmadık. İnşallah bir daha yaşanmaz ama, bu şekilde kontrolsüz büyüme hayra alamet değil…
BİLDİK ELEŞTİRİLERİ BIRAKIN ARTIK: CONİFA Kupası bitti. KKTC takımı, penaltılar sonucu ikinci oldu, hepsine de helal olsun. Ancak daha sporcuların teri kurumadan, bu turnuvayla ilgili harcanan paranın kavgası yapılmaya başlandı. Bırakın artık bu kısır kavgaları, bu işin bir bedeli vardı ve o bedel ödendi, helali hoş olsun. Kırk yılın gıtmırı doğru dürüst bir iş yaptık, onu da bozmayalım. Fuarlara harcanan paralar yanında bu devede kulak kalıyor. Ufak hesaplara, çatlak seslere kulak asmayıp, 30’un üzerinde yabancı basın mensubunun izlediği ve iyi organize edilmiş turnuvaya katkı koyanları kutlayalım…
ZİRVEDEKİLER: Hüseyin Ekmekçi: “Uluslararası hukukun dışında olan bu ülke, adeta suçlu yuvası. Suçları, suçluları azaltmak yerine, yeni cezaevi ile daha çok suçluyu aynı anda barındırma hedefimiz var. Üniversiteler, bilim değil, sorun üretiyor. Üniversiteler üzerinden adeta rant kavgası… Limanlarımız dökülüyor. Arazilerimiz peşkeş çekiliyor. Sosyal adalet dediğimiz kavram bize uzak. Geçmişte kuzu satan bir ülkeydik dünyaya. Şimdi yiyecek kuzu eti de kalmadı… Kumar, siyaseti de esir aldı. Siyasete betçisi- kumarcısı destek veriyor. Gazeteler, televizyonlar ‘halktan’ yana olmaktan hızla çıkarken, rantçının, mafyanın, kumarcının temsilcisi haline geliyor…”
DİPTEKİLER: Girne Kaymakamlığı: Hükümetin genel tutumuna uygun olarak, Girne Kaymakamlığı da bir çok usulsüzlüğe göz yumuyor. Mahkemenin kaçak olduğunu tespit etmesine rağmen, dava sürerken emirname değiştirilmeye çalışılan eski Zeyko fabrikasının yerine inşa edilen Kaya Otel, şimdi de denizi dolduruyor. Son bir kaç ayda bu üçüncü vaka. Ancak Kaymakamlık seyrediyor. Aynen kaçak katta olduğu gibi, bu da bitecek, sonra kılıfına uyduracaklar…
































