Çocuk suçluların sayısı giderek artıyor. Son 3 yılın verilerine göre suç işleyen çocukların sayısı üç haneli rakamlara yükseldi
Çocukları suç batağında
SAYI GİDEREK ARTIYOR: KKTC’de 16 yaşın altında suça bulaşan çocukların sayısı hızla artıyor. 2011 yılında suça bulaşan çocuk sayısı 74 iken 2014’te 121 ve 2016 yılında 116’ya yükseldi. Çocuk suçluların artışındaki en büyük etken aile yapısı ve arkadaş çevresi
EN FAZLA SOYGUN VE SİRKAT: Son 7 yılın verilerine göre dünyada çocuk ve ergenler daha çok çeteleşme ve ergen zorbalığı suçlarını işlerken KKTC’de suçlar farklılık gösteriyor. Son 7 yılın 4’ünde suça bulaşan çocukların yarıdan fazlası soygun, ev açma ve sirkat suçlarını işledi
7 YILDA 46 ÇOCUK HAPSEDİLDİ: KKTC Yüksek Mahkeme kayıtlarına göre, 2010-2016 döneminde KKTC’de yaşı 16’dan küçük 685 çocuk suç işledi. Bunların 46’sı hapis cezasına, 77’si para cezasına çarptırıldı. Suça bulaşan diğer çocuklar için ise farklı çözüm yolları üretildi.
BİRÇOK NEDEN VAR: DAÜ Öğretim Görevlisi Uzman Psikolog ve Çocuk Psikoloğu Şerif Türkkal: Çevresel sıkıntıların toleransı düşürmesi, yetersiz eğitim, sorunlarla baş etmede yetersiz kalmaları çocukları suça itiyor. Yetişkinlerle birlikte hapsedilmeleri ise başlı başına bir sorun
YILLARA GÖRE TÜRLERİNE GÖRE ÇOCUK SUÇLARI
YIL SUÇLU SAYISI EN FAZLA İŞLENEN SUÇ
2010: 94 53 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2011: 74 30 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2012: 97 35 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2013: 94 60 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2014: 121 55 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2015: 89 35 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
2016: 116 73 (SOYGUN, EV AÇMA, SİRKAT)
Bertuğ TOPAL
Ülkede ciddi şekilde işlenen suçlara bakıldığında son yıllardaki artış göz önünde. Ancak çocuk suçlulara bakıldığında ise normal suç artış oranının üzerinde bir rakam görülüyor. 2013 yılında hafif de olsa düşüş gösteren çocuk suçlu sayısı takip eden yıllarda yine yükselişe geçti.
2014 yılında suça bulaşan çocuk sayısı 121, 2015 yılında 89, 2016 yılında ise 116 olarak kayıtlara geçti. Özellikle çocuk suçluların yargılandığı en önemli suç soygun, ev açma ve sirkat oldu.
DAÜ Öğretim Görevlisi Uzman Psikolog ve Çocuk Psikoloğu Şerif Türkkal, çocukların suçla ilişkilerini ve nedenlerini Havadis’e anlattı. Türkkal, çocuk suçluların da büyük bireylerle aynı hapishanede yatmasının da ciddi eksiklik olduğunu söyledi.
Çocuk suçlarında dikkat çekici artış var
KKTC Yüksek Mahkeme kayıtlarına göre, 2010-2016 döneminde KKTC’de yaşı 16’dan küçük 685 çocuk suç işledi. Bunların 46’sı hapis cezasına, 77’si para cezasına çarptırıldı. Suça bulaşan diğer çocuklar için ise farklı çözüm yolları üretildi.
2016 yılında 116 çocuk suçlu
2016 yılında 16 yaşından küçük sanıklarla ilgili olarak mahkemelerde 95 dava görüşüldü. Bir önceki yıldan askıda kalanlarla birlikte neticelenen 99 davada muhtelif suçlarla itham edilen 114’ü erkek 2’si kız toplam 116 çocuk suçlu bulunarak mahkum edildi.
46 çocuk hapse atıldı
2010-2016 yılları arasında mahkemede yargılanıp hapse atılan çocuk suçlu sayısı 46 olarak açıklandı. Bunun yanı sıra polis nezaretinde tutulan ve para cezası ile serbest kalan çocuklar da bulunuyor. Ancak asıl rakam başka şekilde halledilen dosyalarda. Yüzlerce çocuk suçlu dosyanın teminatla veya davanın geri çekilmesiyle kapanması sonucu serbest bırakılıyor.
En fazla suç soygun, ev açma ve sirkat
Yüksek Mahkeme Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan yıllık raporlara göre suçlu bulunan gençlerin işledikleri suçlara ve mahkeme kararları göre en fazla soygun, sirkat ve ev açma olaylarına karıştıkları görülüyor. Buna göre 2016’da 73 çocuk soygun, sirkat ve ev açma suçlarını işlerken, 19 çocuk trafik suçu, 18 çocuk ise adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, vahim yaralama, darp ve tecavüz gibi suçları işledi.
2015’te daha düşük
2015 yılının rakamları 2016 yılına göre çocuk suçları bakımından daha düşük. Bu da 2016’da çocuk suçlarında artışı gözler önüne seriyor. 16 yaşından küçük sanıklarla ilgili olarak mahkemelerde 89 dava görüşüldü. 2015 yılında ise bu rakam 82’ydi.
Yine soygun ön planda
2015 yılında da 2016’da olduğu gibi çocuk suçluların işledikleri suçlarda soygun, ev açma ve sirkat ön planda. Bir yılda çocuk suçluların işlediği cezaların neredeyse yarısını oluşturan bu suç sınıfı 2015’te 35 çocuk tarafından işlenmiş durumda.
Türkkal: “Bu dönemlerde hassas olunmalı”
DAÜ Öğretim Görevlisi Uzman Psikolog ve Çocuk Psikoloğu Şerif Türkkal sosyal düzene karşı davranışta bulunma, büyümenin, özellikle ergenlik sürecinde normal bir aşama olarak kabul edilebilmekte olduğunu söyledi.
Türkkal, genellikle yetişkinliğe geçişle birlikte çocukların sosyal normları benimsediğini ve bu eğilimin de ortadan kalktığını ifade ederek “birçok ergen grubun bu yaşlarda sosyal normlara karşı bir başkaldırı niteliğinde yasal olmayan davranışlar sergilediği fakat suçlu bir kimlik geliştirmeden bu evreyi atlattıkları görülür. Tam da bu sebepten çocuk ya da ergen bir bireyin, bir suça girişmesi halinde sistemin tavrının ne olacağı hassasiyetle düşünülmelidir” dedi.
“Tüm dünyanın sorunu”
Türkkal, suç işleyen bir çocuğun suç eğilimli bir karaktere ya da doğaya sahip olduğunu varsaymanın büyük bir yanılgı olacağını ifade ederek, çocuk ya da reşit olmayanların suç oranındaki artışın sadece bizim ülkemizi değil, birçok ülkeyi ilgilendiren bir sorun olduğunu söyledi.
Türkkal, 1995’den bu yana Doğu Avrupa ülkelerinde ve Bağımsız Devletler Topluluğu olarak kabul edilen ülkelerde, çocuk suçlu oranında %30’luk bir artış olduğunun rapor edildiğini söyledi.
“Genellikle 14 yaş”
Türkkal, reşit olmayan suçluların genellikle ortalama 14 yaş dolaylarında olduğunun görüldüğünü belirterek suçlu girişimlerinin çoğunluğunun, madde ve alkol kötüye kullanımı, hırsızlık ve tecavüz şeklinde olduğunu söyledi.
Birçok ülkede bu yaş grubunda çeteleşmenin olduğu ve suçların da bu çete kapsamında işlendiğini ifade eden Türkkal, “Bu çete oluşumu aslında bireylere bir aidiyet de vermiş oluyor. Fakat bizde gözlenen eğilim bununla pek benzerlik göstermemekte” dedi.
Sorunlu aileler
Çocukluğunu oldukça zor şartlar altında geçiren bireylerin, sorunlu ve parçalanmış ailelerde yaşamak, alkolik ebeveynle büyümek, çok kalabalık evlerde yaşam sürmek, yoksulluk, süreğen bir şekilde şiddete maruz kalıyor olmanın çcoukları suça iten etkenler olduğunu kaydeden Türkkal, tüm çocuklara suçlu gözüyle bakmanın resmin bütününü kaçırmaya neden olduğunu kaydetti.
“Kesin önlem şart”
Türkkal sözlerine şöyle devam etti: “Evde yoksulluk sınırında yaşayan bir çocuğun bir kafeden, marketten ekmek çalması onu hukuken suçlu yapabilir. Fakat, amacınız gerçek anlamda bir değişiklik yapmaksa, olayın gerisindeki sosyal ve psikolojik etmenleri göz önünde bulundurmalıyız. Anlayış gösterelim değil; kesin bir şekilde önlem almamız gerek diyorum! Bu önlem de salt cezai işlemlerden ibaret olmamalı. Hapse attığınız bir birey özellikle çocuk yaştaysa, bu işlem ne yazık ki onun davranışlarını iyileştirici bir etki yapma konusunda eksik kalıyor.”
“Çevresel sıkıntılar da tetikliyor”
Türkkal, çocuk ve ergen suçlularda çevresel sıkıntıların toleransı düşürmesi ve eğitimsel olarak yeterince donanımlı olmamaları ve bazı konularla baş etme yöntemlerinin yetersiz kalmasının, ilişkilerinin şiddet eğilimli olmasını sağlayabileceğini belirtti.
Türkkal sözlerine şöyle devam etti: Kimliğiniz, kendilik algınız çevrenin bir nevi ayna etkisi ile oluşur. Öyleyse çevresel iyileştirmeler çocuk yaşta suç eğilimlerini önlemek adına önemli bir adım olabilir. Bunun için birçok kişinin ben de dahil bireysel girişimleri var. Fakat gerçek anlamda sistematik bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Bu konuda birçok bilirkişi var. Bu profesyonellerin geliştirdikleri, geliştirmekte oldukları projelerin desteklenmesi, büyütülmesi önemli bir adım olabilir. Konuyu görmezden gelmeniz, ne yazık ki onu görünmez kılmıyor.”
“Çocukların büyüklerle hapis yatması ciddi eksiklik”
Şerif Türkkal, çocukların hapis yatmaları ve üstelik yetişkinlerle birlikte hapis yatmalarıyla ilgili soruya ise şu cevabı verdi: “Yetişkin suçlularla bir arada bir hapse koyulmaları iyileştirici mi? Tek başına hapis zaten etkin bir çözüm değilken, bir de yetişkinlerle bir arada tutulmaları ne yazık ki daha da önemli bir eksiklik. Hapisle sadece toplumdan tecrit edersiniz. Bir süreliğine toplumun “vicdanını” rahatlatırsınız. Peki ya hapisten çıkınca ne olacak? Olması gereken bence hapisten önce, hapis sürecinde ve hapisten sonra olmak üzere üç aşamada değerlendirilmedir. Öncelikle, hapse varmadan, risk grupların tespit edilmesi ve o gruplarla önleyici çalışmaların yapılması gerekir. Psikologlar, sosyal hizmet görevlileri, sosyologlar bu anlamda oldukça önemli role sahip. Dolayısıyla önce hapse düşecek duruma gelmemesi için çalışmaların yapılası önemlidir. Hapse girecek çocuk ve ergenlerin yaşa göre ayrıştırılması da gerekir. Ardından, hapsedildikleri dönem boyunca, sosyal, eğitsel ve psikolojik desteğin sunulması önerilir. Ancak bu şekilde “iyileştirmek” mümkün olacaktır. Yani çocuk yaştaki bir bireyi sadece cezalandırmak için orda tutarsanız, yaptığınız çoğu zaman onu suçlu kimlikle daha da özdeşleştirmek olur. Dolayısıyla hedef onu güçlendirmek olmalıdır.”
































